HÜR TEŞEBBÜS CAMİASI
HÜR TEŞEBBÜS CAMİASI
1999 Marmara Depreminden sonra hepimiz şaşkınız.
Şehrimiz yıkılmış.
O günleri hatırlamak bile kötü.
Ama o mücadele günlerinden çıkartacağınız dersler, alacağımız bazı örnekler de var.
Bunlardan biri de "Hür Teşebbüs Camiası Birliği" olmalı.
* * *
Dün SATSO ile SESOB Başkanlarının birlikte verdiği fotoğraf ve Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kota ve ekim problemi hakkında yaptıkları ortak açıklamaları görünce, o mücadele günlerindeki birlikteliği özlediğimi fark ettim.
O kötü günlerde şehrimizin dinamikleri bir araya geliyor kararlar alıyorlardı.
* * *
Hatırlayalım o günleri.
Kimler vardı Hür Teşebbüs Camiası'nın içerisinde:
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Öztürk,
SESOB Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Alişan,
SMMMO Yönetim Kurulu Başkanı rahmetli Halil Kocacık
Ziraat Odası Başkanı Hikmet Karabayır ve
Ticaret Borsası Başkanı Faruk Kayar ve sonrasında da Cahit Kılıç.
* * *
Her ay bir araya gelen grup, şehrin önemli sorunlarını ele alıyor, toplantılarına konularına göre Belediye Başkanları, Vali, diğer meslek örgütleri vs. ilgilileri davet ediyorlardı.
Şehirde birliktelik sağlanması açısından önemliydi bu.
Ve toplantılarda önemli kararlar alınıyor, hedefler belirleniyordu.
* * *
Bu birliktelik şimdi neden yok?
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO),
Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (SESOB),
Sakarya Sanayici ve İşadamları Derneği (SASİAD),
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD),
Sakarya Genç İşadamları Derneği (SAGİAD),
Ticaret Borsası
Ziraat Odası
Sakarya Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirler Odası (SMMMO)
Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD).
Mimar Mühendis Odaları Birliği
Sendika Konfederasyon temsilcileri..
* * *
Benim kısıtlı zamanda aklıma gelenler bunlar.
Çok fazla açılmamak kaydıyla, daha da geliştirilebilir belki.
* * *
Böylesi bir birliktelik ile şehrimizde sıklıkla bahsettiğimiz organizasyonsuzluk sorununun üzerinden gelebileceğimizi düşünüyorum.
Sakarya'daki hür teşebbüs camiasının gücü bir araya gelerek artacaktır.
Bu şehrimizin sorunlarının takibi açısından da önemli bir birliktelik olacaktır.
* * *
Burada ağırlıklı iş, önceki çalışmada olduğu gibi SATSO'ya düşüyor.
Dünkü fotoğrafın genişlemesi ve çok iyi bir iş çıkarılabilmesi umudumla ve değerlendirilmesi beklentimle hatırlatmada bulunmak istedim.
DEMOKRATİK AÇILIM MI?
Memur sendikaları demokratik hakları ve Anayasa'nın kendilerine verilen haklar çerçevesinden uyarı eylemi yapıyorlar.
Bir günlüğüne iş bırakıyorlar.
En fazla da Arifiye tiren garındaki eylem ses getiriyor.
Burada makinistler iş bırakıyor.
Sendika temsilcileri eylemi sürdürüyor.
* * *
TCDD'den yapılan açıklamada, Türk Ulaşım Sen Sakarya Şube Başkanı Cihat Koray ile birlikte eylem yapan 16 kamu çalışanının geçici olarak görevden uzaklaştırıldıkları belirtildi.
İşte vatandaşına demokratik açılımları için "Durmak yok açılıma devam" sloganı atan hükümet yetkililerin yaptığı bir icraat bu.
Şimdi soruyorum size:
Ne kadar samimisiniz demokratik açılım konusunda.
Çok samimiyseniz, kamu çalışanlarının Anayasal haklarını kullanan kamu çalışanlarına ceza veriyorsunuz.
Kusura bakmayın ama sizin bu yaptığınız demokratik rejimlerde olmaz!
UTANMAZSINIZ Kİ?
Tokat'taki hain saldırı sonrasında telaşlı bir şekilde yapılan açıklamalarda, "Bu eylemin provokasyon olabileceği ve milliyetçi söylemdeki partileri güçlendirici bir eylem olduğunun da düşündürücü olduğu" yorumlarını çok duyduk.
AKP Genel Başkan Yardımcıları, açık ve net bir şekilde bu ifadeleri dile getirdiler.
Onlara göre 7 askerimizin şehit edilmesi, Demokratik açılım sürecini baltalamaya yönelik bir provokasyondu bu.
* * *
Yandaş medyalarındaki yalaka kalemler de döşendiler..
"Şehit kanı üzerinden siyaset yapıyorsunuz" diyenler vardı ya..
İşte onlar yazdılar çizdiler..
Muhalefet partileri hatta derin devlet nitelemeleri ile hedef gösterdiler.
* * *
Dün terör örgütü eylemi üstlendi.
Ortalık sus pus.
Merak ediyorum.
Tüm bu sözleri söyleyenler utandılar mı kendilerinden..
Sanmıyorum.
Birazcık utanma duygusu olsa, zaten o sözleri etmezlerdi.
PARTİ KAPAMA
"Demokratik Rejimlerde parti kapama olmaz."
"Bir siyasi ideoloji kapatılamaz"
Veya benzeri yorumları sık sık duyuyorsunuz bugünlerde.
Avrupa Birliği'nin Başkenti olan Bürüksel'den bir misafirimiz vardı geçen sene.
Akyazı'da bir sohbet toplantısında, söyleşide bulunduğumuz kişi Emirdağlı olan, Belçika Merkezi Hükümeti'nde Bakanlık görevini sürdüren Ümit Kır'dı.
* * *
AKP'nin kapatılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi'nin kararı görüşülüyordu o sıra..
Daha doğrusu Yüksek Mahkeme kararını vermiş, partiye laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesi ile bir takım cezalar vermişti.
İşte Bakan Kır, Mahkemelerin siyasi partilere müdahalelerini eleştiriyordu.
* * *
Bir soru sordum Sayın Bakan'a..
"Avrupa'da, hatta Belçika'da kapatılan hiç parti olmadı mı?"
Dürüst bir şekilde cevap verdi Kır:
"Evet oldu. Bir siyasi parti kapatıldı. Irkçı söylemleri vardı. İspanya'da da daha önce bir parti kapatılmıştı. Bazı şahıslara da siyaset yasağı getirilmişti"
* * *
Evet gerçekler işte böyle..
Avrupa'nın göbeğinde siyasi partiler kapatılıp, şahıslara da siyaset yasağı getirilebiliyor.
Neden?
Anayasalarına aykırı eylemler yaptıkları için.
Bizde de böyle olmalı.
* * *
Öyleyse ben de farklı bir amaçla, Anayasa'ya aykırı eylemlere zemin hazırlamak için bir siyasi parti kurayım.
Terör Örgütü sözde elebaşına Lider, teröristlere özgürlük savaşçıları ve gerilla diyeyim.
Ve bu parti kapatılmasın..
Böyle bir şey var mı?
* * *
Avrupa'nın göbeğinde bunun onda birini yapan partiyi, bugüne kadar 10 kere kapamışlar, siyasetçilerine de gereken cezayı vermişlerdi.
Konuyu demokrasi, hak ve özgürlükler kılıfının altına çekmeye çalışanların bu klasik söylemleri artık insanı sadece güldürüyor.
* * *
Bence DTP başta olmak üzere Anayasa'ya aykırı eylemlerde bulunan tüm siyasi partiler kapatılmalı ve bu siyasetçiler hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır.
Kamu vicdanı artık daha fazla rahatsız edilip, insanların milli manevi duygularına hakaretler edilmemelidir.
GÜNÜN ATASÖZÜ
Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.
Yazı Tarihi : 11 Aralık 2009 Cuma