DOĞAYLA İÇ İÇE BİR YER; KERPE
DOĞAYLA İÇ İÇE BİR YER; KERPE
Bu hafta bir tatil röportajı okuyacaksınız. Kerpede'yiz... Dilek Kaya ve Hatice Durcan ile röportaj yapıyorum. İkisine de insanlar neden Kerpe'ye gelmeli diye soruyorum. Verdikleri cevaplar benzer; ‘Çünkü Kerpe doğayla iç içe… Doğası müthiş, insanları müthiş.'
Bir hafta izinliyim. Bunun birkaç gününü kendime –tatile- birkaç gününü de ablamın nikahına –hazırlıklara- ayırıyorum.
Bir hafta arası olan kına ve nikah arasında abimle birlikte soluğu Kerpe'de alıyoruz. Sorunsuz bir yolculuktan sonra önce Kefken'deyiz.
Önceden kalacak bir yer ayarlamadığımız için beğendiğimiz, kalabileceğimiz otel ve pansiyonları tek tek geziyoruz.
Kefken'de uygun bir yer bulamadığımız için şansımızı bir de Kerpe'de deniyoruz.
Yol üzerinde gördüğümüz arabaların çoğu İstanbul plakalı. Bunu Adapazarı ve İzmit takip ediyor.
Jandarmanın yaptığı genel denetimler gözden kaçmıyor. Hatta biz de durduruluyoruz.
Ehliyet ve ruhsat kontrolünden sonra yolumuza devam ediyoruz.
Kerpe'de de biraz dolaştıktan sonra ‘Otel Kerpe'de' karar kılıyoruz. Çok şık bir otel değil ama sahili çok güzel.
Yazmadan geçemeyeceğim; genel olarak otel ve pansiyonların verdikleri hizmet kalitesini çok daha yukarılara çekmeleri lazım.
Yemek faslının ardından işte o an geliyor; denize giriyoruz. Bol bol denizin ve güneşin tadını çıkartıyoruz.
Malum süremizde çok uzun değil, en iyi şekilde değerlendirmek lazım.
Otelde gün ve gece boyu çalan müzikler çok güzel…
Günü deniz ve güneşle geçirdikten sonra akşam yemeği için masaya oturuyoruz. Otelde ilk günü olan müşterilere balık ikram ediyorlarmış; ama balıkla aram çok iyi olmadığı için tercihim köfteden yana oldu.
Dinlenmeye ihtiyacım olduğundan pek tadını çıkartamadım, kalitesini ve dozunu bilmiyorum; ama Kerpe'nin gece hayatı hareketli sayılabilir.
Ertesi gün de sahillerin çok kalabalık olduğunu gözlemledim.
Bu arada otel işletmecisi Dilek Kaya ile röportaj yaptım. Kerpe'yi, verilen hizmeti ve ekonomik krizi konuştuk. Kaya'nın otele gelen müşterilerden misafirlerimiz diye bahsetmesi çok hoşuma gitti. İşini o derece seviyor ve önemsiyor.
Gece çay-kahve içmek için dışarı çıktığımızda sıra sıra hediyelik eşya satan dükkanları gördüm. Dükkanlar yan yana ışıl ışıl…
Hediyelik eşyalara bakarken dükkanlardan birinin işletmesini yapan Hatice Durcan ile de sohbet ettik.
Durcan, bu yıl belediye başkanın kendilerine kalıcı bir yer yaptığını ve geçen yıllarda meydanda olan yerlerinin şimdi biraz daha arkada kaldığını söyledi.
Belediye başkanına kalıcı yerler için teşekkür ederken, bu durumun ekonomik krizle birlikte işleri üzerinde olumsuz etki yaptığını da sözlerine ekledi.
Aşağıda Dilek Kaya ve Hatice Durcan röportajlarını okuyacaksınız. Haftaya da farklı bir röportaj…
Dilek Hanımı bahçede domatesleri sularken yakalıyorum. Kahvaltıda yediğimiz domateslerin bir kısmı bahçedenmiş… Dilek Hanım bahçe suluyor ve ben soru soruyorum…
Dilek Hanım otel hakkında bilgi verir misiniz?
Burası ablamın oteli. Otelin her işiyle ilgileniyoruz. Yani sabit bir görevim yok. Otelde 5'nci yılımız. Kışları da açığız. 12 ay buradayız. Kışın daha az misafirlerimiz oluyor. Özellikle hafta sonları İstanbul'un yoğunluğundan kaçmak isteyenler, iki gün tatil kaçamağı yapmak isteyenler geliyor. Ama yaz aylarındaki hareketlilik gibi değil tabiî ki.
Kışın farklı aktiviteleriniz oluyor mu?
Hayır olmuyor. Misafirlerimiz daha çok dinlenme amaçlı tercih ediyorlar. Kerpe aktivitelerin çok olduğu bir yer değil. Doğal güzellikleri var. Misafirlerimize bu yerleri gösteriyoruz. Oraları keşfetmeleri konusunda yardımcı oluyoruz. Zaten bizim otelimiz de sessiz, sakin, dinlenmeyi tercih edenlerin mekanıdır.
Sezon nasıl geçi yada geçiyor?
Sezon çok kötü ve durgun geçti.
Bu yıl mı böyle oldu yoksa geçtiğimiz yıllarda böyle miydi?
Gelen misafirlerimizin sayısı diğer yıllar daha yoğun oluyordu.
Neden peki? Ekonomik kriz mi?
Kesinlikle krizin etkisi. Çünkü burası yerli turistin geldiği bir bölge. Yani güney yada Ege gibi yabancı turistlerin geldiği bir yer değil. Dolayısıyla bizim misafirlerimiz krizden etkilenen insanlar. Krizden etkilenmeyen kesim de var tabi ki ama onlar da burayı tercih edip, buraya gelmeyen insanlar. Bu sebeple krizden çok etkilendik. Ayın 21'in de ramazan geliyor. Ramazan da ister istemez etkileyecektir.
Ramazanda açık olacak mısınız?
Biz açığız tabiî ki. İftara gelenler olur, denize girmek için gelenler olur. Sonuçta insanların kendi özgür iradeleri, oruç tutarlar yada tutmazlar; ama biz hizmet vermek zorundayız. Bayramda da buradayız. Kışın da hizmet veriyoruz zaten.
Kerpe'nin sezonu çok kısa…
Sezon çok kısa. İlk geldiğimiz sene haziran ayında çok yoğun olacak diye düşündük. Bu düşünceyle personel sayımızı arttırdık, buna göre hazırlık yaptık; ama temmuzun 20'sine kadar hiçbir hareketlilik olmadı. Nankörlük yapmayalım ama çok az gelen oldu. Temmuzdan önce sadece hafta sonları gelenler oldu.
İkinci yada üçüncü senemizde dedik ki buranın sezonu temmuzun 20'sinde başlar, ağustosun sonunda biter. İşletmeciler açısından bu çok ciddi bir dezavantaj. Buranın hizmetini verebilmek için personeliniz olmak zorunda. Misafir gelsin yada gelmesin olmak zorunda. Onların giderleri, işletmenin masrafları, kirası gibi giderlerden dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.
Krizden dolayı fiyatlarda bir değişiklik oldu mu?
Geçen seneki fiyatların aynısı bu sene de devam ediyor. Normal olanı her sene fiyatların artmasıdır aslında; ama kriz gerekçesiyle biz de geçen seneki fiyatlarımızdan devam ediyoruz.
Kerpe için neler söylersiniz?
Kerpe çok güzel bir yer. Biz Kerpe'yi çok seviyoruz. Doğası müthiş, insanları müthiş.
Biraz kalitenin artması gerekiyor diye düşünüyorum ben. Yıllardır aynı sayılır…
Küçük yerlerin böyle dezavantajları oluyor. Küçük işletmeleriz sonuçta. Bizimde gönlümüzden geçen otel binasının çok güzel bir şekilde restore edilmesi, insanların keyif alacağı odaya gelmesidir; ama 40 gün çalışıldığı için o 40 gün süre zarfında kazanılanla ne yapacaksınız? Personel giderlerini mi vereceksiniz, kirayı mı ödeyeceksiniz, verginizi mi vereceksiniz? Bir işletmenin bir sürü masrafı oluyor.
Bunların dışında daha özenli yerler yaratmak için ödenek kalmıyor. En azından biz de öyle. Diğer işletmeleri bilmiyorum ama biz ucu ucuna denkleştiriyoruz. Burada herkesin sorunu çok kısa çalışmak. Uzun çalışılsa elbette ki elde edilen gelir yine gelecek misafirlerin daha iyi hizmet alabilmesi için harcanır, tüketilir; ama öyle bir şansımız olmuyor.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Sezonu borçsuz kapatmak için uğraşıyoruz; ama dediğim gibi biz Kerpe'yi çok seviyoruz. Çok güzel bir yerdir Kerpe. İzmitlilerden çok İstanbullular keşfetmiş durumda. Umuyoruz ki bu bakirliğini korur. Çünkü keşfedilen yerler maalesef yozlaştırılıp, tahrip ediliyor. O yüzden de bir taraftan da korkuyoruz açıkçası; Krepe'nin de başına bu gelir mi diye. Bu noktada gelen misafirlerimizin buraları biraz daha özenli kullanması gerekiyor. Çocuklarımız, torunlarımız da bu güzelliği görsün istiyorsak hepimizin sorumluluğu var; ama Kerpe'yi görmelerini tavsiye ediyoruz.
‘YERİMİZ DEĞİŞTİ'
Şimdi de Hatice Durcan ile sohbet ediyoruz. Hatice Hanım bir yandan kahve yapıyor, bir yandan da gelen müşterileriyle ilgileniyor ve aynı zamanda benimle sohbet ediyor.
Hatice Hanım, nerelisiniz?
Ben İzmit Yarımca'da oturuyorum.
Yaz için buradasınız…
Evet. 20 senedir yazları buradayım.
Kerpe'ye ilgi var mı?
Kerpe'ye ilgi var.
Ama sezon kısa…
Sezon kısa. Ramazanda öne geldi bu sene. Ramazanın erken olması bizleri etkiledi bile. İnsanlar dönmeye başladı.
Ramazandan sonra tekrar gelirler mi?
Ramazandan sonra da okullar açılıyor.
Satışlarınız nasıl?
Çok şükür; ama tabi önceki seneler daha iyiydi.
Bu sene neden kötü peki?
Bizim yerimiz değişti bu sene. Daha önce meydandaydık.
Yerden dolayı yani…
Evet. Eskiden olduğumuz yere gelen insanlar bu tarafa pek gelmiyorlar. Mesela yemeğe geliyorlardı, yemek yerken bizleri görüyorlardı. Alışveriş yapıyorlardı. Sağ olsun belediye başkanımız Cengiz Kan burayı bize verdi. Kalıcı yer yapmamızı sağladı.
Bize saygı gösterdi. Daha önceki yerimizde yağmur yağdığında ıslanıyorduk. Mallarımızı her gün getiriyorduk. Gece yine geri götürüyorduk. Sağ olsun bize böyle kapalı bir yer yaptı. Çok iyi oldu; ama yer olarak biraz kötü.
Peki krizin etkisi var mı?
Tabi. Mesela kaç senedir aynı fiyatta sattığımız mallar bu sene insanlara pahalı geliyor. 5 senedir şunları (dükkanın tavanında asılan ürünleri gösteriyor) 17 liradan satıyorum. 17 liradan bir kuruş yukarı çıkmadım. Hatta toptancım bana 750 bin lira zam yaptı, yine fiyatları yükseltmedim; ama insanlara pahalı geliyor.
Sizce insanlar neden Kerpe'ye gelmeli?
Kerpe doğayla iç içe. Bence gelmeliler. Çam ormanları, deniz hepsi bir arada. Sonra burada –koy olduğu için- boğulma tehlikesi yok. Açık deniz değil. ‘Karadeniz'in kuyuları var, çeker, girdabı var' derler; ama burada böyle bir şey yok. Bence Kerpe'ye mutlaka gelmeliler.
Yazı Tarihi : 24 Ağustos 2009 Pazartesi