VURDUMDUYMAZLIK
VURDUMDUYMAZLIK
Şehrimizde Marmara Depremi'nin ardından oluşan bu vurdumduymazlık korkutucu boyutlara ulaştı.
Hepimiz hatırlıyoruz, 1999 depremi öncesindeki Sivil Toplum Örgütlerinin etkinliğini..
Ama şimdi çoğu, koltukları hak etmediği yere işgal eden insanlarla doldular..
Şehrimizin herhangi bir sorunu ile görüş bildiren, denetim görevini yerine getiren STK'ların sayısı çok çok az.
* * *
Sadece STK'lar mı?
Muhalif siyasi partilerimizin temsilcileri de büyük bir vurdumduymazlık içerisindeler..
Her gün gerek bizim gazetemiz, gerek ise diğer yerel gazetelerde oldukça çarpıcı iddialar ortaya atılıyor.
Ne siyasi partilerimiz, ne de STK'lar kılını kıpırdatmıyor bu konuda..
Haberleri suç duyurusu kabul edip, soruşturma açan savcılarımız da yok artık.
* * *
Bir otobüse binmişiz..
Şoför bizi bir yerlere götürüyor.
Yolcuların hepsi uyumuş.
Biz en arka koltuklardan bağırıyoruz.
"Ey Şoför, otobüs yoldan çıkmış.. Toplarla!.."
Ne diğer yolcular duyuyor sesimizi uykudan uyanıyor, ne şoför!
* * *
Bariz usulsüzlükler, yolsuzluklar, kanun dışı faaliyetler, diz boyu olmuş.
Hadi diyelim STK'larımız ses çıkarmıyor.
Siyasi Parti temsilcileri neden susuyor?
* * *
"Bak böyle böyle şeyler oluyor. Haber yapabilirsiniz bunları" diyor bazıları da..
"E o zaman çok sen bir açıklama yap, biz de haberini yapalım" diyorsunuz siz de..
"Yok benim ağzımdan yapmayın. Siz haberi bulmuş gibi yapın" diyor ısrarla..
Herkes çekilmiş bir kenara..
Hani derler ya "Araba çamura saplanırsa, yol gösteren çok olur" diye..
Yol gösterenler de yok artık..
* * *
Adapazarı'nda "3 K" formülüne dikkat eden hep "iyi" olmuştur.
Konuşmayacaksın.
Karışmayacaksın ve eğer gücün varsa
Karışanlara engel olacaksın.
Otobüs bildiği gibi gidecek.
* * *
Ama artık bir şeyler değişmeli.
Sen yanmalısın.
Ben yanmalıyım.
Yoksa karanlıkta oturmaya devam edeceğiz.
* * *
Sevgili dostlar, bir süredir iş dünyasını yakından ilgilendiren bazı konularda haberler yapıyoruz.
Belgeleri ile birlikte.
Son olarak da bir soru sordum.
2'inci OSB'de hukuka aykırı olmasına rağmen üçüncü şahıslara yer kiralayan var mı diye!
Bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ya sen ne söylemek istiyorsun, neler biliyorsun hele bir anlat" demedi.
Birkaç kişi sırf meraktan aradı.
Bir şey yapacaklarından değil ya!..
* * *
Kimsede hak, adalet erdemi kalmadı mı bu şehirde?
Bu kadar vurdumduymazlık niye?
Kimden korkuyorsunuz?
Aç kalmaktan mı?
Onurlu bir şekilde aç kalmayı tercih edecek yok mu?
Lütfen artık bu kadar vurdumduymaz olmayalım.
Sadece kendi hakkımızı değil, bu memleketin hakkını da kimseye yedirmeyelim.
HASTANE İNŞAATININ YERİ
Orman işletmesinin arazisi iken Sağlık Bakanlığı'na devredilen ve şimdi de üzerine 400 yataklı devlet hastanesi yapılan arazi ile ilgili hukuki süreç devam ediyor.
Bu sırada hastane yapılacak yerin zemininde hafriyat çalışmaları da sürüyor.
Israrla hastanenin yapımı için zemininin su ile dolu olduğu bölgede çalışmalar sürdürülüyor.
Yer bilimcileri ile görüştüğümüzde, hastane binasının, aynı arazinin daha arka kısımlarında yapılmasının daha iyi olacağı yönünde görüş bildiriyorlar.
Hastanenin şimdi yapılacağı yerin zemini, biraz daha arka taraflardaki zemine göre daha kötü.
Bizler bu uyarıyı daha önce de yapmıştık.
Ama üzülerek görüyoruz ki bir değişiklik yok.
Oysa ki, bilimin söylediğinden dışarı çıkmamak gerek.
Hastane yapılacak yerin seçimi konusunda biraz daha inceleme yapılmasının daha sağlıklı olacağı görülüyor.
GÜNÜN ATASÖZÜ
Çalışan demir pas tutmaz.
Yazı Tarihi : 19 Haziran 2009 Cuma