VE DÜNYA BU SAVAŞA DA SEYİRCİ!
VE DÜNYA
BU SAVAŞA DA SEYİRCİ!
Bu dünyada para dışında ki her şey o kadar ucuz o kadar önemsiz ki,
Mesela ‘'insan canı!''
Sanki gerçekten ölmüyorlar, sanki gerçekten kan akmıyor, gerçekten acı çekilmiyor.
Savaşı, film izler gibi izliyoruz.
Spiker sanki bize masal anlatıyor, binlerce ölü var cümlesi sanki bir dizinin senaryosu gibi.
Sudan sebeplerden başlayan yüzlerce, binlerce savaş dünya üzerinde.
Hatta hepsi ya da su, ya da toprak yüzünden.
Akıl alacak gibi değil,
Bir ülke bir devlet;
Büyüğüm, haklıyım, bir numarayım, güçlüyüm, kuvvetliyim diyecek diye can alıyor.
Yaşayan, yürüyen, yiyen içen, üzülen, sevinen, bu dünyada varım diyen ve hatta ölümü aklından bile geçirmeyen masum insanları öldürüyor.
Tarlada ki ekini biçer gibi, fabrikada kesilen tavuklar gibi,
Topluca, düşünmeden, acımadan, üzülmeden.
Dağılan hayatları, yıkılan evleri, parçalanan vücutları, yok olan aileleri umursamadan.
Öldürdüğü kadar büyüyeceğini sanıyor.
Artık savaşlarda tanklar ülkeleri işgal edince, topraklar alınıp insanların kanı akıtılınca
Haberlerde başlık;
‘'Gövde gösterisi ‘'oluyor
Ülkeleri yönetenlerin burnu bile kanamıyor, evleri yıkılmıyor, ailelei ölmüyor, parasız kalmıyorlar.
Ama masum insanların, o ülkenin halkının ölmesi gerekiyor, devletinin devamı için,
Bombalanması gerekiyor, ülkesinin çıkarları için,
Asker olması, savaşması gerekiyor, milletinin güvenliği için.
Bedel ödemesi gerekiyor, savaşılması için.
Ölü sayısı artmadan kimse müdahale etmiyor bombalara.
Giden on can, yüreklerini acıtmıyor nedense liderlerin.
On can, on bin can olmadan NATO girmiyor devreye, BM hiç bir şey yapmıyor.
İki ülke, iki karış toprak için, tıpkı çocukların bir oyuncağı paylaşamaması gibi yiyor birbirlerini günlerdir.
Her ne kadar umursamasak da, umursamasa da dünya,
Maalesef çocukların oyuncağı kadar basit, çocukların kavgası kadar masum değil bu dava.
İnsanları evsiz barksız, annesiz babasız, çocuksuz, vatansız, yurtsuz bırakacak kadar göç ettirecek kadar acımasız ve de vicdansız.
Kim haklı, kim değil?
Bilinmez.
Savaşta tek gerçek var,
Ölen çocuklar, kadınlar, erkekler.
Yıkılan evleri, yok olan hayatlar.
Hikâye değil, masal değil, senaryo değil,
Akan kan kadar gerçek.
Geri gelmeyen hayat kadar acı.
Ve dünya, bu son savaşa yine sadece seyirci.
Ve yüce yaratıcının, geçici bir süre için bizleri yerleştirdiği bu dünya, sürekli savaşıyor kendini hiç ölmeyecek zanneden ahmaklar yüzünden.
Elimizden gelen tek şey dilek, dilemek dua etmek içten ve yürekten.
Artık insanlar, bu dünyayı dünya yapan insanlar, ölmesin sudan sebepler yüzünden…
KİM NE DEMİŞ?
VİCTOR HUGO demiş ki;
"Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az öncedir"
Yazı Tarihi : 14 Ağustos 2008 Perşembe