KISA BİR ARADAN SONRA!
ÖNEMLİ NOT: Yazarımızın adı altında, bir süredir yayında olan ''Metin Restaurant''adlı makale kendisine ait değildir.Bilgisi dışında teknik bir hatadan dolayı yayında kalmıştır ve bu sebeple kaldırılmıştır.Bilginize...''
KISA BİR ARADAN SONRA!
Kısa bir aradan sonra,
İşe,
Eve,
Şehre,
En çok da ‘'rutine'' kısa bir aradan sonra,
Merhaba.
Özlemiş ve dinlenmiş olarak ‘'merhaba.''
Ne çok düşündüm bir hafta,
Ne çok düşündüğümü düşündüm,
Ne çok düşündüğümü düşününce,
Günlük hayatta, hiç düşünmeye fırsatımız olmadığını da düşündüm.
Yolda giderken,
*Yeşilin tamamen örttüğü toprağın ve ağaçların,
Dinlenmenin olmazsa olmaz öğesi olduğunu,
*Tatilin, her gün şikâyet edip durduğumuz hayatımızı
Aslında ne kadar çok sevdiğimizi ya da özleyebileceğimizi fark ettirdiğini düşündüm.
*İnsanın yaşadığı şehri hiçbir yere değişemeyeceğini,
*Telefonun ucunda, yol boyunca sağlığımızı merak eden insanların varlığına ne kadar çok şükretmek gerektiğini,
*Aslında tatilin tamamen kurguladığımız hayatlarımızda,
Vakit bulamadığımız ailemizle bir arada olabilme fırsatı olduğunu düşündüm.
*Sürekli yapım aşamasında olan karayollarının ne zaman bitebileceğini,
*Aşırı hız yapan sürücülerin nasıl engellenebileceğini,
*Sakarya ve diğer şehirler arasında ki gelişmişlik farkının,
Kapanıp kapanamayacağını düşündüm durdum.
Her şehrin,
Geçilen her şehrin,
Kendine özgü ve ünlü bir ürünü olduğunu
Ama Sakarya'nın bundan mahrum olduğunu yine gördüm yine üzüldüm.
*Bursa'da İskender yemek için,
*Kütahya'da çiniciler çarşısını gezmek için,
*Afyon'da sucuk yemek için,
*Isparta'da güllerin önünde fotoğraf çektirmek için duran,
*Antalya'nın denizine koşa insanlar
Sakarya'ya ne için uğrasınlar ki?
Sorusuna cevap bulamadım.
Bulamadım çünkü
Karadeniz'e kıyısı olan
Ama doğru dürüst bir turizm merkezi bulunmayan,
Kabağı ve kabak şekeri bilinen
Ama doğru dürüst tanıtımını yapamayan,
Sayısız doğa cenneti olan
Ama kıymeti bilinmeyen bir şehirdi düşündüğüm.
Sonuç olarak,
Her şeye kısa bir ara verebildim
Lakin boynu bükük bir Sakaryalı olmaya veremedim.
Ama, fakat, lakin, yine de
Bilecik'ten sonra ‘'Adapazarı'' tabelasını görüp de,
Şehre girince
Dünyanın hiçbir yerinde hissedemeyeceğim
‘'Huzur ve güveni''
Bir kez daha,
Bininci kez daha hissettim.
Aynı huzurdan büyük bir parça da
Şimdi size,
‘'Yarın görüşmek üzere'' diye yazabildiğim için hissediyorum.
KİM, NE DEMİŞ?
Bertholt Brecth demiş ki;
Yenilenlerin tarihini, yenenler yazmıştır.
Yazı Tarihi : 19 Haziran 2009 Cuma