MUHALİF GAZETECİ
MUHALİF GAZETECİ
Muhalif gazeteci olur mu?
Olmaz.
Çünkü gazetecilik zaten muhalefet demektir.
Çünkü idarenin istekleri ve amaçları ile genellikle halkın istek ve amaçları birbirlerinden farklılık gösterir.
Gazeteci, halkın ve haklının menfaatlerini korumakla yükümlüdür.
Gazetecinin görevi iktidara alkış tutmak değil, halkın hak arama mücadelesinde onlara destek olmaktır.
* * *
Günümüzde pek itibar gören bir kısım medya çalışanının veya gazete çalışanının yaptığı iş ise gazetecilik değildir.
* * *
Demokrasilerde Sivil Toplum Örgütlerinin kuruluş amacı da aynıdır.
Temsil ettiği kesimin hak ve taleplerini, iktidarlara karşı savunmak, geliştirmektir amaç.
Dolayısıyla basın gibi sivil toplum örgütleri de iktidar mensupları tarafından bakıldığında "karşı tarafta" olmak zorundadırlar.
Aksi halde onların da yaptıkları işe sendikacılık, meslek odası örgütlenmeleri vs. denmez..
* * *
İşte muhalif yazılarımız nedeniyle, çoğu zaman muhalif yanlısı olmakla suçlanıyoruz.
İktidar mensuplarının öz eleştiri yapmayan yöneticilerinin en kolaycı bir şekilde sığındıkları gerekçedir bu.
Onların gözünde, "şakşakçı" gazeteci iyi, muhalif yazılar yazan bizler ise kötüyüz.
* * *
Ama yaptığımız işin doğruluğunu, onlardan gelen tepkiler değil, halktan gelen tepkiler belirliyor.
Yazdığınız bir köşe yazısı veya haberin ardından telefonla veya internet üzerinde elektronik posta ile gelen yorum ve mesajlar, sizin işinizi ne derece doğru yaptığını gösteriyor.
İçim o kadar rahat ki!
* * *
Depremin ardından iktidar ortaklarına her gün çatıyor, Sakarya için hep daha fazlasını istiyorduk.
İktidar değişti.
Şimdi AK Parti var.
Onların icraatlarını eleştiriyoruz.
Zaman geçiyor.
Bir gün başka partiler gelecek iktidara.
O zaman onları da eleştireceğiz.
* * *
Uzun bir yol bu.
Bizler hancıyız..
Ve bu handan o kadar çok yolcu geçti ki!
Geçmeye de devam edecek.
SİYASİ PARTİLERİ ATLAMIŞIM
Dün Sakarya'nın birlik olmadığından bahsederken, bazı sivil toplum örgütlerine çatmıştım.
Ama unuttuğum bir kesim kalmış.
Siyasi partilerimiz.
Ve özellikle de muhalefet siyasi partileri.
* * *
Dünkü örnekten devam etmek istiyorum.
Şimdi Baro Başkanı çıktı dedi ki:
"Bağımsız adliye sarayı istiyoruz"
Talepleri mantıklı.
İktidara karlı bu talebi savunacak ve takibini yapacak olan kimler?
Diğer bütün sivil toplum örgütleri.
Ve dün unuttuğum için bugün yazıyorum: Siyasi Partilerimiz.
* * *
Sakarya'daki sorunların çözümü için politikalar üretmek amacıyla kurulan Siyasi Partilerimizin İl Teşkilatlarına bazen şaşıyorum.
Örneğin MHP ve CHP.
Bağımsız Adliye Sarayı yapılması konusunda ne düşünüyor.
Bir basın toplantısıyla "Destekliyoruz" diyerek konuyu geçiştiriyorlar mı?
Yoksa gerçekten takip ediyorlar mı?
* * *
Peki Sakarya'nın diye meseleleri konusunda, MHP, CHP, Demokrat Parti, Saadet Partisi, Türkiye Partisi, DSP ve diğer siyasi partilerin çözüm önerileri var mı?
Eleştirmekle mi kalıyorlar yoksa alternatif çözüm önerileri de var mı?
* * *
Eğer bir memlekette iktidarın başarısızlığından bahsediyorsak, bundaki büyük payın muhalefet partilerinde olduğunu söylemek de mümkün.
Sakarya'da bir zaman taşları yerlerinden oynatan muhalefetten şimdi neden ses çıkmıyor?
AKP'yi, AKP yapan, bu kadar güçlü kılan alternatifsizlik ise bunda muhalefet partilerinin de katkısı büyük.
Ben başta MHP, CHP, DP, SP olmak üzere diğer muhalefet partilerinin üzerlerindeki ölü topraklarını atmalarını ümit ediyorum.
AKSU'YU ALT EDEMİYORLAR
Bu yazıyı yazmak için çok araştırdım.
Sakarya ve Eskişehir Milletvekilleri ile görüştüm.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ile görüşmelerinden haberdarım.
Ne konuştuklarından.
Bakan Ergün'ün Şeker Kurulu Başkanı Azmi Aksu'yu aramasından.
Ondan Adapazarı Şeker Fabrikası'nın problemini çözmesini istemesinden.
Hepsinden haberdarım.
* * *
Sahnenin önünde ve arkasında konuşulanları öğreniyorsunuz.
Şeker Kurulu'nun, Konya'daki akıl hocalarının dürtelemesi ile yatığı açıklamaları okuyorsunuz.
Ve bir sonuç çıkıyor ortaya:
Ak Partili Sakarya ve Eskişehir Milletvekilleri, o da yetmez bir Bakan'ın gücü, Şeker Kurulu Başkanı Azmi Aksu'ya yetmiyor.
* * *
Aksu'nun "Şeker Kurulu siyasi bir kurul değil, bağımsız bir kuruldur" safsatasını da herkes yutuyor.
Kimse çıkıp da demiyor ki, "Olur mu hiç böyle. Şeker Kurulu'nda 7 üyeden 4'ü Bakanlık temsilcilerinden oluşuyor"
* * *
Son gelişmeler bir kere daha AKP'li vekillerin hatta Bakan'ın, kendilerine bağlı bir bürokrata iş yaptırırken ne kadar acziyet içerisinde olduklarını gösterdi.
Tabiki bu arada yazık oluyor Sakarya'ya!..
GÜNÜN ATASÖZÜ
Her ağacın meyvesi olmaz.
Yazı Tarihi : 25 Aralık 2009 Cuma
Tüm partiler aynı. hepsi kuma siyaseti yapıyor. tek dertleri kendileri iktidar olup ranta ulaşmak.yoksa, sakarya,anadolu vs. dertleri yok.akp,mhp,sp,dsp,dyp,dp,anap,dtp,btp hep aynı. geçinemeyen kuma karılar gibiler.muhalefeti bile beceremiyorlar. her şeyi kara gösterme, her şeye muhalefet etme pisliği içindeler. bu ülkede particilik iğrenç.mide bulandırıcı ve kusturucu. sivil derneklerde öyle. onlarda siyasi ve ideolojik.onlarda yan kuma ve yandaş partici.hepsi sultacı. yazık bu ülkeye.yazık koca osmanlı mirasına.biz insanı kaybettik. iki ayaklı adama benzer adam çok. ama adam gibi adam yok.
ali alay @ 26.12.2009 01:02:19
Sayın Kılıç; Siyasî iktidarlar, kendilerini devlet zannettikleri için eleştiriden hoşlanmazlar. Bugünkü siyasetin yapısı sebebiyle milletvekillerinin de bir etkinliği ve yaptırımı olamaz. İdere ve Başbakanlara teslimiyet, milletvekillerini etkisizleştirmiştir. Şeker konusu ise, maalesef, Türkiye'nin genel derdidir. Çünkü Türkiye, pancar ekimine sınır getireceğine dair ABD ve AB'ye taahhütte bulunmuştur. Yani; Tarımdaki hükümranlık haklarından vaz geçmiştir. Şeker Kurulu ve Başkanı, IMF ve Dünya Bankası'nın talimatları ve istekleri dışına çıkamaz. Bu konu da, Başbakan dahil Hükümet de bir şey yapamaz. Bugün şikâyetçi olanlar, Şeker Kanunu çıkarıldığı zaman tavır koymalıydılar ve hükümeti zorlamalıydılar. Herkes, sessiz kalmıştır.
Hüsnü Akıncı @ 25.12.2009 21:38:24