SRT Medya Grup
ADAPOSTASI - Sakarya'nın bağımsız gazetesi
Anasayfa Spor Köşe Yazıları - Köşe Yazarları Günün Haberleri Haber Arşivi Künye İnsan Kaynakları İletişim Arama yapmak için tıklayın..
Gürkan KILIÇ Gürkan KILIÇ
gkilic@srt.com.tr

NE YAZACAĞIM?

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
-1-
NE YAZACAĞIM?
Bugün 17 Ağustos..
Muhtemelen bir çok gazeteci meslektaşım gibi ben de bu cümle ile başladım yazıma.
İyi de neler yazacağız?
Neler anlatacağız?
9 sene sonra..

Dile kolay 9 sene geçmiş üzerinden.
Yazıyı yazmaya başlamadan önce o günler aklıma geldi.
Sokaklarda ruhsuz dolaşan insanlar, çaresizlikten boşalmış beyinler..
Ölen mi şanslı, kalan mı sorusunun bağıra bağıra söylendiği günler..

Valilik kriz merkezinin önünde yalvaran insanlar..
Bir ekmek ve birkaç şişe su için saatlerce sırada bekleyenler..
Yerle bir olmuş çatıların üzerinde, toz içinde yürüyen insanlar..
"Sesimizi duyurmak istiyoruz"
İyi de kime?

İlk günkü sıcak gelişmeler nedeniyle ülke ve dünya basını da buradaydı.
Bütün sıkıntılar, aksaklıklar gündeme geliyordu.
Başbakan Ecevit bile televizyonlar aracılığıyla Vilayet meydanından Ankara'ya talimatlar gönderiyordu.
Sonra..
Herkes gitti..
Sakarya talihsiz kaderi ile baş başa bırakıldı.

Çok toz yutmadık.
Çok çamurda yürümedik.
Çok ayağımızı burkmadık.
Arabamızın lastikleri, takımları dağılmadı bu şehirde..
Herkesin kaçtığı anda, "Sakarya'yı seviyorum, Sakarya'yı terk etmiyorum" dedik.
İnadına kaldık.

Gerçek "depremzedeler" çekildi bir kenara..
Hatalarının farkına vardılar.
Gururları, iki yudum su için sıraya girmelerine engel oluyordu.
Şansları olanlar Prefabriklerde yer buluyordu.
Bunu fırsat bilen "depremzadeler" türedi sonra..
Murat 124 ile dolaşanlar, lüks jiplere binmeye başladı sonra.
Öyle ya, tıpkı savaşın ardından olduğu gibi depremin ardından da şehir yeniden inşa edilecekti.
Burada o kadar büyük bir rant vardı ki.

Üşüştüler güzel şehrimin başına..
Adapazarı'nı yeniden ayağa kaldıracaklardı ya..
Herkes doldurdu cebini..
Çekti gitti buradan..
Biz yine kendimiz ile kaldık.

Siyaset de çok nemalandı bundan.
Depremde bütün sıkıntıyı çeken, Adapazarı'na kurulduğundan bugüne kadar yapılmayan altyapıyı kuran, modern hastaneler inşa eden, toplu deprem konutları yapan, yollar açan Hükümet, cezalandırıldı.
Yeni bir Hükümet geldi.
"Şeker'in bacasını tüttüreceğiz, traktör fabrikasını açacağız, orta hasarlı bina sorununu çözeceğiz, Sakarya'ya ayağa kaldıracağız" diyorlardı.
Sakarya oy verdi, güvendi, umudunu bağladı..

Sonra bir senesinde dendi ki: "Deprem o acı günler hatırlattığı için, anma programı düzenlenmeyecektir!"
Oysa ki ilk iki sene "Unutmadık, unutturmayacağız" demiştik.
Hani o sözleri söyleyenler neredeydi şimdi?

Depremi unutmak mümkün müydü oysa.
Prefabrikler daha yeni kaldırıldı.
Çok katlı binalar, halen cinayet silahı gizi ayakta duruyor.
"Her an büyük bir facia gelebilir" diyor bilim adamları.
"Çok katlı binalar bomba gibi" diyorlar "her an patlayabilirler"
Ama ısrarla duymuyoruz, duymak istemiyoruz.

İkametleri yasa dışı, hizmet alımları kanunsuz bir şekilde olan orta hasarlı binaların yıkılması gündeme geldiğinde, "Biz kimsenin yuvasını yıkamayız" diyen mantıkta belediye başkanlarımız var bu şehirde.
İnsanlar ölürken de aynı hassasiyeti neden göstermezler ki?

Oysa ki geçen 17 Ağustosta işlenen cinayetler, her ne olduysa mahkemelerde aklandıysa da (İşte geri kalmışlığımızın en açık göstergesi bu) vicdan mahkemelerinde aklanmadılar.

DAVA: Kasten ve bilerek adam öldürmeye sebebiyet vermek.
OLAY: 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen depremde, depreme dayanıksız binaların yıkılmasıyla, binlerce insanın ölümü.
SUÇ ALETİ: Depreme dayanıksız ve çok katlı binalar.
MAĞDURLAR: Hiçbir günahı olmadan yaşamlarını yitiren binlerce masum insan.
SANIKLAR: Çok katlı binalarda, deprem olacağını bilerek oturanlar. 4-5-6-7'inci katlara imar izni veren yerel yöneticiler. Bunları denetlemeyen Devlet görevlileri, STK'lar, gazeteciler. Malzemeden çalan yıkılan binaların müteahhitleri, depreme dayanıksız projeler üreten Mühendisler, mimarlar..
KARAR: Sanıkların ömür boyu vicdan azabı çekmeleri.. (Tabiki vicdanları varsa)

İşte vicdanlardaki mahkeme bu şekilde..
Gerçekte hiçbir ceza almadan, elleri kollarını sallaya sallaya yürüyenler, bir kere daha düşünsünler..
En azından derslerini alsınlar ve bundan sonrası için bir şeyler yapsınlar..

-5-
Günün Atasözü
Tuz, ekmek hakkını bilmeyen kör olur.
Yazı Tarihi : 17 Ağustos 2008 Pazar
Sizi kutluyorum seviyeli yazılarınızdan televizyondada bilgi yüklü konuşmalrınızı zevkle izliyorum
ancak sayın haber müdürüm bünyedizdeki f.öz.yazar dediğiniz kişi sizin yanınıza yakışmıtyor srt ailesine yakışmıyor siz den ricam lütfen lütfen sizin kalitenizdeki bilgili insanları yanınıza almanız çevremdeki bu tepkiyi dile getirmek istedim işallah dikkate alır o kişiyi bir daha buralarda görmeyiz.
Melih Kibar @ 19.08.2008 10:58:56
SRT Canlı Yayın İzlemek İçin Tıklayın SRT Canlı Radyo Dinlemek İçin Tıklayın
SRT İzlemek Çok Kolay
Spor Anasayfa
ADAPOSTASI
Memleketim TV
Yuxek Internet Teknolojileri - Web Tasarım - Programlama