İŞSİZLİK
İŞSİZLİK
TÜİK'in 2008 sonu itibariyle hazırladığı rakamlara göre Sakarya'da işsizlik oranı yüzde 8.5 olarak açıklandı.
İlimizde işsizliğin pek fazla olmadığı gözüküyor.
Oysa kahvehaneler ve sokaklar işsiz dolu.
Ve her gün işten çıkartılanlarla bu sayı daha da artıyor.
Gazetelere bakıyorsunuz.
Eleman aranıyor diye boy boy ilanlar var.
Bir tarafta iş arayanlar, diğer tarafta eleman arayanlar.
Ne hikmetse bu iki gurup bir türlü birleşemiyor.
İşsizliği arttıran etkenlerden biri de ücretler.
İş arayan asgari ücretle çalışmayı istemiyor.
İş yeri sahibi de asgari ücretten fazlasını veremiyor.
Çünkü nereden bakarsanız bakın bir işçinin işyerine maliyeti 1000 tl'yi buluyor.
İş müracaatında bulunan kişi önce " ne kadar maaş vereceksiniz?" diyor.
"ben bu iş yerine ne verebilirim" demiyor.
Eleman kalifiye eleman olsa eyvallah.
Hem işten anlamayacak hem de yüksek ücret isteyecek.
Dolayısıyla iş bulmaları zorlaşıyor.
Bir aile geçimini sağlamak için çoluk çocuk çalışmak zorunda.
Hayat şartları tek maaşla ev geçindirilemeyeceğini açık açık gösteriyor.
Sokakta başı boş gezmek yerine düşükte olsa bir işyerinde çalışmak eve katkı getirir.
Aksi takdirde harcadığın her şeyi cebinden karşılamak zorundasın.
Cepte para yoksa ailene yük olmaktan başka çaren kalıyor mu?
Sokakta üniversite mezunu bir çok öğrenci işsiz.
Çocuklar mezun oluyor ama iş olmayınca okumanın da bir anlamı kalmıyor.
Fabrikalar eleman alacakları zaman yabancı dil bilen, bilgisayar kullanabilen elemanları tercih ediyor.
Şayet yabancı diliniz yoksa iş bulmanız daha da zorlaşıyor.
3 kişi alınacak olan bir yere yüzlerce insan başvuruyor.
Bunların içinde 2-3 dil bilen, kariyerinde iyi yerlerde çalışmış insanlarda mevcut.
Ama fabrikanın istediği özellikleri taşımıyorsa ne yazık ki işe giremiyor.
Gidin fabrikaları dolaşın.
Bütün fabrikalarda iş müracaatlarının çok olduğunu görürsünüz.
İnsanlar iş arıyor ama iş yok.
Birde bunun üzerine ekonomik kriz eklenince işsizliğin boyutu daha da fazla büyüyor.
İşsizliğin insanlar üzerindeki etkisini de göz ardı etmemek lazım.
İş yok, para yok ama masraf çok.
Ve insanlar sabit giderlerini karşılayabilmek için mutlaka bir şeyler yapmak zorunda.
Maalesef, bunun sonucunda hırsızlık, gasp vb.. olaylarda artmalar meydana geliyor.
İnsanlar gelecekten endişeliler.
Yarına güvenle bakamıyorlar.
Hepsi " ne olacağız" korkusunu yaşıyor.
Çoluğuna çocuğuna iyi bir gelecek bırakamamanın sıkıntısını yaşıyor.
İşsizliğin bedelini ağır öder hale geldiler.
GÜZEL SÖZLER
Üç şey sürekli kalmaz;ticaretsiz mal,tekrarsız bilgi,cesaretsiz iktidar.
Sadi
GÜNÜN FIKRASI
Rahip özenle bakımını yaptığı, büyüttüğü tavuklarını kilise bahçesindeki kümesine kapatır. Lakin üzerine titrediği, horozu tavukların arasında göremez, ortada yoktur.
Ayinden sonra aklına horoz gelir, cemaatine sorar:
—Kimin horozu var?
Bütün erkekler ayağa kalkınca, sorunun yanlış anlaşıldığını anlar:
—Hayır onu demedim, horozu kim gördü?
Bu kez tüm kadınlar ayağa kalkar...
—Hayır, efendim!! Başkalarının horozunu kim gördü demek istiyorum.
Kadınların yarısı ayağa kalkınca, ortamı iyice karıştırdığını düşünür, düzeltir:
— Allah, Allaaah! Benim horozumu kim gördü yahu?
Bütün rahibeler ayağa kalkar...
Yazı Tarihi : 25 Aralık 2009 Cuma