NE KADAR DEMOKRATİK BİR ÜLKEDEYİZ!
NE KADAR DEMOKRATİK BİR ÜLKEDEYİZ!
İki olay var.
Birbirini o kadar tamamlayan olaylar ki..
Özellikle AB'ye girmek için çeşitli STK'ların halkın buna hazırlıklı olması gerektiğini söyleyen siyasetçilerimiz ve devlet yöneticilerimizi yakından ilgilendiren ayrıntılar bunlar.
* * *
İlkinden başlayayım.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Rektör atamalarını gerçekleştirdi.
Hemen hemen her üniversitede büyük tepki var.
"Üniversitelerde özgürlük" nedeniyle bir süre önce kılık kıyafet ile ilgili kanunu çıkaran ve onaylayan demokrasi havarileri, konu üniversite yönetimi olunca, birden bunu unutuveriyorlar.
Sonuçta, Üniversitelerde yapılan seçimlerde yüzde 15 düzeyinde oy almış kişileri bile rektör olarak atarken, hiç de hicap duymuyorlar.
* * *
En büyük kandırmaca bu.
Maden Üniversitelerde özgürlük ve demokrasiden yanasınız, neden Üniversitelerin kendi rektörlerini seçmelerinden rahatsız oluyorsunuz.
Buna verebileceğiniz bir cevap var mı?
Hani Üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakılması için manifesto yayınlayan öğretim görevlileri nerede şimdi?
Özgürlük ve çağdaş bir üniversite istiyordunuz?
Sizin özgür ve çağdaş üniversite anlayışınızda, antidemokratik şekilde rektör atamalarının yeri var mıdır?
Peki şimdi neden sesinizi çıkartmıyorsunuz.
Vereceğiniz veya vermeyeceğiniz tepki sizin daha önceki söylemlerinizde ne kadar samimi olup, olmadığınızı ortaya çıkaracak.
* * *
Ve şimdi daha açık bir şekilde görülüyor ki, aslında bu özgürlük ve demokrasi altına gizlenmiş siyasi bir hamleydi.
Rektör atamaları yapılacak, Devletin Bakanı'nın "Sıkıysa yapmasın" diye nitelendirdiği, Hükümet tarafından atanan ve tarafsızlığı kesinlikle kabul edilemeyen bir YÖK Başkanı tarafından zaten ilk elemede, çok ciddi demokratik rahatsızlıklar meydana gelmedi mi.
Ardından Cumhurbaşkanlığı da geri kalanını elemedi mi?
Şimdi yapılan atamaları kim savunabilir?
* * *
Şöyle bir açıklamayı da yakın bir zamanda duyabilirsiniz:
"Buna benzer atamalar, daha önce de defalarca kez yapılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız temayüllerin dışında hiçbir eylemde bulunmamıştır. Yapılan atamaları çeşitli siyasi gerekçelere bağlanmasını kınıyoruz"
Evet.
Daha önce de antidemokratik şekilde, yüzde 15-20 oy alan rektörler koltuğa oturtulmuştu.
Yani temayüller kapsamında bile olsa bu antidemokratik bir durum nasıl oluyor da savunulabiliyor, doğrusu anlamak mümkün değil.
* * *
İkinci konu da Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile ilgili.
Bakan Babacan, İran Devlet Başkanı'nın Anıtkabir'i ziyaretini "Detay" olarak nitelendiriyor.
Bir ülkenin Dışişleri Bakanı'nın, ülkenin protokol ve temayüllerini aşağılayıcı sözler söylemesi mümkün müdür?
Sen İran'a başı açık bir kadın yetkilini gönderebiliyor musun?
TRT Spikerleri bile röportaj yaparken başlarını kapatmıyorlar mı?
Onların törenlerine göre ağırlanmıyor musun?
Bizim protokol kültürümüzü beğenmeyen, temayüller gereği Anıtkabir'i ziyaret etmeyen bir devlet Başkanı'nı nasıl ağırlıyorsun.
Bir de utanmadan "O zaman İstanbul'da ağırlarız" diye bir formül üretiliyor.
Hangi makamdaki insan, kimi kandırıyor?
* * *
Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendimi aşağılanmış hissediyorum.
Ve buna sebep olan bir Bakanımız.
Bizim manevi değerlerimize değer göstermeyecek kişilerle ne işimiz var.
Bize saygı göstermeyenler önce bunu öğrenmeli.
* * *
Hani bu şekilde düşünenlerin daha iyi anlamaları için başka bir örnek vereyim.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde böyle bir davranış mümkün müydü?
Kim gelirse gelsin Osmanlı devlet temayülleri ile ağırlanmaz mıydı?
Evet ağırlanırdı.
Devleti ve onun başını yücelten protokoldür.
Protokol, devlet kültüründen ve geleneklerden, tarihten doğmuştur.
Ve bugün haberleri okuduğumda veya televizyonda izlediğimde gerçekten moralim bozuluyor.
HANLI BELEDİYESİ AÇIKLAMASI
Dün gazetemizde Sakarya Valiliği tarafından Hanlı Beldesi'ne gönderilen "Belediye hizmet binasının, ilçe emniyet müdürlüğü'ne tahsis edilmesi" ile ilgili haberi sizlerle paylaşmıştık.
Haberin ardından dün sabah yazıyı gönderen Vali Yardımcısı Hayati Soylu aradı.
Hanlı Belediyesinin şu anda hizmet ettiği binayı değil, üst katını talep ettiklerini söyledi.
Üst katının kullanılmadığını, İlçe Emniyet Müdürlüğü binası bulamadıkları için burasını, Belediye'nin de onayını alarak tahsis edilmesinin düşünüldüğünü belirten Soylu, alt katın da Tarım İlçe Müdürlüğü'ne verilebileceğini ifade ediyor.
Daha sonraki görüşmelerden de üst katın tahsisinin kastedildiğini anlıyoruz.
Ama yazıda öyle mi diyor.
Hayır.
"Halen faaliyetlerinizde kullanmakta olan binanın ilçe Emniyet Müdürlüğü'ne tahsis edilmesi hususunu rica ederim" deniyor.
Binanın boş olan üçüncü katının tahsisi diye bir yazı yok.
Bu olay bir kez daha gösteriyor ki, İlçe kurulması kararı almak zor değil.
Altyapısını hazırlamak ve gerekli ödenekleri sağlamak zor.
Aksi halde yerel yönetimleri de sıkıntıya sokuyorsunuz.
Günün Atasözü
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
Yazı Tarihi : 07 Ağustos 2008 Perşembe