HAK, HUKUK ADİL OLMAYINCA
-1-
HAK, HUKUK ADİL OLMAYINCA
1999 Marmara Depremi'nin 9'uncu yıldönümünü idrak edeceğiz.
Şehrimizde gazeteciler, sivil toplum örgütleri, bas bas bağıracaklar.
"Depremin 9'uncu yılı ama halen depremde can güvenliğimiz yok" diyecekler.
Sonuna kadar da haklılar.
Onlar demesine diyecekler de, sözler sahibine vız gelip, tırıs gidecek.
Peki hiç düşündünüz mü neden bu konuda halen büyük eksiklerimiz var?
Neden hem devlet, ham de yerel yöneticileri bu konuda olabildiğince rahat?
Ben düşündüm.
Ve şu sonuca vardım:
Marmara Depremi'nde yaşamını yitiren binlerce insan ve onların onbinlerce yakını gibi, bu yıkımda kusuru bulunanlar da acı çekselerdi ve en ağır cezalara çarptırılsalardı, o zaman bu hatada ısrar etmeye devam etmeyeceklerdi.
Bu kentte 3 kattan fazlasına izin veren Belediye Başkanları, Meclis üyeleri, Kararlara itiraz etmeyen gelmiş geçmiş Valiler, denetlemeye gelen müfettişler vs. sorumluluklarını kanunda buldukları boşluklardan faydalanıp kaçamasalardı, işte o zaman bugün bütün bunları konuşmak zorunda kalmayacaktık.
Tamam.
Vatandaş haksız..
Zorla ona kimse 5-6 katlı binalarda otur demedi.
Peki Devlet, Belediye Başkanları, diğer bürokratlar ve teknik elemanların hiç mi suçu yok?
Kum, çimento, demir çalan müteahhit suçlu da, onu denetlemesi gerekenler suçsuz mu?
Bu kadar kişinin ölmesinde küçük de olsa ihmalleri ve yanlış kararları bulunan gelmiş geçmiş tüm ilgili bürokratlar, yerel yöneticiler, acaba vicdani olarak hesaplarını verebilmişler midir?
Peki bugün yapılanlara ne dersiniz?
Halen çok katlı binalarda insanların oturulmasına kimsenin bir şey dediği yok.
"Bu binalar çok sağlam. Bir şey olmaz" diyen ev sahipleri mi doğru söylüyor, yoksa "çok katlı binaların tamamına yakını Adapazarı'nda tehlikelidir" diyen bilim adamları mı?
Belediye başkanlarımız bilim adamlarının söylediklerine mi itibar ediyorlar, yoksa vatandaşların mı?
Gerçi neyi anlatıyoruz ki biz?
Kaç sene geçti üzerinden.
Yazdığımız ilk yazı da değil bu.
Televizyonlarda bas bas bağırdık da ne oldu?
Ve hiç istemezdim o günleri tekrar yaşatmayı ama sevdiğim bir şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir internet sitesinde "inciden" takma adıyla yayınlanan şaire ait.
ONYEDİ AĞUSTOS ANISINA
Hiç biri sayı değildi
Hiç biri 17 bine dahil değil
Dün gülüp oynayan bebek
Onyedisinde betondan yerindeydi
Bir 'Beyza' hikayesi anlattığım
Ana-babasının üstüne titrediği
Sırma saçlım,kara gözlüm,gül yüzlüm
Kırmızı ayakkabılarını hiç giyemedi
Öyle canlar yitirdik,öyle neferler
Yağız delikanlı,taze gelin,masum bebeler
Koklamaya kıyılmaz tomurcuk güller
Niceleri ,isimsiz,kefensiz gömüldüler
Bir Fadime vardı yirmibirinde
Henüz üç aylık hamileydi de
Kuşlar kanadını hızlıca çırpsa
Ürperir titrerdi bebeğe bir şey olur diye
Saymakla bitmez nineler,gençler,bebeler
Yavrusuna sarılarak can veren anneler
Enkaza karışmış cansız bedenler
Tanıyamadım hiçbirini,bilinmez olmuş yüzler
Bir mucize umuyorum elinden tutabilsem
Güneş olsam aydınlatsam, ısıtabilsem
Bir olmaz istiyorum UNUTABİLSEM
Gözü yaşlı analara bakamıyorum
Sihirli değneğe dokunabilsem
Gözyaşlarını ah bir dindirebilsem
Yumuk yumuk avucunu açabilirsem
Bir daha olmasın yazmak emelim
Kaynak: http://www.edebiyatdefteri.com/index.asp?istek=tum_siirler&k=detay&Siir_id=45463
-4-
NEYİN PARASINI ÖDÜYORUZ?
Elektrik, su, doğalgaz, telefon..
Her ay bir sürü fatura ödüyoruz.
Faturanın ayrıntılarına hiç dikkat ettiniz mi?
Mesela ADASU'dan gelen su faturasında, su kullanım ücreti, falancası ilave, filancası ilave edildikten sonra, bir de üstüne diğer ücretler diye bir kısım ilave ediliyor.
Bu ay 12 YTL'lik su kullanım ücreti var.
Ama fatura tutarı 20 YTL.
Neden?
Çünkü 8 YTL diğer ücretler (artık ne varsa içinde) ödemek zorunda kalıyoruz.
* * *
Ardından telefon faturası geliyor.
Kullanım ücretiniz 10 YTL.
Ödediğiniz rakam 20 YTL'nin üzerinde..
Neden?
Çünkü sabit ücret var vs..
Sadece ADSL abonesi olmak isteseniz, yani hiç telefon görüşmesi yapmasanız bile, paşa paşa bu ücreti ödeyeceksiniz.
* * *
Sonra cep telefonu faturanız geliyor.
Toplam kullanım ücreti olarak 104 YTL.
Kullandığınız tarife bedeli 53 YTL.
Diğer eklentiler ile operatöre ödediğiniz para 160 YTL civarında.
İşte bundan sonra sürprizler başlıyor.
KDV, ÖTV, Diğer vergiler, harçlar, fonlar vs. ödemek zorunda olduğunuz toplam ücret 232 YTL.
* * *
Sadece faturalarda da değil.
Her yerde..
Hiç de hak edilmediği şekilde o kadar fazla para ödüyoruz ki.
Bir mağazadan aldığınız yeni bir pantolonun paçasını yaptırmanız için bile 2,5 YTL ödüyorsunuz.
Ya da ara sokakta bıraktığınız arsayı sahiplenen kaçak otoparkçıya 3 YTL.
* * *
Bazen resmi olarak, bazen gayri resmi olarak, o kadar gereksiz paralar ödüyoruz ki!
Bu paralar nereye gidiyor?
Kime fayda getiriyor bilemem.
Ama en basit bir şekilde adaleti savunan birileri varsa, önce bu adaletsizliği ortadan kaldırsın.şe
Çünkü ödenen 3-5 YTL'lere bilr muhtaç o kadar çok aile var ki.
Bu paraları ödemek onlara zulüm geliyor.
-5-
Günün Atasözü
Kartala bir ok değmiş, o da kendi yeleğinden.
Yazı Tarihi : 15 Ağustos 2008 Cuma