Hepimiz suçluyuz
Hepimiz suçluyuz
Sakaryaspor başkanlığına talip olacakların 20 Milyon Türk Lirasını gözden çıkartması gerekiyordu. Yani bunu finanse edebileceğini ve elini cebine götürmeleri kaçınılmazdı.
Kulübün yaklaşık 21 Milyon Liralık kapıda bekleyen borcunun yanı sıra yeni sezonda yapılacak yeni transferler, futbolculara ödenmesi gereken acil 6 Milyon Türk Lirasının başkanlık koltuğuna oturmadan önce ödeme sözü vermesi gerekiyordu. Sezona başlanabilmesi için minimum gereken miktar ise 10 Milyon lira civarlarında olduğunu düşünürsek, geçtiğimiz sezon Bülent Yılmaz Başkanlığında yapılan yönetim kurulu göreve geldiklerinde her birinin 100 Bin lira vereceği söylenmişti. Maalesef onlarda bunu gerçekleştiremedi, tıpkı şuanda olduğu gibi. Şimdiki yönetimde elini taşın altından önce cebine götürmeli. Götürmeli ki kurtuluş mücadelesinde kıvılcım yapsınlar. Ateşlemeyi gerçekleştirsinler ki arkası gelsin. Şimdi yüksek divan kurulunun bu duruma el koyup darbe yapması mı gerekmez mi? Fakat yapacak ne yürek ne cesaret nede maddi güç var. O zaman ne taraftarın nede yüksek divanın yangına körükle gitmesi yerine sonuna kadar destek olmaları gerekmez mi? Zaten bu töraransı, takım küme düşerken alkışlayan taraftarlar bir önceki yönetime vermişti. Sıra geldi şimdiki yönetime. Başta Halit Evin ve Başkan İsmail Gürses gecesini gündüzüne takarak yaptıkları mücadele ortada. Gerçek mücadele verdiler iyi yada kötü. Tıpki bir önceki yönetimin yapmış olduğu yanlış ve doğrularıyla. Bir önceki yönetimde başta istifalar ve fikir ayrılıkları ile sarsılmış ve güç kaybetmişti. Kan kaybeden sistem bu yönetimde de gerçekleşti. Daha benzerlikler yok mu? Takım o dönem öylesine tatil kampı gerçekleştirmiş ti şimdide. Değişen hiçbir şey olmadı. Aynı sorunlar yaşandı. Sonuçta ne oldu takım küme düşerken tüm şehir olarak sınıfta kaldık. Bu da yetmezmiş gibi yaklaşık 22 milyon liralık borç yükü sırtımızda. Bu şehir bu rakamı ödeyemiyorsa zaten şehirlikten çıkmış demektir. Aynı yaşanan sıkıntılar ve sancılı süreç pahallıya patlamış ve takım küme düşmüştü. Şimdi yaşadığımızda bir benzeri olarak karşımızda. Bu da bizlere takımın yine küme düşebileceğinin sinyalini veriyor. Ama biz olmayacak duaya amin der gibi hareket ediyor ve gerçeklerle yüzleşmekten korkuyoruz. Bu işin sonu bu benzerliklerle gerçekten oldukça ürkütücü. Başta şehrin iş adamları, sivil toplum örgütleri, siyasileri olmak üzere birlik içinde kenetlenip, inandıkları ve güvendikleri isimleri yönetici olarak takımın başına getirmeleri tek çıkış yolu olarak görünüyor. Anlaşılan şu ki gelen tüm yöneticiler, iyi niyetli gelip, tüm stresi çekmişler, mücadele vermişlerdir. Kimse bunları suçlayamaz. Suçlu arayacaksak önce aynaya bakmalıyız. Bu suç ve günah hepimizin ortak paydasıdır…
Yazı Tarihi : 11 Eylül 2009 Cuma