TRAFİK KÜLTÜRÜ SAYGIYLA ALAKALI
‘Toplumumuzda trafik kültürü oturmadı' diyen Şehir içi Trafik Denetleme Şube Müdürü Nadi Şimşek: "İnsanlar birbirine saygı duyduğu zaman trafik kültürü kendiliğinden oluşuyor." şeklinde konuştu.
Bu hafta Şehir içi Trafik Denetleme Şube Müdürü Nadi Şimşek ile sohbet ettik. 3-9 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak olan Trafik Haftası sohbetimizin ana konusu olurken, şehir içi trafiğinden, trafik kültürüne kadar birçok konuyu konuştuk.
Trafik Haftası ile ilgili bilgi verir misiniz? Bu yıl hangi etkinlikler düzenlenecek?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da mayıs ayının ilk haftası Trafik Haftası olarak kutlanıyor. Bu sene 3-9 mayıs tarihleri arasında yapılacak olan trafik haftasında Valilik öncülüğünde yürütülecek çalışmalarda ilk önce açılış töreni olacak. Tören 5 mayısta yapılacak. Ardından stantlar açılacak. 2006 ve 2007 yıllarında AKM önünde yapmış değişik kamu kuruluşlarına ait olan stantlar için bir çadır kurulacak. Bu arada Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Toyota Fabrikası'yla birlikte düzenlediği ilköğretim okulları arası resim yarışında dereceye giren öğrencilere ödülleri verilecek.
Sakarya Emniyet Müdürlüğü olarak ilköğretim okulları arasında öğrenci geçit görevlileri için yapmış olduğumuz seminerler ve bu seminerler sonucu sertifika almaya hak kazanan öğrenciler var. Toplam 10 okul var. 10 okulundan temsilci olarak o gün için birer tane öğrenciye sertifikaları verilecek. Hafta boyunca özellikle eğitime yönelik etkinlikler sürecek. Bu kapsamda, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından kreşlerde ve ilköğretim okullarında trafikle ilgili çocukların yaş gruplarına göre sinevizyon ve çizgi film gösterimi ile konferans verilecek. Ayrıca yine hafta içinde 4 Mayıs Salı akşamı yerel bir televizyonda program yapılacak. Yine şehirde bulunan toplu taşıma araçlarının sürücülerine yönelik bir panel düşünüyoruz. Bunun tarihi henüz belirlenmedi. Hafta içi etkinlikleri bu şekilde.
Sakarya'daki en önemli trafik sorunu nedir?
Sadece Sakarya'nın değil, Türkiye'nin bir sorunu. İllerin yapısına göre değerlendirmek lazım. Genel anlamda sorun illerde değil; insanların mantalitesinde. Bizim öncelikli olarak vurgulamak istediğimiz, yollarımız ne kadar kötü olursa olsun, hava ne kadar yağışlı olursa olsun, zemin ne kadar buzlu olursa olsun kazalarda kusur yüzde 99 oranında tamamen sürücüye aittir. Sizler sürücü olarak araç kullanırken yada yaya olarak yaya geçitlerini kullanırken trafik kurallarına uyduğunuz süre içinde sorun kalmıyor. Sorun, şehirde değil, insanlarımızda.
Öncelikle bizim toplumumuzda henüz trafik kültürü oturmadı. Trafik kültürünün olmamasını toplum içinde yaşayan insanların birbirlerine saygı göstermemesine bağlıyorum. Çarpıcı örnek olarak Sakarya'yı ele aldığımızda, ilk etapta saygı çerçevesinde şunu söyleyebilirim; herhangi bir kavşakta kırmızı ışıkta beklerken yeşil dalgaya geçmeden önce sarı yandığı anda arkadaki aracın önde duran araca korna çalması bir saygısızlık göstergesidir. Dolayısıyla trafik kültürü toplum içinde yaşayan bireylerin birbirlerine saygı göstermesiyle orantılıdır. Karşıdan karşıya geçişlerde yayalara verilecek yol hakkı bir saygı göstergesidir. Araçların konvoy halinde trafikte dolaşmasına –ki bu Sakarya'da yaz aylarında yoğunlukla meydana geliyor. Ekiplerimiz de buna müdahale ediyor- yada mahalle aralarında gezmesine hiç kimse adet, gelenek, görenek demesin! Çünkü bu da bir saygısızlık göstergesidir.
Geçmiş olduğunuz yerde rahatsız olan yaşlı bir insan, uyuyan bir bebek olabileceği düşünüldüğü zaman bu hareketlerin yapılmaması gerekiyor. Gürültü kirliliği oluyor. Bundan ciddi manada rahatsız olan insanları düşünmeden yapılan bir hareket. Bu da saygının bir göstergesi. Deprem sonrasında alt yapıyla ilgili hala bir takım sorunlar var. Bunlar belediye tarafından süratle yapıldı, bu hale getirildi.
Daha da iyi olacak. Biliyoruz, çünkü bizim çalışmalarımızda yoğunlukla alt yapıyla ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Koordinasyon Merkezi'nde emniyet müdürlüğü temsilcisi olarak ben katılıyorum. Belediyenin alt yapıyla ilgili planlamasını çalışmasını takip ettiğim için büyük görev alt yapıyla ilgili olarak belediyeye düşüyor. Onların yapmış olduğu çalışmalarla daha düzenli bir Adapazarı, daha düzenli bir trafik anlayışının oturacağına inanıyorum. Ancak burada şu da var; dediğim gibi bütün mesele insan unsurunda. İnsan mantalitesinde.
Karşılıklı olarak birbirlerine saygı göstermeyen bir toplumun içinde trafiğin de düzenli olması beklenemez. Eğitim ön plana çıkıyor. Üniversite mezunu olması anlamında söylemiyorum bunu. Buradaki eğitim tamamen trafik eğitimi ve trafik kültürüyle iniltili. Çok çarpıcı bir örnek vereyim size; zaman zaman ilköğretim okullarına konferans ve seminerler için gittiğimizde çocuklara anlatmış olduğumuz konuların başında 11 yaşından küçük olanların ön koltukta oturmalarının yasak olduğu ve güvenlik açısından da kendileri için hayati önem taşıyan derece riskli olduğunu vurguluyoruz.
Soru cevap bölümüne geçtiğimiz zaman bu anlattığımız konu akabinde çocuk elini kaldırıyor ve ‘polis amca sen bize şu şekilde söylüyorsun ama biz hafta sonu Poyrazlar Gölü'ne gittik. Babam beni kucağına oturturdu. Arabayı ben kullandım' diyor. Böyle bir anlatımdan sonra bu dönüşüm bize realiteyi, trafiğe karşı bakış açısını gösteriyor. Avrupa'da bu olay çok daha farklı. İnformal eğitim dediğimiz okul öncesi eğitimlerde aile için ebeveynler çocuklara kendi davranışlarıyla birlikte farkında olmadan zaten trafik eğitimi veriyor.
Örnek; anne çocuğuyla birlikte aracına biniyor. Çocuğu arka pusete yerleştiriyor. Puset üzerinde emniyet kemerini bağlıyor. Direksiyona geçtiği zaman annenin veya babanın emniyet kemerini takması çoğun gözlemlediği bir hadise. Dolayısıyla erişkin çağında artık emniyet kemeri takması gerektiğini birilerinin anlatması gerekmiyor. Doğru hareketi anne ve babadan görüyor. Kırmızı ışıkta durması, yayalara yol vermesi, korna çalmaması gibi hareketleri çocuk anneyi ve babayı gözlemleyerek alıyor. Okul çağlarında istediğiniz kadar bir şeyleri öğretmeye, alışkanlık haline getirmeye çalışın, eğer ailede görmediyse bunu yapması çok zor.
Trafikte, sürücüler ve yayalar kendi güvenlikleri açısından özellikle nelere dikkat etmeliler?
Yayalardan başlayalım; öncelikle şehrimizde fazlasıyla meydana gelen yaralamalı kazaların büyük bir bölümü Atatürk Bulvar'ında meydana geliyor. Bulvardaki karşıdan kaşıya geçişlerde bulvar üzerinde bulunan bodur ağaçların sürücülerin görüşünü engellemesi ve yayaların bulvarın her tarafından kontrolsüz şekilde karşıdan karşıya geçmeleri neticisinde yaralamalı kazalar meydana geliyor.
Bulvarda sinyalizasyon sorunu var…
Evet, var. Bu alt yapıyla ilgili olan bir konu bu. Sinyalizasyon çalışması ve kavşak düzenlemesi ile ilgili olarak UKOME toplantılarının haricinde ikili ilişkilerimizle bir araya geldiğimizde kendilerine izah ettik. Şu anda ölçüm ve sayım çalışmalarını yürütüyorlar. Bu ölçüm ve sayım neticesinde büyük bir ihtimalle kavşaklardaki ışıkların süreleri ve kavşak düzenlemesi değişecek.
Trafikteki güvenlikten devam edersek…
Yayalar mutlak ve mutlak kendileri için yaya geçidi olmayan yerlerde güvenli olacak şekilde karşıdan kaşıya geçişleri kullansınlar. Bununla ilgili üzücü bir örnek vereyim; şubat yada mart ayında yağışlı bir havada Ulu yolda bulunan kontrolsüz kavşakta bir bayanın karşıdan karşıya geçişi esnasında bir kaza yaşandı. Karşıya geçmek isteyen bayan su birikintisi nedeniyle çaprazlama geçmek zorunda kaldı ve bir arabanın çarpması neticesinde ciddi anlamda yaralandı.
Burada eğer karşıdan karşıya geçişi birazcık daha fazla yürüme noktasında güvenli olarak sağlayabilseydi, kavşağın ortasından değil de bir bölümünden karşıya geçip sonra diğer bölümü kullansaydı bu kazada olmayacaktı. Öncelikle can güvenliği açısından yaya geçidi ve sinyalizasyon kavşak yok ise mutlak ve mutlak güvenli görüş alanının olduğu noktayı kullanması gerekiyor. Sürücüler ise yönünde ise; şehir içinde yasal sınırın üzerinde süratli araç kullanması neticesinde maddi hasarlı kazalar ve yaralamalı kazalar meydana geliyor -ki bizim sürekli denetimlerimizin başında gelen konulardan biridir. Radarla hız kontrolü yaparız-
Sürücülerin şehir içinde minimum derecede yasal sınırda araçlarını kullanmaları gerekiyor. kavşaklara yaklaşırken mutlak ve mutlak süratlerini azaltmaları gerekiyor. Özellikle toplu taşıma araçlarında indirme bindirme kurallarında, çıkış noktalarında, yolcu indirme yerinin güvenli olması gerekiyor. Bu konulara dikkat edildiği zaman bu kazalar minimum dereceye inecektir.
Gözlemlediğim kadarıyla toplu taşıma araç sürücüleri durak yerlerine dikkat ediyorlar; ama araç kullanırken sanırım biraz daha dikkatli ve saygılı olmaları gerekiyor…
Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü olarak şöyle uygulama yapıyoruz; şehrimizde bulunan toplu taşıma araç sürücülerinin kural ihlallerinde daha önceki yıllarda kullandıkları aracın plakasına cezai işlem uygulanırken şu anda yapmış olduğumuz uygulamayla toplu taşıma aracını kullanan sürücünün ehliyetine ceza puanı olarak yazıyoruz ve bu oldukça caydırıcı oldu. Çünkü 100 puandır.
100 puan dolduktan sonra sürücü belgesi geri alınacaktır. Dolayısıyla işi olduğu için işini kaybedecektir. Bununla birlikte durak yerlerinin belirlenmesi de önemli. Durak yerlerinin fiziki şartları uygun olup olmadığı da önemli. Özellikle yağışlı havalarda yağmurda ıslanmasın diye her elini kaldırdığı yerde sürücü durup, yolcu alabiliyor. Ama buna son zamanlarda yapmış olduğumuz denetimler ve cezayı bu şekilde uygulamamızdan dolayı mümkün mertebe eskiye nazaran uymamaya başladılar.
Trafik cezaları ne boyutta?
Bunu iki noktada düşünmemiz gerekiyor. Bir tanesi ticari araç kullanan şoförler üzerinde uygulanan diğeri de özel arabasıyla seyir halinde olan bir sürücüler için... Toplu taşıma araçlarındaki sürücüler için az önce ifade ettiğim gibi plakaya yazılan ceza caydırıcı olmuyor. Hatların ortak kasa adı altında çalışmasından dolayı yazılan trafik cezaları ay sonunda toplanıp ortak kasadan ödeniyor. Dolayısıyla bunun caydırıcılığı yok.
Ancak kırmızı ışık ihlali yapan özel otomobil sürücüsüne yazılan miktar caydırıcı oluyor. Diğer taraftan toplu taşıma araçlarının sürücülerine ise puan caydırıcı oluyor. Genel anlamda kişisel görüşüm rakamsal değerlerin yeterli olmadığı yönünde. Avrupa standartlarında bunu değerlendirdiğimiz zaman Türkiye'deki idari trafik para cezaları maalesef çok yeterli değil. Daha da arttırılabilir.
MOBESE için neler söylersiniz?
MOBESE'yle ilgili olarak asayiş olaylarından başlayalım. Gençler arasında Çark Caddesi'nde sıklıkla yaşanan kavga olayları minimuma indi. Kameranın orada olduğunu bilen kişi herhangi bir olay gerçekleştirecekkse dahi o anda vazgeçiyor. Artı suçluların faillerin yakalanmasında görüntü alınmasında artık hukuk sistemi içinde maddi delil olarak kabul ettiğimiz kamera kayıtlarının görüntülerinin olması hukuka da yardım noktasında çok önemli.
Diğer taraftan trafik noktasında ise bizim kameralarımızın plaka okuma sistemi var. Dolayısıyla herhangi bir şekilde çalıntı bir aracın kameraların bulunduğu bir caddeden geçmesi halinde Emniyet Müdürlüğü içinde bulunan MOBESE merkezine sinyal vererek aracın çok kolaylıkla gitmiş olduğu istikamet bilinmekle birlikte yakalanması sağlanıyor.
Ayrıca özellikle Atatürk Bulvarı Yenicami kavşağı gibi yerlerdeki alanlarda trafik sıkışıklığı veya canlı kazaların oluş nedenlerinin analitik araştırmasını bizim için çok önemli faydası var. Gerçekten Sakarya için çok büyük bir hizmettir. Hem asayiş yönünden hem trafik yönünden. Halkın üzerinde de ilk zamanlarda değişik spekülasyonlara yol açmış olsa da sonradan gayet benimsendi. Şu anda bizim için denetim açısından ve vatandaşların can güvenliği açısından oldukça güzel bir teknolojiyle hizmet veriyor.
Türkiye'de trafik, bireyler birbirine saygı duyduğu zaman ve yapmış oldukları
işin adı ne olursa olsun trafikte kendilerini ayrıcalıklı hissetmedikleri zaman düzelir'
2010 yılında meydana kaç tane yaralamalı ve ölümlü kaza meydana geldi?
2010 yılının ilk üç aylık bölümünde yani 1 Ocak - 31 Mart itibariyle toplam 7 bin 586 tane araç kontrol etmişiz. Alkollü araç kullanan sürücü ve bu nedenle ehliyetini geri almış olduğumuz sürücü belge sayısı 269. Toplu taşıma araç sürücülerinin 36 tane sürücü belgesini 100 puanı doldurduğu için geri almışız. 285 sürücüyü muhtelif maddelerden mahkemeye sevk ettik. Bunların başında sürücü belgesiz araç kullananlar geliyor.
Yine 3 aylık sürede 568 tane araç değişik nedenlerle trafikten men edildi. Kırmızı ışık kontrollerde bin 625 sürücüye kırmızı ışıktan cezai işlem uygulandı. 1948 sürücüye hız limitlerini ihlal etmesi nedeniyle radardan ceza yazılmış. 768 minibüs veya taksi dolmuş sürücüsüne fazla yolcu alması nedeniyle cezai işlem uygulanmış.
Kaza durumuna gelince, kaza durumunda 2010 yılının 3 aylık sürecinde 3 tane ölümlü kazamız var. Bunlardan iki tanesi hayatını hastanede kaybetti. Az önce belirtmiş olduğum yapılan denetimlerdeki sayıların tamamında geçen yıla göre artmış. Mesela 2009 yılının ilk 3 ayında 155 tane alkollü sürücünün sürücü belgesi geri alınırken 2010 yılının ilk 3 ayında 269 sürücünün belgesi alınmış. Yüzde 74'lük bir artış var.
2009 yılının ilk 3 ayında 100 ceza puanını dolduran toplu taşıma araç sayısı 17'yken bu 36'ya çıkmış. Denetim noktasında bunların tamamında artış var. Her geçen gün Sakarya'da araç sayısı artıyor. Bu nedenle denetimlerimizi arttırdığımız için bu seviyeye ulaştı. 2009 yılında 1 tane ölümlü kaza, 2010 yılında ise 3 tane ölümlü kaza var. Burada bir artış var. Yaralamalı kazada artış var. 82'yken 112 oluyor.
2009 yılının nisan ayında bir protokol düzenlendi. Bu protokolle bizim 42 kilometre karelik sorumluluk alanımız 242 kilometre oldu. Geçen senenin başlarında Camili-Karaman-Korucuk Jandarma bölgesiydi. Şu anda emniyete geçti. Sakarya Üniversitesi kampus jandarmadaydı, emniyete geçti. Arifiye, Hanlı bize geçti. Bu rakamlardaki artışın bir nedeni de sorumluluk alanındaki genişleme. Denetimler arttıkça kazaların azalmasını beklemek de olmuyor. Çünkü denetimini yapmış olduğumuz yerler canlı trafiğin döndüğü yoğun olarak ölümlü yada ağır yaralamalı kazaların olduğu noktalar.
Maltepe veya Yeşiltepe'nin ara sokağında aracın geri geri gelirken bir çocuğa çarpması noktasında bizim yapacağımız hiçbir şeyimiz yok. Çünkü denetimi yapmış olduğumuz yerler belli. Yine geçen sene çevre yolunda alkollü bir bayan sürücü aşırı sürate bağlı olarak direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol kenarındaki bir evin duvarından girdi. Kazada baba ve 2 tane çocuğu vefat etti. Onda da yapabileceğimiz çok fazla bir şey yok. Gecenin saat 04:30'u. Sıfır trafiğin olduğu bir saat. Bunların hepsini istatistiklerimize yansıtmak zorundayız. Bu ve buna bağlı olayların artması halinde onların üzerinde yoğunlaşarak denetimleri sürdüreceğiz. Ama her şey insanda bitiyor.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sakarya'yla ilgili şunları söyleyebilirim; daha öncede trafik müdürlüğü yaptım. Sakarya'da tartışma konusu oldu. Alt yapıyla ilgili ana sorunlardan bir tanesi, Sakarya'da bulvara kadar gelen gar ve beraberinde 4 tane hemzemin geçit var. Hemzemin geçitteki -kavşak diyemeyeceğim çünkü kavşağın tanımının ne olduğunu biliyorum. Yol diyelim- yollardaki düzensizlik ve keşmekeşlik ciddi manada öncelikle halledilmesi gereken konuların başında geliyor. Mevcut olan garının bulunduğu yerden kaldırılıp Beşköprü veya biraz daha ilerisinde konuşlandırılması hatta hatta yeni terminal çalışmasının bitmesiyle birlikte Arifiye'de bulunması, gerekli olan konuların başında geliyor.
Hemzemin geçitler ciddi manada trafiği olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü günde karşılıklı 11 toplamda 22 sefer olmakla birlikte ciddi anlamda keşmekeşliğe neden oluyor. Bununla ilgili Büyükşehir Belediye başkanımızın çalışmaları olduğunu biliyoruz. Toplu taşıma araçlarının sayısının fazlalığı göz önünde bulundurulduğu zaman Adapazarı'nın yapısının düz bir alanda olması nedeniyle hafif raylı sistemli taşımacılık belki gelecek yıllarda olmazsa olmazlardandır. Trafikte herkes kendisini ayrıcalıklı hissediyor. Ayrıcalıklı olmasını istiyor. Türkiye'de trafik, bireyler birbirine saygı duyduğu zaman ve yapmış oldukları işin adı ne olursa olsun trafikte kendilerini ayrıcalıklı hissetmedikleri zaman düzelir.
Karayolu trafik kanununda geçiş önceliğine sahip olan üç tane araç vardır. Ambulans, itfaiye ve polis araçları… Ki hepsi de hayati önem, can ve mal güvenliği ile ilgilidir. Onun haricindeki yapılan görevlerle ilgili yasa hiçbir şekilde ayrıcalık tanımamıştır. İnsanlar birbirine saygı duyduğu zaman trafik kültürü kendiliğinden oluşuyor. İş ailede bitiyor. Bir de cep telefonuyla konuşurken karşıdan karşıya geçilmesin. Dursun, konuşsun, konuşması bittikten sonra karşıya geçsin. Görülen trafik ihlalleri ihbar edilmeli. Vatandaşın duyarlılığı da önemli. İhbarcının kimliği de söylenmiyor.
Yayalara da ceza geliyor dimi?
Evet. Onun da cezası 62 lira. Onu çok fazlasıyla uygulayabildiğimizi söyleyemem. Çünkü dediğim gibi kültürle orantılı. Bugün Yeni Cami'de veya Gümrükönü'ndeki ışıklarda durduğunuz zaman 10 dakika içinde 80 tane insanın kural ihlali yaptığını gözlemyebilirsiniz. Bu insanlara orada para cezasının düzenlemesinin de çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Caydırıcı olmuyor. Tahsili yönünde sıkıntılar olacaktır. Adresini doğru vermeyecektir. Geçmişte bunu uyguladık. Cezaların caydırıcılığının olması gerekiyor. Anındalığı önemlidir. O cezayı yiyen kişinin tekrar kural ihlali yapmaması gerekiyor.Bbu tamamen kültür ve bilinçle alakalı.
***************
Avrupa'da insanlar kurallara uyuyorlar
Avrupa'dan verdiğim örnekte insanlar maksimum derecede kurallara uyuyor. Bu kurallara uyulmasının nedeni informal eğitimi almasıyla birlikte toplum içinde bireylerin birbirlerine saygı duyması… Ancak Avrupa'da da denetim var. Gelişmiş ülkeler teknolojiyi çok üst düzeyde kullanıyor. Kendi şube müdürlüğümüzden örnek vereyim; şehir içinde benim gündüz 7 tane ekibim varken Amsterdam'da belki 3 tane ekip otosu vardır. Bizim de son zamanlarda kullandığımız kamera sistemi var. Dijital ortamda denetim var. Denetim her yerde var. Denetim olmazsa olmaz. Cezalar mutlaka vardır. Kurallara uyan insanlar için zaten hiçbir şekilde problem değil.
İstanbul'da geçmiş yıllarda Boğaz köprüsünde sürekli güvenlik şeridi ihlali vardı. Polisiye tedbirlerle orada denetimler başlandı. Motosikletli polisler sürekli ceza yazmaya başladı. Arkasından EDS uygulanmaya başlandı. Daha sonra insanlar maddi anlamda ceza yemelerinin ötesinde güvenlik şeridine gereksiz olarak girdiği zaman normal şeridinde seyreden araç sürücülerinin el kol hareketleriyle karşılaştı. Üzerlerinde baskı kuruldu. Bu da bir cezadır, caydırıcıdır. Veya Levent'te mümkün mertebe korna çalınmamaya başlandı. Çünkü toplum tepkisini göstermeye başladı. Orada yaşayan bireylerin tepki göstermesinden dolayı o bölgelerde korna çalma olayı minimuma düştü.
RADAR UYGULAMASI
Trafik denetleme şube müdürlüğü olarak rutin olarak yapmış olduğumuz denetimlerin başında radarla hız kontrolü geliyor. Öncelik verdiğimiz alanlarda radarlı hız denetimlerini gelişigüzel yapmıyoruz. Aylık, yıllık kaza istatistiklerini elimize aldığımızda ölümlü ve yaralamalı olmak üzere kazaların yoğunlaştığı bölgeler tespit edilip hangi aralıklardaysa o bölgelerde radar uygulaması yapıyoruz. Camili-Karaman-Korucuk Yenikent bölgesinde açılan duble yolda anımsarsınız üzücü birkaç tane ölümlü kaza meydana gelmişti. Şu anda gözlemlediğimiz zaman orada sabah, öğleden sonra ve akşam saatlerinde yapmış olduğumuz radar denetimleri sürücüler tarafından biliniyor.
Dolayısıyla burada ciddi bir mesafe kat ettik ve yaklaşık 2 yıldır ölümlü kazamız olmadı. Çevre yolunda yapıyoruz. Bölünmüş yollarda denetim olmadığı zaman maalesef sürat artıyor. Sürat arttığı zaman kaza halinde ağır yaralama yada ölümü getiriyor. Bunun için önceliğimiz radarlı hız kontrolü olmakla birlikte yine sivil radar ekiplerimizle kırmızı ışık çalışıyoruz. Bu bazı kesimlerde eleştiriliyor; ama eleştiriyi gerektirecek hiçbir şey yok. Çünkü algılanan yakalanma riskini hissettirmek istiyoruz. Kırmızı ışık ihlali yapılan bölgelerde ki bunu MOBESE kameralarıyla da çoğu zaman belirliyoruz.
Bildirim yapan sivil radar ekibi daha sonraki ekibe bunu, aracı durdurmak suretiyle kırmızı ışıkta geçtiğinin karşılığındaki ceza miktarını tatbik ediyor. Toplu taşıma araçlarında fazla yolcu taşınmasıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Yaz aylarında motosikletler üzerinde kast kontrolü yapıyoruz. Döneme göre şartlara göre uygulamaya ağırlık verdiğimiz durumlar değişiyor. Mesela kış döneminde motosikletlerin az kullanımı nedeniyle o konuya daha az baktık; fakat şimdi önümüzdeki aylardan itibaren motosiklet kullanımı artacağı için bu konu üzerinde denetimlerimizi arttıracağız. Yine diğer denetimlerimizde devam edecek.
Yazı Tarihi : 03 Mayıs 2010 Pazartesi