KARNE İLE EKMEK ALDINIZ MI HİÇ?
KARNE İLE EKMEK ALDINIZ MI HİÇ?
Günümüzde çeşit, çeşit şekil, şekil her tür pakette satılan ekmek,1940'larda karne ile verildi bu memlekette.
Yetişkinlere günlük 150 gr küçüklere 180 gr düşüyordu.
Bu cümleleri duyunca takılıp kaldım CNN Türk'te.
Türkiye'nin Hatıra Defteri isimli bir belgesel yayınlanıyor.
**********
Ekmeğin karne ile verildiği ve daha nice sıkıntı ve yokluğun çekildiği İkinci Dünya Savaşı yıllarını anlatıyor siyah beyaz görüntüler ve resimler üstüne okunmuş perforelerle.
Etkileyici ve yürek burkan ayrıntılar anlatılıyor.
1940'lar ve 2000'li yıllar.
Arada geçen 60–70 yılda, nereden nereye geldiğimizin görüntüleri.
Bizim kuşak elbette ancak kitaplardan, hikâyelerden ve belgesellerden biliyor.
Ekmek karne ile veriliyor.
Düşünebiliyor musunuz? Memlekette ekmek yok.
Fakirlikten kıvranıyor insanlar.
Ekmekler karne ile ama karneler de bir günlük.
***********
Dönemin başbakan'ı İsmet İnönü'nün karşısına küçük bir kız çocuğu çıkıyor.
‘'Paşam'' diyor,
‘'Paşam bizi ekmeksiz bıraktın.''
İsmet Paşa şu cevabı veriyor;
‘'Ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım.''
İkinci Dünya Savaşı'na katılmadığımızı hatırlatıyor İsmet İnönü ve fakirliğin sebebini söylüyor.
Bu diyalog böylece tarihe geçiyor.
************
Ankara'nın ünlü gazinolarından birinde hafta sonu eğlencesi var yine o yıllarda, şarkıcı sahnede, orkestra sahnede.
Çalıyorlar, söylüyorlar.
İnsanların masalarında yiyecekler ve içecekler.
Ama ekmek yok.
Garsondan ekmek isteyen müşteriye, garson sahnenin arkasında asılı tabelayı gösteriyor.
O tabelada şöyle yazıyor.
‘'EKMEK KARNE İLE SATILIR''
************
Yine dünya savaşı yıllarında uygulanan bir diğer uygulama karartma gecelerini anlatıyor, belgesel.
Dedem ve Babaannem'den de dinlediğim bu öykülerin televizyonda belgeselini görünce çok daha fazla etkileniyorum.
Akşam karanlığı çökünce sokakları boşaltmak için koşuşturan insanlar.
Evlerin ve işyerlerinin ışıklarının yanması yasak.
Camlara çekilen siyah perdeler ya da koyu renk kâğıtlar.
Hepsi çilenin ve eziyetin fotoğrafı.
Bu milletin neler çektiğinin, neler gördüğünün belgesi.
2008'de yaşadığımız koşullarla o yıllarda ki insanların çektiklerinin arasında ki dağlar büyüklüğünde ki farklar.
Hatta bir nevi nankörlüğümüzün tasdikli onayı.
***********
Kredi kartına taksitle satın alamadığımız ne var bugün?
Kredi kartının hayallerde bile olamadığı o yılları düşünün.
Fast food çılgınlığının tavan yaptığı bugünleri düşünün,
150 gram ekmek için kuyruklarda bekleyen o yılların çocuklarını, şimdi ki dedelerimizi düşünün.
Ne isterseniz düşünün,
Artık tüketmede sınır tanımadığımız, nankörleştiğimiz ve daha da mutsuz olduğumuz bir gerçek.
Oysa 1940'lı yılların nesilleri, mahalle bakkalından ekmek ya da yağ istediklerinde ‘'var'' cevabı alacakları günlerin hayali ile bile mutlu oluyorlardı.
Ne dersiniz?
Mutluluğun içini boşaltmadık mı biz?
Ya da boşaltmayacak mı torunlarımız?
KİM NE DEMİŞ?
CERVANTES demiş ki;
Acı çekmek ölmekten daha çok cesaret ister.
Yazı Tarihi : 07 Ağustos 2008 Perşembe