KURBAN BİLMECESİ
KURBAN BİLMECESİ
Kurban bayramı öncesiydi.
Hani üşenip de, sadece parasını vererek kestirdiğimiz kurbanlar vardı ya!
İşte bu sistemi eleştiren bir yorumda bulunmuştum.
Özellikle de başka illerde kurban kestirilmesi benim mantığıma oturmuyordu.
Eleştirildik tabiî ki bu düşüncelerimiz nedeniyle..
Olsun, doğru yaptığıma inanıyordum.
Çünkü İl Müftümüzü de aramış, Sakarya'da ihtiyaç varken başka illerde kurban kestirilmesinin doğruluğunu sorgulamıştım.
* * *
Kimi zaman gazetemizde de mağdur olan vatandaşları görürsünüz.
Haberlerini iyi bir araştırmanın ardından yaparız.
Çünkü olur ya, manevi duyguların sömürülmesine aracı olmak istemeyiz.
Ama bir vatandaşın mağduriyetinin çözümü konusunda aracı olmanın manevi hazzı da anlatılamaz.
İşte böylesine hassas bir konudur bu.
* * *
Bu haberleri okuyup, "Size para göndersek iletir misiniz acaba" diyen vatandaşlarımız da oluyor.
Kesinlikle kabul etmiyoruz.
"İsterseniz gelin birlikte gidelim, ama yardımınızı siz kendi elinizle yapın"
"Size güvencemiz tam" diyor karşıdaki.
"Bu bir güven meselesi değil. Yardımı kendi elinizle, görerek yapın. Hatta vatandaşın mağduriyetine kendiniz de şahit olun"
* * *
Nitekim banka hesap numarasına para yatırılarak kurban kestirilmesi de bana garip gelmiştir hep.
Yan komşunun ihtiyacı varken, karşı mahalleden Mehmet amcanın, Hanife teyzenin ihtiyacı varken, neden gidip Diyarbakır'da kurban kestireyim.
Ya da Afganistan'da??
* * *
Hem insan ibadetini mümkünse kendi eliyle yapsa daha iyi olmaz mı?
Sırf kurban ile uğraşmamak adına, "zaten ucuz olan kurban bağışlarını seçen"ler de yok muydu aramızda?
* * *
Dün akşam saatlerinde bomba bir haber düştü işte tam da bu konuda..
Diyarbakır'da 150 bin kurbanı kesilmiş gibi makbuz kesen bir şirkete, yapılan ihbar üzerine operasyon düzenleniyor.
Ve şirketin haricinde bir çok yardım kuruluşunun yöneticileri de göz altına alınıyor.
Keşke böylesine bir olumsuzluk yaşanmasaydı.
Oldu mu şimdi?
* * *
Diyanet yetkilileri diyorlar ki:
"Kurban ibadeti ile sadakayı birbirine karıştırmayın"
Bizler de bas bas bağırdık Kurban Bayramı öncesinde "Yanı başınızda muhtaç insanlar varken, mahallenizde, ilçenizde ve ilinizde muhtaç insanlar varken, banka hesap numaralarına para yatırarak, neden başka illerde kurban kestiriyorsunuz?" diye..
Ama maalesef binlerce insan bu yolu denedi.
Umarız bu bir ders olur.
CUMHURBAŞKANIMIZ KANUN ÇIKARTABİLİR Mİ?
14 Aralık tarihinde Akşam Gazetesi'nde bir haber şöyle diyor.
"Köşk'te başlatılan ‘kurumsal kimlik' projesi kapsamında ‘yeni arma' görücüye çıktı. Köşk'ü simgeleyen armada eskisinden farklı olarak kırmızı zemin kullanılmadı. Proje ve tasarımlarda Hayrünnisa Hanım etkin rol aldı.
Çankaya Köşkü'nde birkaç aydır yürütülen kurumsal kimlik projesinin ilk ürünlerinden olan yeni arma kullanılmaya başlandı.
Arma, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Arnavutluk ve Karadağ'ı kapsayan iki günlük ziyareti sırasında heyet üyelerine dağıtılan program kitapçığında yer aldı.
Kapakta kullanılan armada daha öncekilerden farklı olarak kırmızı zemin yer almadı.
‘Güneş ve tarihte kurulan Türk devletlerini simgeleyen on altı yıldızdan' oluşan arma, bu kitapçıklarda mat gold (dora) zemin üzerine altın renginde varak olarak tasarlandı."
* * *
Peki nedir Cumhurbaşkanlığı Forsu?
Cumhurbaşkanlığı Forsu, Sol üst köşesinde sarı renkte bir güneş ve etrafında tarihteki 16 bağımsız Türk Devleti'ni simgeleyen arma olan Türk Bayrağı'dır..
Yüzlerce yılın birikimini, tarihteki Türk topluluklarını, dolayısıyla Türk birliğini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eder.
Ay yıldız olmaksızın ya da Türk Bayrağı üzerine işlenmeksizin yalnızca güneş ve çevresindeki 16 yıldızdan oluşan bölüme de Cumhurbaşkanlığı Arması denilmektedir.
* * *
Atatürk hazırladı
Günümüzdeki Cumhurbaşkanlığı Forsu'nun bir benzeri ilk defa Atatürk tarafından kullanılmış.
Atatürk, 1922 yılında İzmir'e giderken, otomobiline çekmiş, şimdikine benzer bir flamayı.
Bugün Anıtkabir Müzesi'nde bu flamayı görebilirsiniz...
* * *
Nerede kullanılıyor?
Türkiye Cumhurbaşkanlığı Forsu, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının ikametgahında, ziyareti süresince bulunduğu yerde, bayrak direğine çekilir, gece ve gündüz çekili kalır, makam odasında çalışma masasının sol gerisine konur, içinde bulunduğu arabanın sol önünde, tepesinde ay yıldız bulunan kromajlı direğe çekilir. Cumhurbaşkanının konuşma yaptığı kürsünün ön yüzünde yer alır. Forsun sol üst köşesinde yer alan güneş ve yıldızlar sarı renktedir. Zemini ise kırmızı.
* * *
Evet sevgili dostlar.
Size verdiğim kitabi bilginin ardından, armanın renginin değiştirilmesi ile ilgili görüşümü de aktarmak isterim.
Devletimizi simgeleyen Bayrak, flama vb. bir çok konudaki düzenlemeler kanunlar ve nizamnameler ile belirlidir.
Yani ‘Kurumsal imaj yaratacağım' diyerek, kim olursanız olun, Hatta Cumhurbaşkanı bile olsanız, bunu yapmaya yetkiniz yok.
Bu yetki TBMM'nindir.
* * *
TBMM'nde böyle bir kanun olmadan armadaki kırmızı zemin terk ediliyorsa, bu büyük bir yanlıştır.
Diyelim ki bu arma kullanılmaya başlandı.
Ben 10 sene sonra Cumhurbaşkanı oldum.
Forsu değiştirelim sarı-kırmızı olmasın, ben Fenerbahçeliyim dedim.
Eşime "Yeni bir Kurumsal imaj için çalışır mısın" diye rica ettim.
O da Lacivert zemin üzerine, sarı yıldızları yerleştirdi.
Ben de Sakaryaspor'dan da bir şeyler olsun diye, yeşil zemin üzerine siyah yıldızlar olsun dedim.
Böyle bir şey olabilir mi?
* * *
Kim olursa olsun, devletimizi simgeleyen ve yüzlerce yıllık birikim, kültür ve medeniyetimizin yansıması olan Devletimizin simgeleri, bir kişinin inisiyatifi ile değiştirilemez.
Bu kişi, Cumhur'un başı Cumhurbaşkanı bile olsa..
Çünkü Anayasamıza göre Cumhurbaşkanımızın kanun çıkarma yetkisi yok!..
GÜNÜN ATASÖZÜ
Abanın kadri yağmurda bilinir.
Yazı Tarihi : 22 Aralık 2009 Salı
Sn.Kılıç; Makam, mevki,servet ve para hırsı, ahlâkın en üst seviyesine çıkmış insanların dahî ayağını kaydırır. Halkın dini hislerini sömürerek rant sağlayanları bu sınıfa dahil edebilirsiniz. Sorgulamasını bilmeyen ve "Ne hakkın var?" demesini başaramayan bir toplum yapısında,Kurban soygunu da olur ve hatta her türlü kanunsuzluklar, meşru nizam haline getirilir. Hele; DEVLET, bir PARTİ DEVLETİ haline getirilirse, ahlâksızlar, hırsızlar ve yalancılar, ülkenin ve milletin kaderine hükmeder hale gelirler. Devletin çarkı o denli bozulur ki; keyfilikler,haksızlıklar, adâletsizlikler ülkenin ve milletin ufkunu karartır ve de hak aramanın yolları kapanır. Bu sebeple, millet, hak arama kapılarını açmaz ve hâle razı olursa, hiçbir şey,düzeltilemez.
Hüsnü Akıncı @ 22.12.2009 15:33:34