KALAİS VE LEAH
KALAİS VE LEAH
Şarkı söyleyen bir lirin rüzgarı,
Gibiydi
Sesi güçlü Kalais'in….
Yeryüzüne düşmüş iki yıldız gibi
Parlıyorlardı dans ederken…
Geçmişten gelen bir gül kokusuydu,
Aşk o an
Onlar
Ve tüm kainat için…
Gençti
Ve hayallere inanıyordu
O
Güneyli kız….
Saçları karamel
Teni kum renginde
Adı Leah….
Bir bahar dalını tutar gibi
Sarılırdı Kalais, Leah'ya
Tanrıların yeryüzüne indirdiği
Bir erkek melek gibi
Dev kanatlarıyla…
Leah,
Onu izlerdi mum ışığında
Altın taraklarla tarardı,
Sevdiğinin saçlarını umut ve aşkla…
Adanmış ruhuyla,
Gökyüzünü üzerine örter gibi
Sığınırdı sevdiğine Leah…
Kocaman elleriyle sakınırdı Kalais
Leah'nın camdan göhsünü
Pamuk gibi bulutlar eşlik ederdi
Ah Leah…. Berzahtaki kız
Yüzyıllar önce doğan ve kendini
Sonsuz aşkına saklayan Leah….
Ondan önce öğrendiği her şeye
Veda eder gibi seviyordu..
Kutsanmış bir toprağa dokunur gibi
Uzanıp öpüyordu sevdiğini dualarla….
Renk renk güzel kokulu çiçekler açardı
Kalais her gülümsediğinde dünyada
Başı geriye düşerdi Leah'ın
Gözleriyse cennete…
Her sevişmelerinde,
Küçücük bir melek daha armağan ederdi.
Tanılar yeryüzüne,
Bir gece gitti Kalais, Leah'nı bırakıp
Ve af diledi Tanrı'sından
Aşk tutmayan kalbi adına….!
O gece denizler kabardı,
Dalgalar yükseldi…!
Tufanlar çıktı…..
Periler öfkelendi Kalais'e
Gök kubbe Leah'ya ağladı….
Ah Leah…..
Rüzgarla örselenen,
Ve
Aşkla öldürülen,
O…!
Bu dünyaya ait olmayan
Kalais'e adanan…
Leah aslında bir dilek olan,
Ruhu kırılmış bahar dalı
Berzahtaki kız…..
Ama
Artık bir kalbi olmayan….!
NOT-) Bu ironik öykü size uğurlu gelsin.
2010 terkedilmeden ve terketmeden gönlünüzce bir yıl olsun…..
Yazı Tarihi : 01 Ocak 2010 Cuma