NASIL BİR SİYASİ GELECEK
NASIL BİR SİYASİ GELECEK
ANAP'ın ANAP olduğu dönemlerde ve Türkiye'de köklü bir siyaset değişimi yaşandığı sıralarda, partisinin önemli isimlerinden biriydi Ersin Taranoğlu.
2002 yılına kadar üst üste milletvekilliği görevi, iki dönem yaptığı Bakanlıklarda son derece etkili bir isimdi.
Siyasi geleceği çok iyi olur, samimi dostlarına anlattıkları da bir biri çıkardı.
* * *
Dün telefonla görüşüyoruz.
"Sayın Bakanım. AKP'nin kapatılmaması ile ilgili kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?"
Bir süre düşünüyor.
"Ben gerçekten siyasetin dışında kalmak istiyorum."
Sözlerinin üzerine, bir siyasetçiden yorum almak için aramadığımı belirttikten sonra başlıyor anlatmaya.
Öyle ya iki dönem Bakanlık yapmış bir insanın siyasi öngörüleri çok önemli.
Bir siyasi partiyi övüp veya yermesi için de sormuyoruz bu soruyu.
* * *
"AKP artık kendi istediği arsaya değil, kendisine sunulan arsanın üzerine inşaat yapmak zorunda." diye başlıyor.
"Önümüzdeki günlerde partiden yenilenme çalışmaları olabilir mi?" şeklindeki soruma ise, "artık yapacakları binanın imar durumu da değişti" yanıtını veriyor.
* * *
Sayın Taranoğlu'nun o kadar güzel benzetmeleri var ki..
Ve konuşmasında bu benzetmeleri tam yerinde ve zamanında kullanması da ancak bir siyasetçi tecrübesinin sonucu.
* * *
AKP'nin içinde tasfiye beklentileri arttı.
Kabinede revizyon sesleri daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Bizlerin kapatma davasının çok öncesinde söylediğimiz, "Olası bir kapatma kararı, AKP'ye fırsat verebilir ve revizyonu bu sırada yapabilir" şeklindeki sözlerimiz, şekil değiştirerek bugün karşımıza geliveriyor.
* * *
Bu açıklama, AKP nezdinde tüm siyasi partilere gösterilmiş bir sarı kart değil miydi?
Bundan sonra hiçbir siyasi partinin benzer hatalara düşebileceğini sanmıyorum.
İşte bu yüzdendir ki her siyasi parti, içlerindeki radikalleri temizleyeceklerdir.
Çünkü siyaset çoğu zaman ortadan gitmeyi gerektirecek kavramlarla dolu.
* * *
En azından bir süre daha siyasi gerginlerden uzak kalınacağını da düşünebiliriz.
Hükümet-Ordu ilişkileri üzerindeki tartışmalar ve Anayasa Mahkemesi'nin şokunu henüz üzerinden atamayan AKP'nin yeni bir tartışmaya sıcak bakacağını sanmıyorum.
En azından yerel seçim atmosferine iyice girilmeden önce.
* * *
Zaten farkındaysanız Başbakan da Kapama davasının sonuçlanmasının ardından pek fazla ortalarda görülmedi.
Bugünlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Eski Genel Kurmay Başkanı'na alınan zırhlı lüks araç gündemi meşgul ediyor.
Hükümetin içinden bir Allah'ın kulu da çıkıp, "Bizim gerçek gündemimiz bu olmamalı. Gelin ekonomiyi tartışalım. Düzlemek için neler yapabiliriz bunları tartışalım" demiyor.
BİR HİKAYE
"Oldukça yorgundu. Üzerinde giyecek yeni bir elbisesi olmadığı için, kıyafetinin yırtıklarından içine soğuk girdiği yüzünün kırışıklıklarından belli oluyordu. Yağlı saçları ve kirli boynu, uzun zamandır yıkanmadığı belli ediyordu. Dudakları çatlamıştı. Gözlerinin altındaki morluk, kir ile karışmış, elleri meşin deri gibi sert olmuştu. Nüfus kağıdına baksalar, kim inanırdı ki bu adamın 35 yaşında olduğuna.. Ama hayatının tam ortasında, şansı yerinde olduğu zamanlarda bulduğu gündelik işten kazandığı para ile ancak karnını doyurabiliyordu.
Kahve kapanana kadar kenar bir köşede oturur, buz gibi evine gidinceye kadar vücuduna adeta sıcaklık depolamaya çalışırdı. Sessiz kalmaya özen gösterirdi.
Çok konuşmak demek, fark edilmek, fark edilmek ise bir çay içmek zorunda kalma anlamına geliyordu.
Hele bir de o akşam maç varsa televizyonda, hayranı olduğu Fenerbahçe'yi izlerdi en arkalardan..
"Goool!.." Büyük bir sevinç ile ayaktaydı. Bütün yorgunluğu geçmişti. Gözlerine yeniden ışık gelmişti. En arka sırada oturan adamın yanına yaklaşmış ve bu sene kesin şampiyon olacaklarından bahsediyordu. Hayatın kendisine ne kadar hor davrandığını düşünen adam gitmiş, yerine büyük bir iş başarmış kişinin özgüveni gelmişti. Semih gol atmıştı 2 dakika önce. Fenerbahçe Avrupa'da destan yazacaktı. Kim bilir Avrupa gazeteleri yarın ne başlık atacaktı? Şansı olursa yarın akşam kahvede iyice kırışmış gazetelerde zaferin ayrıntılarını okuyabilirdi. ‘Türk Destanı', ‘Türk gibi güçlü', ‘Bu Fener Dünyayı yener'..
Süper bir şeydi bu..
Biraz önce ekmek alıp almama konusunda kararsız kaldığı cebindeki son 1 YTL'yi hiçbir sakınca görmeden, az önce konuşmaya başladığı kahvedeki adama çay ısmarlamak için çıkardı.
Aç karnına içtiği çay midesini yakıyordu.
Maç bitmiş, Fener 2-0 galip gelmişti. Yüzünde bir tebessüm, barakasının yolunu tuttu. Karnı gurulduyordu.
‘Yarına Allah Kerim' diyecekti her zamanki gibi.
Ama olsun Fener kazanmıştı ya.. O anda kendini en zengin adam gibi hissediyordu. Büyün bir adam edasında, sanki bir yalıya girme nezaketi ile barakasının gıcırdayan kapısını açtı, buz gibi yatağına uzandı. Kapının arkasında duran hurdalıktan bulduğu çöp kovası ile dertleşti: ‘Ekmek alsaydım keşke. Karnım çok aç. Ama olsun Fenerim kazandı, değil mi Mondi?'
Ağırlaşan kirpikleri, onu saraylarla dolu bir ülkede rüya alemine götürmek için bekliyordu."
* * *
Bugün Fenerbahçe, yarın Milli takım. Bir gün kapatma davası, bir gün başörtüsü yasası. Hayat gelip geçiyor.
Ne adil bir hayat isteyen var ne de açlığı sorgulayan..
Bize sunulan sahte dünyalar arasında yaşayıp gidiyoruz..
ÇİFTE STANDARDI HAZMEDEMİYORUM
Sizlere bir süre önce aynı konuyla ilgili düşüncelerimi aktarmıştım.
Büyükşehir Belediyesi'nin Ulaşım Daire Başkanlığı tarafından, kentin güney bölgesindeki taşımacılık sistemini kökten değiştirecek kararlara olan itirazları gerekçeleri ile birlikte anlatmıştım.
Hatırlayamayanlar için özetleyeyim.
Kirazca Kooperatifi ile Adliye Kooperatifi birleştirilecek, güzergâh Karaçam'a kadar uzayacak, dolayısıyla Alifuatpaşa Kooperatifin yolcu alma güzergahına girilecek.
Ne ilginçtir ki Nehirkent Kooperatifi ile Kirazca Kooperatifi birleştirilmiyor.
Güzergâhlar karıştırılıyor.
Büyük gerginliğe gebe bu uygulamaya Adliye Kooperatifi dışındaki herkes karşı.
Muhtarlar ve vatandaşlar imza toplamışlar.
Büyükşehir Belediyesi ve Valilik'e müracaat ederek, sıkıntılarını ifade etmişler.
Tek istekleri uygulamanın iptal edilmesi ve kurulacak Arifiye İlçesi ile ulaşım planlamasının yeniden yapılmadı.
Uygulamaya karşı olan Kirazca Kooperatifindeki araçların tamamına yakını yeni adlarını yazmaya karşı geliyorlar.
Ad ve güzergâh değişikliğine uymadıkları için büyük bir baskı var.
Hatta bazı şoförler hatlarının iptal edileceği şeklinde tehditler de aldıklarını iddia ediyorlar.
Adliye Kooperatifi Kirazca'dan yolcu almaya başlamış.
Fakat onlar da güzergaha karşı geliyorlar ve Karaçam'a kadar güzergahlarını uzatmıyorlar.
Onlara bir şey diyen yok.
İşte bu tam bir çifte standart.
İşleri yüzlerine gözlerine bulaştıran Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi'nin bu uygulamayı iptal edilmesi gerekiyor.
Yoksa o bölgede Başkan Duran'a, köylerin ara sokaklarına varıncaya kadar asfalt yaptırması nedeniyle oluşan büyük minnet duyguları, basit bir sebeple yıpranmaya başlayacak.
Günün Atasözü
Lâfla peynir gemisi yürümez.
Yazı Tarihi : 08 Ağustos 2008 Cuma