CANLI, CANLI GÖMÜLSENİZ BİLE PES ETMEYİN!
CANLI, CANLI GÖMÜLSENİZ BİLE
PES ETMEYİN!
Arada bir beynimizi ve ruhumuzu dinlendirmek gerekir ki,
Bu dinlendirme aslında kazanılması gereken enerjinin anahtarıdır.
Şu güzel öykülerden alınacak mesajlar da, bana göre tam olarak budur.
Okuyun, dinlenin ve güçlenin diye
Günlerden bir gün, köylerden birinde,
Adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş.
Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki,
Üzerine de toprak dökülmüştü.
Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı,
Toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi,
Öyle ya da böyle düşmüştü.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde.
Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.
Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.
Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız,
Köylüleri yardıma çağırdı.
Sonunda karar verildi ki, kurtarmak için çalışmaya değmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde, her an biraz daha yükseldi
Ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.
Köylüler ağzı açık bakakaldı.
Eşek canlı, canlı gömülürken bile pes etmemişti.
Ve başardı.
******************************
Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı.
Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.
Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik,
Büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına.
Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu.
Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi.
Aniden boşalan ip, hızla Brenda'nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkânsızdı.
Lens, yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca.
Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı;
"Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı."
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre,
Lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe, yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens, kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak
Ve bir karikatürcü olan babası da,
Ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek,
Karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:
"Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..."
"BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin...
KİM, NE DEMİŞ?
Prof.Dr.Abdüsselam demiş ki;
Eğer kâinat manasızsa neyin araştırması yapılıyor?
Yazı Tarihi : 27 Mayıs 2009 Çarşamba