KALABALIK VE SURATSIZIZ ARTIK!
KALABALIK VE SURATSIZIZ ARTIK!
Gün geçtikçe kalabalıklaşan ve gün geçtikçe kalabalıkların birbirine daha da yabancılaştığı bir dünyada yaşamak, fena halde sıkıcı bir hal almaya başladı değil mi?
Öyle ki, aynı apartmanda, aynı mahallede ki komşularımızın yüzünü bazen hiç görmüyor, bazen ancak arada bir sokakta karşılaşıyoruz.
En azından metropoller için durum böyle.
Böyle vahim ve acınası bir halde.
**********
Geçen sabah yürürken aklıma geldi, yanımdan onlarca insan geçti, herkes acele ile işine koşturuyordu belki de,
Kimi hastaneye, kimi alışverişe, kimi gezmeye bilmiyorum ama yanımdan onlarca insan geçti ve gitti.
Ve geçen sabah aklıma geldi de kimse gülmüyordu, kimse selamlaşmıyordu.
Düşündüm de;
Selamlaşmak için herkesi tanımamız mı gerekiyordu?
İçimden geldi bir an yanımdan geçen herkese selam vermek.
Tebessüm ederek, selam vermeyi çok istedim,
Çünkü bunu ne zaman yapsam enerjimin arttığını biliyorum.
Ama yapamadım, sanki herkes bir selam alıp veremeyecek kadar acele ediyordu, meşguldu ya da isteksizdi.
Çünkü toplumun değer yargıları arasında artık yerini çoktan kaybetmiş bir gereksizlikti sanki selam vermek.
Ve hala öyle.
Ve sanki hep öyle kalacak maalesef.
*************
Oysa en büyük iyilik, en büyük sevgi kaynağı ve en önemli ibadetlerden biri selam vermek.
İşe geldiğimizde herkese günaydın, ya da akşam ayrılırken iyi akşamlar diyoruz.
Daha doğrusu deme zorunluluğunu kendimizde hissediyoruz.
Ama tanımadığım insanlara selam verme kültürünü kaybetmişiz maalesef.
Ancak işimiz düşerse, bir şey soracaksak ya da alıp vereceksek selam vererek yanaşıyoruz bencilce karşımızdakine, karşılıksız yapamıyoruz bu kadar küçük bir şeyi.
Hep özenmişimdir, köylere, küçük kasabalar ya da mahallelerde yaşayan insanlara, onların samimiyetlerine, sokaklarda birbirine selam vermeden en azından tebessüm etmeden geçmezler ya, bir yabancıdan bile esirgemezler ya bu şahane kelimeyi, işte hep özenmişimdir o insanlara.
Herkes selamlaşıyor olsa idi sokaklarda, başa çıkılır mıydı bununla diyenler olacaktır elbette.
Düşünsenize, komik geliyor değil mi?
Yolda yürüyen amcalar ellerini böğürlerinden indiremiyorlar selamlaşmaktan, herkesin ağzı bir karış açık gülümsemekten, kadınlar, çocuklar, gençler hep selamlaşsa, hiç tatmadığımız için komik ve gülünesi bir hal alırdı değil mi sokaklarımız.
Komik gelirdi tabii, çünkü bilmiyoruz, o kültürü yaşamamışız.
Eskisen yaşamış ve yaşatmış bahtiyar atalarımız mutlaka komik bulmuyorlardı ama bize komik gelirdi kesin.
Tıpkı iki tane burnumuzun olma ihtimali gibi komik ve sıra dışı.
Fakat bir hadis var ki bu konuda, komik değil bilakis şahane bir ibadet olduğunu anlatıyor selamlaşmanın,
Diyor ki H.z Muhammed;(s.a.v) ‘'Yemek yedirmek, tanıdığına tanımadığına selam vermek, İslam'ın en hayırlı ibadetlerindendir.''
Ne dersiniz, çok mu zor?
Bir insana tebessüm etmek veya ettirmek çok zor mu ki artık?
KİM NE DEMİŞ?
LA-OTSE demiş ki;
En ufak yolculuklara bile ufak bir adımla başlanır.
Yazı Tarihi : 06 Ağustos 2008 Çarşamba