7'İNCİ YILINDA AKP
-1-
7'İNCİ YILINDA AKP
Ak Parti bugün 7'inci yıldönümünü kutluyor.
Dün sizlerle kısmen de olsa partinin bugün geldiği durumu değerlendirmiştik.
Dün hatırlayacaksınız, parti içindeki çekişme ve rekabetin, muhalefetten daha fazla partiye zarar verdiğini söylemiştim.
Bugün ise bu daha net bir şekilde görülebiliyor.
Şaban Dişli ile ilgili ortaya atılan iddialar, teşkilatta da büyük bir huzursuzluğa neden oldu.
Dişli'ye bugünlerde kimse ulaşamıyor.
Telefonu sürekli kapalı.
Ankara'da babasının rahatsızlığı ile uğraşıyor.
Özellikle CHP Gurup Başkanvekili Kemal Kılıçdaoğlu'nun ortaya attığı iddialar ve istifa çağrısı, ardından CHP İzmir Milletvekili'nin İçişleri Bakanlığı'na verdiği soru önergeleri, CHP'nin Dişli'nin peşini bırakmayacağı izlenimi verdi.
Dişli'nin ise kendisine yakın medya grubu Doğan'ın Hürriyeti'ne ilk gün yaptığı açıklama ve Anadolu Ajansı'na ikinci gün yaptığı "teminatımı korumak için imzaladım" açıklaması, CHP'lileri pek tatmin etmedi.
Cep telefonunu kapatıp Sakarya'dan da kimseyle konuşmayınca da teşkilattaki huzursuzluk iyice arttı.
Öyle ya Dişli Sakarya'ya gelerek, bu duruma tatmin edici bir cevap vermezse, teşkilata olan biteni anlatmazsa ve suçsuz olduğuna ikna etmezse, o zaman sıkıntı daha da artacak.
Yaklaşan seçimler öncesinde muhalefetin eline müthiş bir koz geçmiş olacak.
Onlar da bunu çok iyi bir şekilde değerlendireceklerdir.
Peki Şaban Dişli, bunları yapmazsa ne olacak?
Kamuoyuna tatmin edici bir açıklamada bulunmazsa siyasete devam edecek mi?
Başbakan'ın bu duruma yaklaşımı nasıl olacak?
Bunları şimdiden kestirmek güç.
Ama ortada olumsuz bir durumun çıkması durumunda o zaman Başbakan, muhtemelen Osman Pepe ve Zeki Ergezen örneklerinde izlediği taktiği izleyecektir.
Haklı veya haksız bir şekilde yıpranan siyasetçilerini nasıl geri plana çektiyse, Şaban Dişli ile ilgili de benzer taktiği kullanabilir.
İl yönetimi ve İlçe yönetimlerinde Dişli ile ilgili farklı görüşler var.
Onlar da tereddütlerini gideremiyorlar.
Bazıları "Gelip bize açıklamalarda bulunmalı" şeklinde görüş belirtirken, bazıları ise "böyle bir şey yapmış olamaz" diyor.
Peki Dişli gelip teşkilata açıklamalarda bulunmalı mıdır?
Kesinlikle evet.
Çünkü gece gündüz çalışarak Ak Parti'nin oylarını, Türkiye ortalamasının çok üzerine çıkaran teşkilat, özellikle seçim sürecinde kendilerinin karşısına gelecek bu konuyla ilgili bilgi istemekte sonuna kadar haklı.
-3-
BAŞKANLIK
Dün bir belediye başkanımız ile sohbet ediyoruz.
Merak ettiğim bir konuyu soruyorum kendisine.
Özel durumları paylaştığımız için adını vermeyeceğim.
"Başkanım, aileniz ile yeteri kadar ilgilenebiliyor musunuz?"
"Kesinlikle hayır"
"Kendiniz için bir şeyler yapabiliyor musunuz?"
"Hayır"
"Yapmayı sevdiğiniz şeyler ile ilgili vakit ayırabiliyor musunuz?"
"Neredee?"
Ve verdiği cevaplarda da sonuna kadar samimi olduğunu biliyorum.
Hizmetlerini beğenin veya beğenmeyin ama şehrimizdeki Belediye Başkanlarının çoğu bu durumda.
Aralardaki 3-4 tanesi hariç ben hiçbirinin özel hayatı kalmadığına bizzat şahit oluyorum.
Yani iyi veya kötü, hizmet hedefiyle, kendilerini ve özel hayatlarını feda ediyorlar.
Onun için bizler eleştirirken, eleştiri dozunu fazla kaçırmamız gerekiyor.
Çünkü ne olursa olsun, bu istek ve çalışma arzusunu ve başarısını gösteren bir insan, saygıyı hak ediyor.
Bu arada hizmetlerini tabiki eleştirelim.
O zaman da biz görevimizi yapmamış oluruz.
-4-
YILDÖNÜMÜ YAKLAŞIYOR
Asrın felaketinin üzerinden 4 gün sonra tam 9 sene geçiş olacak.
9 seneye rağmen halen felaketin izlerine rastlamak mümkün.
Ve 9 seneye rağmen halen akıllanmadık.
Çok çabuk unuttuk.
İnsanların depreme karşı bilinçleri çok çabuk azaldı.
Çok katlı binalar halen ölüm saçmaya devam ediyor.
Orta hasarlı binalar ertelene ertelene bugüne kadar geldi.
Yenikent, halen cazibe bölgesi haline getirilemedi.
Bunun vebalini hep birlikte ödeyeceğiz.
Başbakan'a "Depremin bütün yaralarını sardık. Hiçbir sıkıntımız kalmadı" diye bilgi verenler de bunun vebalini ödeyecek, ısrarla çok katlı binalarda oturanlar da, o binaları yıktırmayanlar da, orta hasarlı binalarla ilgili yasayı uygulamayanlarda..
Hepimiz ödeyeceğiz bunun hesabını.
İlk depremin sonrasında "Biz söylememiş miydik?" diye manşet atmak işten değil.
Ama biz böyle bir manşet atmak istemiyoruz.
Bu kadar insan hayatını kaybettikten sonra, ister daha önce söylemiş ol, ister olma ne fark eder ki.
Gideni geri getiremedikten sonra hepsi boş.
-5-
Günün Atasözü
Rüzgâr esmeyince yaprak kıpırdamaz (dal oynamaz).
Yazı Tarihi : 14 Ağustos 2008 Perşembe