ÇOK BÜYÜK BİR EKSİKLİK
İki gündür sizlerle önemli bir konuyu paylaşıyoruz.
Birinci Organize Sanayi Bölgesinde kurulu bulunan bir fabrikanın çevreye yaydığı kokular.
Son derece rahatsız edici ve insanları hayatlarından bezdirmiş.
* * *
Bugün konuyu daha fazla ayrıntılı bir şekilde araştırıyorum.
Evet Çevre Müdürlüğü önceden de şikayetler üzerine bazı çalışmalar yapmış.
ADASU da yapmış çalışma.
Ama sonuç yok.
Neden?
Çünkü her iki kurumun en üst düzeyindeki isimlerin yani İl Çevre Müdürü Nurettin Taş ve ADASU Genel Müdürü Rüstem Keleş'in bana ilettiklerine göre "Kokuyla ilgili bir çevre yönetmeliği yok"
* * *
Böyle bir şey olabilir mi diye düşünüyorum.
Yani siz bir fabrika kursanız, bacanızdan çıkan gaz ile attığınız sıvı atıklarınız standartlara uygun olsa ama çevreye çok kötü bir koku salsanız, bunun kanunen bir sakıncası yok.
* * *
Aynı şekilde Dörtyoldan başlayarak, Hanlı'yı kapsayan, Kirazca Köylerini de içine alan bir alanda, akşamları oluşan ağır kokuya karşı alınabilecek bir önlem de yok halde.
Ki bu kokunun bölgede kurulu bulunan bir kimya fabrikasından geldiğini iddia eden çok sayıda vatandaş varken.
* * *
Eğer gerçekten kokuyla ilgili bir yönetmelik yoksa bu bizim açımızdan büyük bir handikap.
Ülkemiz açısından da tabiî ki.
* * *
İstanbul'a giderken güzel havalarda arabamızın camını açardık.
Ta ki Gebze'ye kadar.
Gebze'deki ağır koku midemizi bulandırırken düşünürdük "Bu insanlar burada nasıl oturuyor. Çalışanlar bu kokulara nasıl katlanıyor?"
* * *
Artık koku da çevreye zarar veren diğer etkenler arasına alınmalı.
Şeker Fabrikası'ndan salınan koku Sakaryalıları rahatsız etmişti bir dönem.
Bu kokunun küspeden değil de, sıvı atıkların bakterilerle çökertilerek arıtılması için yapılan çökertme havuzlarından kaynaklandığı tespit edilir edilmez, kokuyu önleyici bir sistem geliştirmedi mi Adapazarı Şeker Fabrikası.
İşte tüm kurumların çevreye zarar vermemesi açısından, benzer sistemleri kullanmaları gerekiyor.
* * *
Bu gerçekten büyük bir eksiklik.
Yarın Çevre Bakanlığında bu yönetmeliği arayacağım.
Ya da başka bir kanun veya yönetmeliğe dayanarak böylesi durumlarda herhangi bir yaptırıma gidilip gidilmeyeceğini.
Ayrıntıları sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
ŞEKER'İN KURTULUŞU SİYASETTE
Adapazarı Şeker Fabrikası'nın probleminin çözümü dönüyor dolaşıyor, yeniden siyasete geliyor.
Neden?
Çünkü kota artışına karar verecek olan kurum Şeker Kurulu.
Ve Şeker Kurulu'nun üyelerinin yarısından fazlası, çeşitli Bakanlıklarda görev yapan bürokratlardan oluşuyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, Dış Ticaret Müsteşarı vs..
* * *
Yani siyasi irade "Bu iş olacak" derse, bu iş olacak.
Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kotası artırılacak.
Eskişehir'de pancar ekiminin önündeki engeller kalkacak.
* * *
Şeker Kurulu son olarak Adapazarı Şeker Fabrikası'ndan Eskişehir'de pancar ektirilmesi için çiftçilerle sözleşme yapılmasını istemişti.
Daha öncesinden bu sözleşmeler yapıldığı için bu imzalar hemen Şeker Kurulu'na iletilmiş.
Ve Eskişehir'deki Ziraat Odası'nın bu konuda aktif bir rol aldığı da biliniyor.
Zaten Eskişehir'deki siyasetçilerin bu konuya gösterdiği ilgiyi Sakaryalı siyasetçiler ve sivil toplum örgütleri göstermiş olsaydı, belki de sorun çoktan çözülmüş olacaktı.
* * *
Neyse konumuza tekrar dönelim.
İmzalar kısa sürede tamamlanıp Şeker Kurulu'na gönderilince, "Geçinmeye gönlü olmayan!" Şeker Kurulu bu sefer de "Bu imzalar gerçek değil. Bu kadar kısa sürede bu kadar imza nasıl toplanır" diyerek imzalar kabul etmemiş.
Şeker Kurulu Başkanı ve Türkiye Şeker Fabrikası Genel Müdürü Azmi Aksu'nun ne kadar art niyetli olduğunu bu son örnekte çok açık bir şekilde görmüş oldum.
Yoksa bunun başka bir izahı yok.
* * *
Hani derlerdi ya "Türkiye bir bürokrat devletine dönüştü. Siyasetçiler bürokratlara söz geçiremiyor. Hele ki Milletvekillerinin hiçbir tesiri kalmadı" diye.
Şimdi gerçekten inanmaya başladım.
* * *
Şeker Kurulu'nun Adapazarı Şeker Fabrikası ile ilgili önyargılı tutumunu değiştirmek gerekiyor.
Ve Sakaryalı siyasetçilerimizin de artık yumruklarını masaya vurma zamanı geldi.
5 AK Parti Milletvekili bir olup da bir Şeker Kurulu'na, yüzde yüz haklı olunan bir konuda sözünü geçiremiyorsa, o zaman biz boşuna sandık başına gidiyoruz.
Şeker'in kurtuluşunun tek yolu siyasettir.
GÜNÜN ATASÖZÜ
Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulamaz.
Yazı Tarihi : 18 Aralık 2009 Cuma
Sayın Kılıç; Şeker konusunda haklısınız. Ancak; Şeker Kanunu'u yürürlükte kaldığı sürece, pancar ekim kontenjanları ve şeker fabrikalarının kapasiteleri arttırılamaz. Zîra Türkiye, ne kadar şeker pancarı ekeceğine dair Amerika'ya taahhütte bulunmuştur. Bunun yanında tatlandırıcı elde edilen bitkilerin üretimine de sınırlama getirilmiştir. Ki; bu, mısır ekimini de sınırlandırmaktadır. Tatlandırıcı elde edilen bitkilerin kontenjanı, şeker pancarı üretiminin onda bir kadardır. Örnek: Pancar ğretiminin 16 milyon ton olduğunu farz edelim; buna göre mısır üretimi 1 milyon 600 bin tonu geçemez. Dış siyasetini ABD'ye, İç siyasetini AB'ye ve ekonomisini Dünya Bankası ile IMF'ye endeksleyen bir ülke, kendi millî çıkarlarını koruyamaz.
Hüsnü Akıncı @ 19.12.2009 13:37:34