AİLE HEKİMLİĞİ
Aile hekimliği başlamadan yaklaşık 2 ay önce sizlerle bu konuyu paylaşmıştım.
Karşılaşılabilecek sorunlardan da bahsetmiştim.
Çünkü pilot bölgelerde karşılaşılan ciddi sıkıntıların çoğunun Sakarya'da da yaşanması muhtemeldi.
Nitekim korkulan oldu.
* * *
Sıkıntıların temelinde Sakarya'daki doktor açığı yatıyor tabiki.
* * *
Tam da bu sırada bir fıkrayı sizlerle paylaşmak isterim.
Fransız orduları savaştadır.
Savaşın en kritik zamanında bütün silah ve top sesleri kesilmiştir.
Yardımcısı Napolyon'un yanına gelir.
Napolyon:
"Ne var. Bir sorun mu oldu? Neden sesler kesildi?"
Yardımcısı:
"Efendim. Bununla ilgili olarak tespit ettiğim tam 10 neden var."
Napolyon:
"Say bakalım. Nelermiş bunlar?"
Yardımcısı:
"İlk olarak kurşunumuz bitti. İkinci…"
Napolyon sözünü keser yardımcısının:
"Tamam. Gerisini saymana gerek yok. Diğer 9 eksik tamamlansa bile kurşun olmadan bir hal yiyemeyiz"
* * *
İşte aile hekimliğinde doktor sayısı "kurşun"a benzer.
İsterseniz tüm fiziki şartları yerine getirin.
Malzemeleriniz tam olsun.
Doktor olmazsa hiçbiri bir işe yaramaz..
* * *
Bu açıdan baktığımızda Sakarya'da yapılabilecek pek bir şey de doğrusu.
Vali Hüseyin Atak ve Sağlık İl Müdürü hasan Bektaş, canla başla açığı kapatabilmek için formül üstüne formül üretse bile, sorunun asıl nedeni belli.
Burada siyasetçilerimize iş düşüyor.
Başta da Milletvekillerimize..
Ama bugüne kadar etkili bir çözüm bulabildiklerini söylemek güç.
* * *
Sakarya'daki doktor sayısının bir an önce artırılması gerekiyor.
Hem de ciddi miktarlarda.
Özellikle de acil servislerde görev yapacak tecrübeli doktorlara ihtiyacımız var.
Ardından da uzman hekimlere..
* * *
Aile hekimliği konusunda karşılaşılacak diğer sorunlar, sistemin öz yapısından kaynaklanan sorunlar olacak.
Yani sevk uygulaması bu sistem içerisinde başladığında asıl sorunlar baş gösterecek.
Avrupa'da olduğu gibi "sevk edilmesi gereken hastalar, bu hastalığın farkına varamayan veya yanlış teşhiste bulunan aile hekimleri tarafından sevk edilmezse" işte o zaman büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacağız.
* * *
Sevk uygulaması başladığı sürece, hastanelerdeki doktor açığından başkaca bir sorun görmüyorum ben.
Asıl bomba, sevk uygulaması başladığında patlayacak.
ÖZÜR DİLESELER NE OLACAK?
İsrail ile bir krizin daha eşiğinden dönülüyor.
İsrail Dışişleri Bakanı yaptığı büyük hakaretin ardından, resmi yazıyla özür dilemiş.
Diğer yandan konuşmaya devam ediyor ve benzer şeyler söylüyor.
* * *
Dışişleri Bakan Yardımcısının yazıyla özür dilemesi Arap basınında büyük yankı uyandırıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Sultan" yakıştırması yapılıyor.
* * *
İsrail Bakan Yardımcısı özür dilese ne olacak?
İsrail halen ihale almaya devam ediyor.
Hani bir reklam var ya "tıkır tıkır" diye..
İşte tıkır tıkır para kazanıyorlar bizden..
* * *
Vallahi ben Dışişleri Bakanı olsam ve iyi para kazandığım bir ülke ile kriz oluşsa, her gün özür dilemeye razıyım.
İŞSİZLİK RAKAMLARI
"İşsizlik rakamları düştü!"
Bir müjde gibi verildi dün bu haber..
Düşme oranına baktık!
Binde 3!..
* * *
Ekim ayı işsizlik rakamları değerlendirilen.
Binde 3'lük bir azalma dahi olsa bana inandırıcı gelmedi.
TÜİK bana göre siyasi müdahalelerden arındırılmalı.
İşsizlik rakamlarını da enflasyon rakamlarını da gerçek anlamda belirlemeli.
* * *
Tabiki bugünkü şartlarda bu imkânsız.
Ama bizim sokakta gördüğümüz manzara çok farklı.
Hele ki iller bazında işsizlik rakamları açıklandığında adeta şok olmuştuk.
Hani TÜİK'in bu rakamlarına inanan vatandaşlar da var.
Sakarya'da bu kadar az işsizlik olduğunu görenler, göç edecekler memleketimize..
* * *
Binde 3 oranında azalsa bile şu anda ülkemizdeki işsizlik oranı yüzde 13.
Bunu ikiyle çarptığınızda rakam yüzde 26.
Sakarya'da resmi rakamlara göre 20 binin üzerinde işsiz var.
Bunu ikiyle çarpın.
Gerçek rakam 40 binler civarında..
40 bin kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişileri düşünün.
Sakarya'ya işsizliğin ne kadar büyük bir darbe vurduğunu daha iyi hesaplayabilirsiniz.
BİR FIKRA
Yaşlıca bir bayan evindeki koltuğunda oturup uzun geçmiş hayatını gözden geçirirken birden bir peri karşısına çıkıverir ve ona 3 dilekte bulunabileceğini söyler.
- "Peki" der yaşlı kadın.
- "Zengin olmak istiyorum."
Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çevirir.
- "İkinci olarak da güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum" der.
Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.
- "Üçüncü ve son olarak ne istersin" diye sorar peri.
O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir "hav" sesi çıkartır.
Prenses çok sevdiği köpeğine bakar ve şöyle der;
- "Köpeğimi yakışıklı bir prense dönüştürebilir misin?".
Tam o anda, şimdi güzel bir prenses olan yaşlı kadının önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür köpek.
Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar yakışıklıdır bu prens.
Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona aşık oluverir. Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar.
Prens ona doğru eğilir ve dudakları neredeyse kadının kulağına değecek şekilde şöyle fısıldar;
- "Eminim şimdi, zamanında beni hadım ettirdiğine çok pişmansın..."
GÜNÜN ATASÖZÜ
Köpeksiz sürüye (köye) kurt dalar (iner).
Yazı Tarihi : 16 Ocak 2010 Cumartesi