SİYAH DUVAR
SİYAH DUVAR
Hepimizin içinde karşımızdakilere karşı bir soru işareti vardır. Neden, niçin, niye sorularını hafızalarımızdan silemeyiz. Devlet kapısında bir işimiz olsa, "neden benimle ilgilenmiyorlar" deriz. Veya " durup dururken bu adam beni niye buldu" gibi kafamıza olmadık şeyleri sokmaya çalışırız. İlginin fazlasından ve azından rahatsız oluruz.
Gözümüz hep başkasının yaptıklarındadır. Bencillik bizim vazgeçilmezlerimiz arasındadır. Önce ve sonra hep kendimiz varız. Paylaşmaktan, bölüşmekten pek hoşnut olamıyoruz nedense.
Hiçbir çıkar gözetmeden insanlık için el uzatanların sayısı artık parmakla sayılabiliyor. Aşık Veysel'in dediği gibi " dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır." Maalesef gerçek dostluklar yok olmaya başladı. İleride çok ihtiyaç duyacağımız dostlar artık etrafımızdan yavaş yavaş yok olup gidiyor.
Kader birliği yapabileceğin dostlar artık kendi dünyalarında. Ve bizler her geçen gün bu dostlukları özlüyoruz. Bu nedenle paylaşmayı öğrenmeliyiz. Birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Bize uzatılan eli yakalamalıyız. Bilmeliyiz ki birileri halen bizim için bir şeyler yapabiliyor.
Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.
- "Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, elele tutuştular, ne kadarda yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzelde dalıyorlar suya"
Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, işte o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.
Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı
"Simsiyah bir duvar"
Bazen içimizdeki duyguları yenemeyiz. Karşımızdaki insanın bizim için yaptığı fedakarlıkları ancak onu kaybettiğimiz zaman anlayabiliriz. Kader birliği yaptığımız dostlarımıza sıkı sıkı sarılmalıyız. Ve en önemlisi onlara güvenmeliyiz.
GÜZEL SÖZLER
Sanatın düşmanı bilgisizliktir. BEN JOHNSON
GÜNÜN FIKRASI
Temel'e anlatıyorlardı.
- Yerçekimi kanunu olmasa herkes havada uçacaktı.
- Uyy uşağum!.. Peçi pu kanun ne zaman kabul edildi?
Yazı Tarihi : 04 Ağustos 2008 Pazartesi