‘TÜRKİYE PARTİSİ'NİN TEK HEDEFİ İKTİDAR OLMAKTIR'
‘TÜRKİYE PARTİSİ'NİN TEK
HEDEFİ İKTİDAR OLMAKTIR'
Türkiye Partisi'nin hedeflerini anlatan İl Başkanı Aydın Zengin: "Türkiye Partisi'nin tek hedefi iktidar olmaktır." diye konuştu.
Bu hafta Türkiye Partisi İl Başkanı Aydın Zengin ile sohbet ediyoruz. Oldukça kibar biri. Parti konusunda da heyecanlı olduğunu gözlemliyorum. Tek hedeflerinin iktidar olmak olduğunu söylerken, bazı çevrelerden tepki aldıklarını dile getiriyor. Tepkiler için ne düşünüyorsunuz diye sorduğumda ‘biz herkesi kucaklayacağız' diyecek kadar da istekli… İşte merak edilen Türkiye Partisi…
AYDIN ZENGİN KİMDİR?
1949 yılında Akyazı Bedil Köyü'nde doğan Aydın Zengin, 15-16 yaşlarında ticarete başladı. Daha sonra askere giden Zengin, askerden dönüşünde uzun yıllar Ankara'da kaldı. Hayatına, Anakara'dan sonra İstanbul'da devam eden Aydın Zengin, Sakarya ile olan bağını koparmadan İstanbul'da ticaret yaptı.
1980 yılından sonra Sakarya'da daha fazla bulunmaya başlayan Zengin, Akyazı'da Akbalık Güreşleri'nin ağalığını yaptı. Uzun yıllar Sakaryaspor yönetiminde bulunan Aydın Zengin Sakaryspor'un Kulüp Başkanlığı yaptığı yılları ‘Sakayaryaspor'un tarihinin en büyük başarısı olan Türkiye Kupası'nı Sakarya'ya getirme şansı elde ettim' diye değerlendiriyor.
Siyasi hayatına Anavatan Partisi'nde başlayan Zengin milletvekili adayı oldu. Çeşitli partilerden teklifler alsa da hiçbirine sıcak bakmadı. Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener'e hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğu sırada Şener'in kendisine teklifte bulunduğunu kaydeden Zengin, Türkiye Partisi Sakarya İl Başkanı olarak görev yapıyor.
Bize biraz Türkiye Partisi'nden bahseder misiniz?
Şöyle söyleyeyim; biz merkez partiyiz. Herkesi kucaklayan hiçbir zaman ayrıştırmayan, birleştiren bir partiyiz. Nitekim amblemimizde de göreceğiniz gibi dünya haritasında Türkiye ve el sıkışan iki insan var. Bu da bizim herkesle el sıkışma durumunda olduğumuzu, kimseyi ayrıştırmayacağımızı, kimseyi dışarı bırakmayacak görüş ve düşüncede olduğumuzu gösteriyor. Liberal, kimsenin dinine, diline, ırkına vs. karışmayan, sözde değil özde demokrasiyi sonuna kadar kullanan bir partiyiz.
Bazı siyasetçiler demokrasiden bol anlatıyorlar; ama sonra da görüyorsunuz demokrasi adı altında büyük baskılar kuruyorlar. Bizim genel başkanımız bunu özellikle bütün konuşmalarında söylüyor. İnsanların fikirlerini, düşüncelerini hürce söyleyebileceği bir ortam yaratmak, demokrasinin nimetlerinden herkesin istifade edebilmesini sağlayacak bir düşüncede yola çıkıyoruz. Kimseyi dilinden dininden ötürü ayrıştırmıyoruz. Herkesi kucaklıyoruz.
Bir de Türkiye'nin içinde bulunduğu biliyorsunuz çok zor şartlar var. Hakikaten çok zor bir ortamdan geçiyoruz. Deminde sözümün başında söylediğim gibi çeşitli partilerden çeşitli zamanlarda çeşitli teklifler aldım; fakat hiçbirine bu kadar sıcak bakmadım. Sayın genel başkanımızın bundan 2.5 sene evvel bildiğiniz gibi AK Parti'den ayrılmadan önce genel başkan yardımcısıydı, bakan ama daha geriye gidersek özelleştirmelerin bir kısmına karşıydı.
Sayın genel başkanımız, hatırlarsınız hepiniz Tayyip beyin bankacılıkla ilgili bazı dosyalarını –buna benzer örnekler de var- imzalamayan, ‘bunlar benim uygun görmediğim düşüncelerdir' diyen biri. Tabiî ki özelleştirmeye de karşıyız diye bir şey yok. Özelleştirmeye de varız; ama belirli ölçülerde. Bazı milli bankalarımızı verdiğimiz gibi, stratejik noktalarda bir sürü fabrikalarımızı verdiğimiz gibi olmaz. Bunların tamamını yabancılara verilmesine karşı olduğu için sayın genel başkanımız o gün o tavrı koydu ve neticede geçen seçimlerde partiden ayrılmak durumunda kaldı.
O günlerde de biliyorsunuz, ayrılırken parti kuracağını söylemişti. Çok insan bize soruyor; ‘sayın genel başkan partiden ayrıldığı vakit parti kuracaktı, niye bu kadar geç kaldı?' diye. Genel başkanımla bunu da konuştuk. Hatta Adapazarı ziyaretinde bu büroda yaptığı konuşmada bazı arkadaşlarımız sordu. Sayın genel başkanımız ‘şu ana kadar bir seçim kaçırdık mı?' dedi. Tabi kimse bir şey diyemedi. Biraz geç kalmasının sebebi, hazırlık devresiydi. Bir başka sebebi daha var, Abdüllatif Şener'in parti kurmasından çok rahatsız olan çevreler vardı. Bunların çeşitli engelleriyle karşı karşıya kalındı; ama tabiî ki bunlar partinin kurulmasına engel değildi. Aşılması gerekiyordu ve aştık.
Kimler tarafından ne gibi engeller oldu?
Pek hedef vermeyeyim ama, Abdüllatif Şener'in parti kurması kesinlikle bazı çevrelerin işine gelmedi. Gelmeyen kesimlerde Abdüllatif beyin önünü kesmek için çok mücadele ettiler.
AK Parti kanadı mı?
Başka kanat olabilir. Abdüllatif beyin kurduğu partiden en çok zarar görecek olan kesimler… Bunlar tabiî ki çok rahatsız oldular. Şu anda dahi inanır mısınız Türkiye Partisi genel başkanının ulusal basında yer almaması için büyük mücadeleler var. Çünkü gündeme çok gelmesini istemiyorlar; ama yinede ben şunu söyleyeyim; bunlara rağmen, her şeye rağmen şu anda 70 ilde Türkiye Partisi bütün teşkilatlarını kurdu. Kurmaya da devam ediyor. 10 ekimde Samsun Cumhuriyet Meydanı'nda herkesin bildiği, herkesin cesaret edip de miting yapamadığı, en az 50-60 bin kişilik çok geniş bir alanda sayın genel başkanımız miting yapacak. Genel başkanımız her şeye rağmen 15 gün sonra ilk mitingle yola çıkacak.
Bunun arkasından mitingler devam edecek. Bundan 20 gün kadar evvel de Ankara'da bir il başkanları toplantısı vardı. O il başkanları toplantısında sayın genel başkanımız şunu söyledi; hangi iller miting yapmaya hazır? İnanır mısınız, Samsun başta olmak üzere Van, Bingöl, Hakkari, Iğdır, Erzurum, Adana, İzmir, Bursa il başkanları hepsi sıraya girdi. Bende miting yap, bende miting yap diye. Hızlı bir yapılanma var ve gayemizde 6 ay içinde tüm Türkiye'nin 81 ilinin tek tek dolaşılması. Köylerine kadar dolaşıp kendimizi anlatmaya çalışacağız.
Mitinge siz de katılacaksınız…
Tabi. Sakarya olarak biz de katılacağız.
Partiye olan ilgi nasıl?
Kendimizi anlattığımız her geçen gün, Türkiye Partisi'ne bizim tahminlerimizin üzerinde ilgi alaka var. İlk ben görevi aldığım vakit Sakarya'da çok kesim tarafından acaba ne olacak diye bakılıyordu; ama bugün her geçen gün partimize katılımlar oluyor. Çok olarak söylüyorum, çeşitli kesimlerden, çeşitli partilerden kayıt olmaya başlayanlar var.
Türkiye Partisi'nin şansını nasıl görüyorsunuz? Gelecekte Türkiye Partisi nerede olacak?
Bizim tek hedefimiz iktidar olmak. Türkiye Partisi'nin tek hedefi iktidar olmaktır. Demin söylediğim yapılan kamuoyu araştırmaları açık ve net. Bir tek bu değil, bundan başka da kamuoyu araştırmaları var. Bunların tamamında yüzde 44-45 civarlarında bir kesim kesinlikle ‘yeni oluşumlardan yanayız' diyor. Bunu söyleyenlerin hepsi bizim gibi muzdarip olan insanlar; ama bir kesim insanda bir partiye oy vermiş, ‘benim partim bu' diyor. Fakat bir yere kadar o da ona sahip çıkacak.
Açlık insanları bazı düşüncelerinden de vazgeçirecek. Maalesef Türkiye'de aç dolaşan insanlar var. Akşam evine bir lokma ekmek götüremeyen insanlarımız var. Bunlara çare bulmamız lazım. Palavrayla hiçbir şey olmuyor. Konuşmakla bir şey olmuyor. İcraat lazım. Türkiye Cumhuriyeti ne zamanki bütün vatandaşlarının aşını ekmeğini temin ederse huzuru sağlamış olur. Biz huzuru sağlamak için evvela vatandaşımızın en azından akşam evinde bir çorbasını kaynatmasını sağlayacağız. Üç çeşit yemek yapamazsın; ama bir çeşit yemek yapsın. Biz üç çeşit yemek yapacak imkan sağlayabiliriz. Ondan daha güzel ne olabilir. Hepimizi mutlu eder; ama hiç yapamayan bir çeşit yemeğini koysun.
Çoluk çocuğuna rahat yemeğini yedirsin. Bir babayı, bir anneyi düşünebilir musunuz ki akşam olmuş evine çoluk çocuğunun ekmeğini götüremiyor; ama Türkiye'de bugün maalesef adamlar intihar ediyor. İflaslar almış başını gidiyor. Fabrikalar kapanmış. İşçiler dışarıda. Halimiz ne olacak? Yine mi devam edelim; AK Parti'nin açıkladığı 2012 yılına kadar ki programla yine sefalet yine işsizliğe devam. Niçin devam? Üretilmeden refah olur mu? Bir şey üretirsek şuraya koyarsak paylaşırız; ama bir şey üretmeden devamlı olanları satalım olanları satalım netice nereye getirir bizi?
Sakarya teşkilatında tanıdık simalar var. Az önce siz de bahsettiniz, her partiden ilgi var diye, bunu biraz açar mısınız? Mesela hangi partilerden ilgi var?
Her şeyden evvel il teşkilatını kurarken Sakarya'mızın övündüğümüz, kültür zenginliğimiz dediğimiz her kesimden insanları kucaklayacak bir yönetim oluşturmaya çalıştık ve onda da muvaffak olduğumuz inancındayım. Bizim partimizde her kültürden her siyasi görüşten insan var. Yönetim kurulunda da her türlü siyasi görüşten arkadaşlarımız var. İlçe teşkilatlarımızda da aynı durum var. Şimdi ben parti ismi vermek istemiyorum; ama kurduğum ilçelerde de çeşitli partilerde üye olan arkadaşlarımız var.
Mesela CHP'den, MHP'den katılımlar var mı?
İsim vermeyeyim ama; önümüzdeki günlerde bilhassa çok daha iyi hissedeceksiniz onları. Siz hissedeceksiniz, ben belki söylemeyeceğim; ama siz göreceksiniz. Her partiden var. Sol da var sağ da var. Size enteresan bir şey anlatayım; Geyve'de bir arkadaşımıza ilçe başkanlığını verdim. Bazı arkadaşlarımız duyum almışlar dediler ki ‘Geyve'yi verdik; ama o yönetimi yapan arkadaş, yanlış isimler koymuş. Orada bazı kesimlerden şikayetler var.' Geyve başkanımı aradım ‘başkan sen yönetime bir arkadaşlar almışsın. Bu arkadaşlar içinde bir tanesi pek toplumun hoşuna gitmemiş gibi bana yansıtıldı.' dedim. Başkanım bana, ‘Ziraat mühendisi başkanım o. Halk partili, onun için öyle söylüyorlar.' dedi.
Düşünebiliyor musunuz, aynen başkanıma şunu söyledim; kucakla, daha da kucakla. Daha da varsa daha da al. Hangi siyasi görüşü olursa olsun bizim herkese kapımız açık. İyi yaptın başkan, teşekkür ediyorum dedim.
Tepki aldığınız da oluyor mu?
Sakarya'da her türlü parti var. İlk partiyi kurmaya başladığım günlerde herkes acaba bu Türkiye Partisi ne olacak diye düşünüyordu. Ama son günlerde görüyorum bazı kesimlere rahatsızlık vermeye başlamışız ve bunlar olmadık dedikodular üretiyorlar. Çeşitli senaryolar üretiyorlar. Bazı insanlarımız rahatsız olmaya başladı.
Kimler rahatsız oluyor?
Çok koyu, hani derler ya bu 40 senelik şu partilidir diye, bazı insanlara böyle imajlar yapışır. Böyle bazı partiler rahatsız olmaya başladılar. Niye rahatsız oluyorlar? Kendi tabanları bize gelmeye başladı. Bu da gayet doğal. Onların rahatsızlıklarını da anlıyorum; ama yinede demokrasi içerisinde en güzelini bulacağız. Onlarda rahatsız olmasınlar kapımız herkese açık. Onları da davet ediyorum ben. Kim rahatsız oluyorsa buyursun gelsin partimize.
Yani Türkiye Partisi, diğer partilerde tedirginlik ve korku yaratıyor öyle mi?
Maalesef, başladı. Özellikle son günlerde çok yoğun. Aleyhimize propagandalar yapmalar, televizyonlarda bazı mailler atmalar, genel başkanımızın aleyhine bir şeyler söylemeye çalışmalar… Ama ben, bunları gayet doğal karşılıyorum. Zaten bütün arkadaşlarıma onu söylüyorum; Türkiye Partisi olarak kapımız herkese açık. Herkesi kucaklıyoruz. Geçmişte partiler biliyorsunuz çok hatalar yaptılar.
Ufak olsun benim olsun, aman kimse gelmesin dediler. Yok öyle bir şey. Türkiye Partisi herkesi kucaklıyor. Herkese bağrını açmış, kapılarını açmış, buyur diyip bekliyor, onun için hiçbir sıkıntımız yok. Ne kadar bize belli başlı arkadaşlarımız, muhitten çevreden dostlarımız, vatandaşlarımız bize katılmaya gelirse biz o kadar mutlu oluruz. O kadar kapılarımızı açarız. Ama rahatsızlıklar olacak. Bu rahatsızlar önümüzdeki günlerde daha da artacak. Bu kesimlere daha da rahatsızlık vereceğiz, bunu da söyleyeyim.
Daha yeni bir parti ama üye kayıtları için neler söylersiniz?
Üye kayıtlarına tam resmi olarak başlamadık. Yine önümde var, partimize kayıt olmaya gelen arkadaşlarımızı kayıt ediyorum buraya. Sekreter kardeşimiz kayıtlarını yapıyor. Resmi kayıtlara da önümüzdeki günlerde başlayacağız. Çeşitli partilere istifasını gönderen arkadaşlarımız var. Çeşitli partilerden geliyorum, diyen arkadaşlarımız var. Olan ilgi ve alakadan son derece mutluyuz. Her geçen gün bu katlanarak artacak.
‘BİRİLERİNİN DUR DEMESİ LAZIMDI'
Yeni bir partiyiz. Herkesi kucaklamaya uğraşıyoruz. Kapımızı herkese açmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin en büyük sıkıntısı, işsizlik, fakirlik. Bizim genel başkanımızın da bütün düşüncesi bunlara çözüm bulmak. Şu fakirlik zincirini kırmaktan başka çaremiz yok. Birilerinin de bağırması lazımdı. Bu kadar olumsuzluğa ‘arkadaş yeter artık dur' demesi lazımdı. Biz Türkiye Partisi olarak bunu yapmaya çalışıyoruz ve inşallah da muvaffak olacağız. Açık, net ve inanarak söylüyorum, önümüzdeki birkaç ay içinde çok şeyler değişecek. Sayın genel başkanımın Samsun mitinginden sonra yapacağı gezilerde çok daha farklı yerlere geleceğiz. Şimdi bize çok yer vermeyen ulusal basın seçim atmosferine girdik mi o da destek vermek mecburiyetinde kalacak ve güzel şeyler olacak.
‘BURADA DA ŞAMPİYON OLACAĞIM'
Sayın genel başkanımızdan görevi devir alıp, burada basın açıklaması yaparken gazeteci arkadaşlarımız ‘başkan sen eskiden Sakarya'da şampiyonluklar yaşamış, güzel şeyler yaşamış kişisin. Buradaki hedefin ne?' diye sordular. ‘Burada da şampiyon olacağım' dedim. Çok hoşlarına gitmişti. Bunu Ankara'da il başkanları toplantısında da söyledim. Orada da başkanların hoşuna gitti. İnsanların bir işe canı gönülden başlaması lazım. Türkiye'nin şu anda bizim gibi sizin gibi heyecanlı insanlara ihtiyacı var. Ben oturdum burada, ne olursa olsun diye bir şey yok. Çünkü ülkemiz insanımız çok zor durumda. Herkesin taşın altına elini sokması lazım.
‘HERKESİN NAMUSLU, DÜRÜST OLMASI LAZIM'
Genel Başkanımızın 17.09.2009 tarihli basın toplantısında ekonomi ile ilgili hükümete bir sürü tavsiyeleri var. Bu tavsiyelerin neticesinde ‘size gerekli desteği vermeye hazırız. Bilgi birikimimizi ortaya koymaya hazırız; ama bunları yaparken hükümete son bir tavsiyemiz daha olacak. Sanayicimizi, esnafımızı, çiftçimizi, işçilerimizi, emeklilerimizi, memurlarımızı perişan ettiğiniz için günahlarınıza tövbe edin.' diyor. Dikkatimi çekti, sizinle paylaşmak istedim. Gerçekten bu kesimlerin hepsi çok sıkıntıda Türkiye'de. Bu sıkıntıları aşacak bir iktidarın olması kesin şart. Birilerinin de bir şey yapması lazım.
Sayın genel başkanımızın bizi ziyaretinde şöyle bir sözü vardı; ‘biz bu yapılan yanlışlıkları, haksızlıkları haykırmak için yola çıktık. Sesimizi duyurmak için yola çıktık. Benimle beraber olan arkadaşlarımız, teşkilatlarımız da bizim gibi mutlaka bağıracaktır. Bizi destekleyeceklerdir' dedi. Genel başkanımıza tabiî ki aynen destek verdiğimizi söyledik. Türkiye'de insanları bu kadar kandırmaya kimsenin hakkı yok.
Yani bölümlere ayıracaksınız, üç tane parti kavga edecekler devamlı. Halk partisi bir şey söyleyecek, MPH bir şey söyleyecek, AK Parti bir şey söyleyecek. AK Parti iki üç ayda bir gündemi değiştirecek, yine kendi istediğini söyleyecek. Yok böyle bir şey. İnsanlarımıza hizmet etsinler hepsi. Bütün partiler için söylüyorum bunu. Vatandaşımızın aşını ekmeğini nasıl fazlaştırırız, bir lokmasını iki lokma nasıl yaparız onun mücadelesini versinler. Kimsenin bunu yaptığı yok.
Emeklilere biliyorsunuz yüzde 7-8 zam yapıyorlar. 600 lira alan bir adam 800-900 lira zam alacak ayda. Elektriğini bir kalemde yüzde 10 yapacaksınız. Kullandığı aygazına bir kalemde 10 lira, 20 koyacaksınız. Ekmeğine yapacaksınız, yağına yapacaksınız kullandığı her malzemeye zam yapacaksınız. Sonra yüzdelik enflasyon düşüktü. Ekmeğin fiyatı düştü mü? Gazı, elektriği yüzde 10 niye yaptınız o zaman? Fakirin de zenginin de kullanmak mecburiyetinde olduğu aygaza niye her gün zam yapıyorsunuz? Benzine niye her gece zam yapıyorsunuz? Bunlara çare bulmaları lazım. Yani artık insanları kandırmaktan vazgeçirmeleri lazım birilerinin.
Bir de tansiyonun düşürülmesi lazım. Nedir bu kadar kavga, niye bu kadar didişiyorlar birbirleriyle? Bizim genel başkanımız onu da yapmayacağız diyor, anlatacağız diyor. Sesimizi yükseltmemiz gerektiği vakit sesimizi yükselticeğiz kesinlikle. Ondan kimsenin şüphesi olmasın; ama her gün kavga… O kavgalardan onlar nemalanıyorlar. Özellikle kavga yapıyorlar, gündemi değiştiriyorlar. Millet kavga ediyor, onlar seyrediyor. Benim bir sürü üniversite mezunu kardeşim sokakta işsiz. İşçi kardeşlerim işlerinden atılmışlar, fabrikalardan atılmışlar. 4 yıllık bir program açıkladı hükümet orada da boyuna fakirliğin devam edeceğini açık açık söylüyorlar. Bunlara çare bulmamız lazım bizim.
Dürüstlük herkes de olması gereken bir meziyet. Sayın genel başkanımızın dürüstlüğünden iftihar ediyoruz. Niçin sayın genel başkanımızın dürüstlüğüyle biz iftihar edelim canım, herkesin dürüst olması lazım zaten; ama Abdüllatif Şener için herkesin söylediği; ‘o çok namuslu, dürüst bir insan.' Tamam da herkesin öyle olması lazım. Kimseyi cahil diye kabul etmiyorum; ama biraz bir şey bilmeyeni böyle şeylerle kandırırsınız. Fakat biraz dünya görüşü olan bir insanı siz tutup da ya efendim çok namuslu diyip kandıramazsınız. Hepimiz olmak zorundayız. Bunu yapın diyoruz. Türkiye Partisi olarak inşallah biz yapacağız. Biz yapamazsak da birilerinin yapması lazım; ama biz yapacağız Allah'ın izniyle.
‘İktidar ve muhalefet kavga ederek
kendilerine yeteri kadar aslan payı ayırmış'
Abdüllatif Şener AK Parti'den ayrılan biri… Türkiye Partisi ile AK Parti arasındaki fark nedir?
Şimdi bakın, onların tüzüğü ile bizim tüzüğümüz arasında çok farklar var. Bir kere biz bazı konuları çok açmak da istemiyorum ama; biz demokrasiyi sonuna kadar kullanacağız. Bazı kişiler demokrasi demokrasi diyor ama demokrasiyi maalesef kullanmıyorlar. Bir korku imparatorluğunun kurulduğunu hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz. Bunu inkar etmenin bir manası yok. Bugün insanlar arkadaşlarıyla konuşurken dahi ‘acaba cep telefonlarımız dinleniyor mu?' korkusu içerisinde. Biz en azından demokrasiyi sonuna kadar kullandıracağız. Ekonomi olarak ele aldığımız vakit biz kesinlikle bu halka yapılan zulümleri yapmayacağız. Bunun karşısındayız.
Türkiye Partisi AK Parti'nin oylarını etkiler mi?
AK Parti'yi rakip olarak almak istemiyorum. Hiçbir partiyi rakip olarak almak istemiyorum; ama en basitinden size bir şey söyleyeyim. Burada kamuoyu araştırmaları var. Bu kamuoyu araştırmalarında seçmenin yüzde 44'ü diyor ki; ‘ben yeni oluşumlardan yanayım.' AK Parti'ye oy veren kesimin de yüzde 31.5'u ‘yeni oluşumlardan yanayım' diyor. Şu anda ARG şirketinin yapmış olduğu bir araştırma var. 7'nci ayda yaptıkları bir araştırmadır bu. Burada açık açık bunların hepsi var. Büyük bir kitle yeni oluşumlara çok sıcak bakıyor.
Türkiye Partisi yeni kurulmuş -25 mayısta- elimdeki araştırma 7'nci ayda yapılmış ve yüzde 8 diyor ki; ‘mutlak ve mutlak Abdüllatif Şener'e oy vereceğim.' Abdüllatif Şener'in dışında partiyi tanımıyorlar. Partiye de yüzde 1'i ben mutlak Abdüllatif Şener'e oy vereceğim diyor. Yüzde 9. Bu, yola daha yeni çıkan bir parti için çok büyük bir rakam. Bir de bunun arkasına bakın, yüzde 44 ‘ben yeni oluşumlardan yanayım' diyor.
Yeni oluşumlardan niye yanalar? Mevcut hükümetten istedikleri hiçbir şeyi alamadılar. Demin saydığım bütün o olumsuzluklar bu hükümetin zamanında oldu. Biz şimdi bunların, bu olumsuz bakan tablodan bize yetecek kadar oyu, bir kısmını da çeşitli partilerden her görüşten insandan almayı hedefliyoruz. Çünkü biz herkesi kucaklayan bir partiyiz. Hiç kimseyi ayrıştırmıyoruz, birleştirme çabası içindeyiz.
Bizi anlayanlar, bizi görenler bizimle beraber bu isyanımıza onlarda katılacaktır. Biz bir şeyler yapmak için yola çıktık. Demek ki bizimle beraber yürüyecek çok büyük kitlelere ihtiyacımız var. İnşallah bu kitlelerde de bizim arkamızdan gelir düşüncesindeyim. Onun için biz herkesten farklıyız. Her şeyden önce kavga yapmayacağız. Bugünkü iktidar ve diğer partiler birbirleriyle kavga ederek kendilerine yeteri kadar bir aslan payı ayırmış. Halk Partisi belirli bir oyda kalmış, ‘ben bu kadar oyu alırım, o bana yeter' diyor. MHP belli bir oyda kalmış o da aynı şeyi söylüyor. Herkes halinden memnun. İktidar partisi de halinden memnun. Ben kavgayla gürültüyle, tansiyonu yükselterek arada bir gündem değiştirerek bu oyumu muhafaza edersem bende memnunum diyor.
Üçü de memnun oldukları için kaç seneden beri Türkiye'nin dertlerine, sıkıntılarına çare bulan yok. Şimdi de demokrasi paketi dediler, doğu paketi, Kürt paketi, açılım dediler onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Ne olacağı belli değil. Şunu bir açıklayın, ne söyleyecekseniz söyleyin de biz de bilelim vatandaş olarak. Sonuna kadar demokrasi diyorsanız varız yanınızda. Zaten bize gerekli olan o. Onun dışında bize bir şey lazım değil. Doğuda benim gibi düşünen çok insan var. Orada bir zümre var, nemalanıyorlar onlar. Biz onlara özel bir şeyler vermeye neden mücadele edelim ki?
Diğer kardeşlerimize demokrasiyi sonuna kadar açalım. Onlar zaten bizimle beraber. Kürt kardeşlerimizi hiçbir zaman dışlamak durumunda olmadık; ama şimdi Kürt paketi, Kürt açılımı diyorlar. Niye Kürt paketi canım, demokrasi diyin de herkes anlasın bunu. Demokrasinin son noktasına kadar açın. Hepimiz haberleri izliyoruz, yazarları okuyoruz. O zamanda tereddütlere düşüyoruz. Acaba, ne oluyor, nereye gidiyoruz? diyoruz. Doğu illerimizin bir kısmını kendi içlerine almış gösteriyorlar.
Her Türk vatandaşını rahatsız ettiği gibi bizleri de rahatsız ediyor. Onun için binleştirici olmaya çalışmak lazım. Şu kavgaları bırakmak lazım. İnsanlarımızın derdine çare bulmak lazım. Demokrasi çok önemli. Bizim insanımız çok iyi farkında, biliyor; ama bazısı da yeter bu kadar diyor. Yok, demokrasiyi kullanalım biz sonuna kadar; ama karşımızdakine zarar vermeyene kadar. Hürriyetimizi hakkımızı kullanmak için karşımızdakine zarar verirsek o olmaz.
‘Seçici olmaya
Başladım'
Türkiye Partisi'nin Sakarya'daki oluşum süreci nasıl oldu?
Türkiye Partisi şu anda Sakarya'da il teşkilatını kurmuş vaziyette. Bunu zaten yaklaşık bir ay kadar önce açıkladık. Akyazı, Karasu, Geyve, Taraklı gibi ilçelerin de emniyete listeleri verildi. Emniyetten alındı belgesi alınanları biz kuruldu kabul ediyoruz. 4 ilçemizin alındı belgeleri alındı şu anda. Bunun dışında bugün yarın 3-4 tane kazamızı daha veriyorum ve tahmin ediyorum ekim ayı içinde tamamlanacak. Çok acele etmiyorum. Seçici olmaya başladım.
Neden?
Parti teşkilatlanmalarında bir mecburiyetimiz olan il teşkilatından sonra ilçelerin üçte birini kurarsanız seçime katılmaya hak kazanıyorsunuz il olarak. Biz önümüzdeki hafta bu hakkı elde ediyoruz. Elde ettikten sonra eksik bazı kazalarımız olursa da biraz daha seçici olarak onları verelim düşüncesiyle biraz ağır davranıyorum. Yoksa hepsini vermekte en ufak bir sıkıntımız yok. Hatta çok yerde adaylar birden fazla olunca seçici olmaya da başladık. İlde de onu yaşadım ben.
İl yönetimine girmek için sayın genel başkanımıza kadar ulaşan kesimler oldu. Genel başkanımıza, ‘başkan bizi yönetime almıyor' diyenler oldu. Bunlar tabiî ki beni mutlu eden olaylar. Hoşuma gittiği için bunları söylüyorum. Çok güzel ilgi alaka var ve bu ilgi her geçen gün artıyor. Yeter ki biz kendimizi anlatabilelim. Çünkü Abdüllatif Şener beyi kamuoyu tanıyor, herkes tanıyor; ama partiyi tanıyorlar. Bütün mesele, Türkiye Partisi'nin Abdüllatif beyin kurduğunu anlatmamız… Bunu başardığımız vakit bir sıkıntımızın olacağına ben inanmıyorum.
Yazı Tarihi : 28 Eylül 2009 Pazartesi