SRT Medya Grup
ADAPOSTASI - Sakarya'nın bağımsız gazetesi
Anasayfa Spor Köşe Yazıları - Köşe Yazarları Günün Haberleri Haber Arşivi Künye İnsan Kaynakları İletişim Arama yapmak için tıklayın..
Seda KILIÇ Seda KILIÇ
skilic@srt.com.tr

NEDEN EVET NEDEN HAYIR?

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Cem Hatunoğlu: "Vatandaş güvencesi için referandumda hayır demeli. Bizim milletimiz hayırseverdir." diye konuştu.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Cem Hatunoğlu ile sohbet ettik. Referandum sürecini, referanduma neden evet neden hayır denilmesi konuları üzerinde durduk. İşte Cem Hatunoğlu'nun gözünden referandum süreci ve Hatunoğlu'na göre neden hayır demenizin gerekçeleri…

Referandum sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok genel olarak bir değerlendirme yapacak olursak, bir kere olayın şu kısmına bakmak lazım; referandumlar demokrasiler için ne ölçüde sağlıklıdırlar. Mesela Avrupa'da Almanya örneğine bakıyorsunuz, Almanya'da referandum yok. Çünkü bundan en büyük acıyı çekenler Almanlar olmuşlar. İkinci dünya savaşına girmesi ve o durumdan utançla çıkışı tamamen o dönemde Hitler'in seçimlerle yada demokratik bazı usullerle değil, referandumlarla oraya kendini getirmiş olması… O bakımdan Almanya'da bildiğim kadarıyla sadece eyaletlerin sınır değişikliklerinde, birleştirilmesinde gibi konularda referanduma gidiliyor. Bunun dışında referanduma kapalı bir ülke.

Aslında bunu vatandaşa sormak ne kadar doğru bunu tartışmak lazım, öyle mi?
Tabiî ki vatandaşın yargılarına, sezgilerine güveniyoruz. Bunda hiçbir kuşkumuz yok; ancak ortalama bir vatandaş, doğal olarak işin içine o kadar giremiyor. Tarlada çalışıyor, esnaf, kadın, çocuk… Bunu halka yaptıracaksak o zaman siyaset ve siyasetçiler ne için var? Bu temsili demokrasi. Oraya gelen insanlar bunu kendilerine verilen, halktan aldıkları yetkiyi orada kendilerini seçen kişilerin haklarını hukuklarını en iyi savunacak şekilde temsil etmek ve bir uzlaşma kültürünü, demokrasiyi yaşatmak için vardır. Referandum sürecinin şu yönüne dikkat çekmek istiyorum; bunun bir de maliyeti var.
Herkes referanduma odaklanmış durumda. Yasamaya yönelik yada sorunların çözümüne yönelik bir çalışma neredeyse yok gibi. Dolayısıyla gerçek sorunlardan sahne çalan da bir uygulama. O bakımdan ben, bu içinde bulunduğumuz referandum sürecini, bir talihsizlik olarak niteliyorum. Çünkü bir yerde, AKP'nin uçurum kenarı siyaseti bu. ‘Yani, benim çoğunluğum var. Ben tek başıma da yaparım. İsterseniz gelin. Belki sizin dediğiniz de olur; ama benim meclisteki yeterli çoğunluğu sağlama gücüm var. Bunu sağlayınca da ben istediğimi yaparım' kültürü devam ediyor.

Peki, referandumda neden evet neden hayır denmeli?
Bunu ikiye ayıralım. Önce genel olarak bakalım, bir de ayrıntılı olarak… Genel bakış yaptığımız zaman şöyle diyebilirim; herkes şundan emin olmalı; bu bir parti işi değil. Tamamen Türkiye'nin geleceği meselesi. Belki muhalefet tepki göstermese çok sıradan bir şekilde referanduma gidilecek, birileri ne duyduysa ne işittiyse evet yada hayır diyecek. Ama öyle değil. Çok ciddi bir süreç bu. Burada AKP tek başına bir ürün yarattı. Ve bu ürününü satmak zorunda. Satmak için de her türlü paketleme, yaldızlama, satış ustalıklarına girecektir.
Bir de parçalara ayıralım; mesela idam cezası, dokunulmazlıklar referanduma sunulmuyor. Sunalım bakalım idam cezasını referanduma, ne çıkacak? Buna biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak gönülden razıyız; ama bakın bunlara bir yaraşma yok. Bir başka konuya bakalım; anayasa ilk kez değişiyormuş gibi bir intiba var. Sanki hep AKP değiştiriyor… Hayır 17'nci kez bu değişiklik olacak.
Paket kaç madde? 20 madde. Bu 20 maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 3 tane de geçici madde var. Bu 20 maddenin yarıdan fazlası yargıya ilişkin. 7 tanesi temel hak ve özgürlüklere ilişkin; ama onların da asıl temel hak ve özgürlüklere ilişkin olmadığını birazdan söyleyeceğim. Bir tanesi de yasamayla ilgili. Baktığınız zaman yarıdan fazlası neredeyse yargıya odaklanmış. O zaman sanki bu, bir niyet ortaya koyuyor. Bu anayasa paketine baktığınız zaman, bunun pek uzlaşma kültürüyle bağdaşmadığını, tamamıyla kendi başına bir hazırlık ve bu hazırlığın dayatmacı bir anlayışla yine çoğunluğun gücüne güvenerek bir parti anayasası oluyor.
Toplumun birikmiş sorunları var. Mesela, dokunulmazlık var, Cumhurbaşkanın yetkileri, parti içi demokrasi, yargının halk için çok geç işlemesi, yolsuzluklar, kültürel haklar, hiçbir ülkede olmayan yüzde 10'luk seçim barajı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanının ve müsteşarının kurul içindeki etkinliği ve YÖK… Bugüne kadar bunlar hep tartışıldı; ama bakın bu anayasa paketinde bunların hiçbir tanesi yok. Bu paket satılmaya çalışılırken demokrasi ve değişim kelimelerine vurgu yapılıyor. Değişim demek her zaman olumlu demek değildir. Bazı değişimler geri de götürebilir, yerinde de saydırabilir, telafisi güç sorunları da beraberinde getirebilir.
Demokrasi için bunu yaptığını savunan bir partinin anayasa değişikliği paketini bir tarafa koyun, öbür taraftan bakın; çok sıradan bir vatandaş bile ‘telefonum dinleniyor olabilir' endişesi içerisinde. Belki şikayeti dinlenmiyor vatandaşın, telefonu dinleniyor. Tekel işçilerine yapılanı hiç konuşmuyorum. Seçim sistemi, parti içi demokrasi, uzlaşma kültürü, Cumhurbaşkanının yetkilerinin zayıflatılması, bunlar demokrasinin olmazsa olmazları olacak belki; fakat burada yine yok.
Bir de yüzde 51 yüzde 50.5 oyla evet çıksa, bunu toplumun hayır almış kesimine rağmen içine sindirebilecek mi? Yani bu demokrasi mi olacak o zaman? İşte bu çoğunluğun demokrasisi oluyor, çoğulculuk bu olmuyor işte. Yine 12 eylül darbesi ve darbecilerle hesaplaşma iddiası var, onu ele alalım. Birincisi 12 eylülü yapanların yargılanmasına ilişkin bir öneriyi CHP daha önce getirmişti; ama bu o zaman AKP tarafından kabul görmedi. Şimdi birden popüler bir fikir oldu. Aslında 15'nci maddeyi koymak belki de tamamıyla göstermekte kalacak. Aslında 12 eylülden esas zarar gören kesimlerin yani bir bedel ödemiş kesimlerin bu paket içerisine ilgisini toplayabilmek için konulmuş göstermelik bir madde.

Onların içinde de hayır diyecek olanlar var…
Tabi var. Ama onların bu hayırlarını çelebilmek için 15'nci maddenin kaldırılmasını öngörüyorlar. Baktığınız zaman evrensel hukuk kuralları var. Belki bu hiç uygulanamayacak. Çünkü anayasanın şu andaki 15'nci, ‘Milli Güvenlik Konseyi ve onun döneminde kurulmuş hükümetler danışma meclisi yada bunların verdiği kararları uygulayan organlar karar ve tasarruflarından dolayı cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiasıyla yargılanamaz' diyor. 38'nci maddede de diyor ki, ‘kimse işlediği zaman yürürlükteki kanunların suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz'. Bu çok demokratik ve evrensel bir kural. Bundan dolayı bu hüküm belki de hiç pratiğe geçmeyecek. Tamamen göstermelik kalacak.
Yine daha da önemlisi var. Biliyorsunuz bir Büyükanıt olayı var. Yaşar Büyükanıt'la bir Dolmabahçe görüşmesi var. Bir e-muhtara dönemi var. e- muhtıranın ne anlam taşıdığını herkes biliyor. Çünkü Türkiye'nin kaderi değişti. AKP bundan mağduriyet iddiasıyla fayda görmüş ama sonuç olarak 12 eylül ve darbecilere karşı hesaplaşma iddiası içerisinde değerlendirilebilecek bir durum. Peki o zaman Yaşar Büyükanıta'a niçin emekli olurken şeref madalyası, son model zırhlı bir araç veriliyor? Üstelik zaman aşımı da dolmadı.
Bir de bazı önemli bir kesimde şunu savunuyor –bende çok hak veriyorum- ; 12 eylül anayasasına karşısınız tamam; ama siz anayasanın tamamını değiştirmek yerine onda rötuşlar yapıyorsunuz. Bu rötuşları yapmak yine 12 Eylül anayasasının bütününe sadık kalmak demek olmayacak mı? AKP döneminde daha önce 9 kez değiştirilmiş anayasa. Bunlardan sadece 3 tanesi tartışma yaratmış. Tartışma yaratanlar da yine çoğunluk gücüne dayanarak, uzlaşma kültürü aranmayarak ortaya çıkarılan konular. Ondan öncekilere hiç geçmiyorum. Çünkü onlar tüm siyasi partilerin katılımıyla gerçekleşen, mecliste demokratik yöntemle tartışılan değişikliklerdi. Onun için burada sadece AKP dediği için paketin özünde bazı niyetleri gizliyor.
Yine bakın paket çok masumane gibi gözüküyor; ama bir çok köşe yazarı ve siyasiye göre eğer ki siz buna evet derseniz demokrat oluyorsunuz, evet demezseniz başka bir şey oluyorsunuz. Zaten bu toplum AKP döneminde sürekli şu yada bu olarak ayrıştı. Şimdi de demokrat olanlar ve diğerleri olarak ayrışıyor. Bu ayrışmanın önüne kesmek lazım. Nereye kadar ayrışacağız? 12 eylül anayasasının bir başka versiyonu AKP'nin kendi parti anayasası olmaya çalışan bir teşebbüs. Bir de bir aciliyet sözü var ortada. Evet doğru acil değişikler içeriyor; ama bunun aciliyeti bir sene sonra seçim olması. Seçim olmadan bu yapılmazsa işte o zaman işler kötü. Hükümetin yaptığı bütün yanlışlıklar tek tek karşılarına çıkacak ve yargı yolu her kademede açılacak, yüce divana kadar herkes hesabını verecek.
Çiftçi, köylü, emekli bunların durumu acil değil mi? Günü kurtarmaya geçtiler. Tuzu kurular lafı çıktı. Bence vatandaşın gerçek sorunlarını görmezden gelip, bu acil sorunları gündeme almamak tuzu kuruluktur. Bakan bey konuşmasında, ‘hane başına tüketim oranı aylık 1688 lira olmuştur. Bu da gelirin tüketime yansımasını gösterir' dedi. Bu, şurada gördüğünüz herhangi bir kişinin 1688 lira yada fazlası geliri var. Bunu hiç tasarruf etmiyor, tüketiyor demek. Ben bunun üzerine yolda 50 kişiye sordum. 7'si sadece ‘1688 lira üzerinde gelirim var' dedi. 7'sinin dışındakiler ‘ben böyle bir tablo göremedim' dediler.

‘Hayır demeliler' gerekçelerini biraz daha açarsak…
Bir kere maddelere tek tek baktığınız zaman bir tanesi kadınlarla ilgili. Çocuklar, yaşlılar, engelliler gibi özel suretle korunması için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz diyor. Kadınlar için pozitif ayrımcılık getirecek deniyor. Bu şu, mesela siz belediyedeyseniz, belediye meclisinde kadınlara şu kadar bir kota ayrılması lazım. Siyasi partilerin aday gösterecekleri oranlarda şu kadar bir kota ayrılması, milletvekilliklerinde, sivil toplum örgütlerinde şu kadar kota ayrılması demek. İşin aslına bakılacak olursa kadınların zaten bizim yaptığımıza ilave yaptıkları çok iş var.
Çocuk bakımı, ev bakımı hatta bazen de beylerin bakımı... Bunları da yüklediğiniz zaman pozitif ayrımcılığı hak ediyorlar. Ama bunun içerisindeki cümle şu; eşitlik ilkesine ayrı sayılamaz ve gerekli tedbirler alınır. Hangi tedbirleri alacaksınız? Bunlarla ilgili hiçbir şey yok. Ne zaman alınacak bu tedbirler? Sonra kotayla ilgili herhangi bir şey ortaya konmamış. Zaten temel hak ve hürriyetlerle olan bu maddelerin bir çoğunu aslında kanunlarla yapabiliyorsunuz.
Neden hayır? Birinci şu; demek ki kadınlara pozitif ayrımcılık getirmiyor. Hatta sayın Başbakan konuşmasında kadın erkek eşitliğine inanmadığını da belirttiler. Bu düşünceyle bu cümle zaten insanı düşündürüyor. Demek ki kadınlarımız şunu bilecekler, bu anayasaya evet demekle kendilerine ilave bir şey gelmeyecek. Hayır demekle bunları getirme şansına kavuşacaklar. Hayır demekle bunları istemiş olacaklar.
Memurlar ve kamu görevlileri neden hayır diyecek? Memurlara toplu sözleşme diyorlar ama aslında bu toplu görüşme. Memurlara haklarını korumak için toplu sözleşme hakkı verilmiş gibi görünüyor. Diyelim ki memurlar ve hükümet görüşüyor. Memurlar sıkıntılarını sendikaları aracıyla hükümete ulaştırdılar. Uzlaşılamadığında yeni değişiklik bunu uzlaştırma kuruluna götüreceksiniz diyor. Bu uzlaştırma kuruluna gittiğiniz zaman anayasa diyor ki ‘uzlaştırma kurulunda karar verilemezse kurul kararı kesindir ve itiraz yoktur.' Memurların elinde bir güç yok. Hak veriliyormuş gibi görünüyor ama aslında grev hakkını yasaklamış oluyor. Memurlar ve kamu görevlileri buna hayır demelidirler.
Evet derlerse önleri tamamen kapanmış olacaktır. Kendisine ne sunulursa ne verilirse onunla yetinmek zorunda kalacaklardır. Hayır derlerse haklarını alma şansına kavuşacaklardırlar. Geçelim, çocukların istismardan korunmasına. Şu anki anayasanın 41'nci maddesi zaten ‘çocukları korur' diyor. Çocukları korur dendiği zaman bu çocukların istismar etmesine müsaade mi ediyor? Şehrimize inelim, burada sahipsiz çocuklar, istismara uğramış çocuklar varsa, bizim emniyetimiz, bizim polisimiz, bizim halkımız çocuklarımızın haklarını korumayacak mı? Bu da göstermelik.
Eğer bu konuda gerçek bir sonuç isteniyorsa evet dediklerinde hiçbir şey değişmeyecek; ama hayır denirse bu konuda kurulmuş sivil toplum örgütleri gerçek temennilerini ileride yapılacak daha doğru düzgün sağlam bir anayasanın içine koymuş olacaklar. Kamu denetçiliği getiriliyor deniyor. Bu madde de güya bir kurumdan şikayetçiyseniz kamu denetçiliğine başvuracaksınız deniyor. O da size çözüm sunacak. Bu başvurduğunuz yerin yetkileri bilinmiyor. Kanunla düzenlenecek. Görevleri bilinmiyor. Kanunla düzenlenecek. Kim seçiyor? İktidar partisi seçiyor. İktidar partisinin çıkarlarıyla çakışıyorsa, hayatta vatandaş oradan sonuç alamaz.
Mesela YÖK'e gidiyoruz. 12 eylül anayasası içerisinde en çok şikayet edilen, vaktiyle hükümetinde şikayet ettiği YÖK'tü. Ne oldu da YÖK şikayetçi olunan bir kurum olmaktan çıktı? ‘Oraya ele geçirdik, oraya hakim olduk' mantığından dolayı mı bundan vazgeçildi? Cumhurbaşkanın yetkileri arttı. 2007 yılına kadar bu hükümet Cumhurbaşkanın yetkilerinin aşırı olduğunu söylüyordu. E şimdi ne olacak? Eğer ki YÖK'ten rahatsızsa o zaman bu anayasaya hazır diyecekler ki, doğru düzgün bir anayasa paketi hazırlansın ve karşılarına öyle gelsin vatandaşın.
Her konuda ayrışmaya başladığımızı söyledim. Toplumda çok ciddi bir ayrışma konusu da demokratik açılımla ilgili başlayan bir süreç yaşadık. Habur olayı vicdanlarda bir yara olarak kaldı. Ama hükümet ısrarla, ‘biz ne pahasına olursa olsun açılıma devam edeceğiz' diyor. Tamam bu kadar önemli. Bu kadar üzerinde duruyorsunuz. O zaman bu pakette o neden yok? Açılımı görmek isteyenler de hayır demeliler ki önlerinde sunulacak doğru düzgün bir anayasada kendi beklentileri karşılansın ve hükümetin niyetinden samimiyetinden emin olabilsinler.
Yurt dışına çıkışta sıkıntılar varmış. Usulsüz olarak yada gelişigüzel sebeplerle yurt dışına çıkışlar engelleniyormuş. Hakim teminatı getiriliyor şimdi güya; ama benim bildiğim ve araştırdığım kadarıyla vergi usul kanununa göre 150 bin lira ve üstünde vergi borcu olan, hakim kararı dışında yurt dışına çıkamıyor şu anda. 150 bin lira ve üstü vergi borcu olan da lütfen yurt dışına çıkamasın. 150 bin lira borcu olan biri için demiyorum; ama sizin için, benim için, öğretmen için, bakkal için böyle bir sıkıntı zaten yok.
Özel hayatın gizliliği söz konusu. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla belirlenir diyor. Yani, siz Sakarya'da yaşayan bir vatandaş olarak, kendinizle ilgili, adresinizle ilgili, kredi kartınızla ilgili, aklınıza gelen her türlü özel bilgileri başkaları tarafından gelişigüzel kullanılmayacağından emin olacaksınız.

Olması gereken bu değil mi zaten?
Evet. Ve bunu kanunlarla düzenleyebilirsiniz. Bakın özel hayatın gizliliğinden söz ediyoruz, ama yarın dinlemeye takıldınız diye bir telefon gelebilir. Özel hayatın en temel özgürlüklerinden bir tanesi haberleşme özgürlüğü. Siz bu konuda bir şüphe ve baskı yaratmışsınız. Şimdi ne kadar inandırıcı olabilirsiniz? Bundan büyük ayıp mı olur?

Devam edersek…
Deniyor ki; sendikaların örgütlenme özgürlüğü genişletildi. Halbuki, aslında sendikaların etkin siyaset yapmasının önündeki engelleri koruyor. Mesela çok yakın sendikacı dostlarım var. Kendilerinden öğrendiğim kadarıyla bir tane iş yerinde bir sendikaya üye olunması bile şu anda sıkıntılı. Ama şimdi iki üç taneye sendikaya üye olabiliyorsunuz. Zaten insanlar bir tanesine üye olamıyorlar. İki üç taneye nasıl üye olacaklar? Belki bir seçenek sunulmuş gibi işçilere; ama onların arsındaki güç birliği de ortadan kaybolmuş oluyor. Düşünsenize yüzde 50 aynı fikirde işverenin karşısına çıkmak var, bir de iki üç ayrı gurup olarak işverenin karşısına çıkmak var. Bu hem işverene hem de işçinin aleyhine.
Mesela, meclis başkanlığının görev süresi kaç yıl olacak? 2 yıl olacak. Bunun vatandaşla bir ilgisi yok zaten. Milletvekilliğinin düşmesi, parti kapatmadan ayrı tutulacak. Vatandaşla bir ilgisi yok. YAŞ kararlarına yargı yolu açılacak. Bunun sıradan bir vatandaş için bir önemi yok; ama YAŞ yoluyla atılan kişileri ilgilendiriyor. Bu da kendi içinde tartışmaya açık bir konu. Demokrasi rejiminin üç temel ayağı var; yasama, yürütme yargı. Demokrasi kuramcıları, sağlam bir demokrasi için bunlarının üçünün birbirinden, kesin bir şekilde ayrı olması ve denetlenebilir olması gerektiğini söylüyorlar.
Yürütme AKP, yasama bu anayasa değişikliğinde olduğu gibi çoğunluğun gücüne dayanıyor. Yasama da hükümet. Bağımsız ve tarafsız bir yargı bu ikisinin de denetçisi. Yargı tarafsız ve adil olsun. Biz bunu istiyoruz. Neden hayır demeliler? Çünkü hükümetin veya yasamanın meclisin yaptığı şeylere karşı tek güvenceleri yargıdır. Yargıda şayet iktidarın elinde olursa, vatandaşın bir güvencesi kalmayacak. Vatandaş güvence istiyorsa hayır demeli.
Yargıda çok önemli iki konu var. Biri Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluyla ilgili diğeri de Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı arttırılıyor. 3'nü meclis seçiyor. Kalanını Cumhurbaşkanı seçiyor. Hani Cumhurbaşkanın yetkilerini kısıtlayacaktık? Cumhurbaşkanı bu partiden gelmiyor mu? Görevi sona erdiğinde tekrar partiye geçmeyebilir mi? Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, bütün yargı sistemini düzenleyen, yargının bağımsızlığını bütün hakim ve savcıların yaptıkları ve yapamadıklarından sorumlu. Hiç gerek yokken hakim ve savcıların nasıl düzenleneceklerini ortadan kaldırıyorsunuz.

Sizce, referandum sonucu ne olacak?
Son bir ayda çalışmalar gittikçe artacak. Referandumdan hayır çıkacağını, çünkü milletimizin sağduyuyla karar vereceğini düşünüyorum. Bizim milletimizin hayırsever bir millet olduğuna inanıyorum.


Foto: Referandumdan hayır çıkacağını, çünkü milletimizin sağduyuyla karar vereceğini düşünüyorum. Bizim milletimizin hayırsever bir millet olduğuna inanıyorum.
Yazı Tarihi : 09 Ağustos 2010 Pazartesi


SRT Canlı Yayın İzlemek İçin Tıklayın SRT Canlı Radyo Dinlemek İçin Tıklayın
SRT İzlemek Çok Kolay
Spor Anasayfa
ADAPOSTASI
Memleketim TV
Yuxek Internet Teknolojileri - Web Tasarım - Programlama
Mazlum çikolata, şekerleme, lokum, kutu çikolatalar, helva, bebek şekerleri, nikah şekerleri, mevlüt şekerleri, tanzim çiçekler Yerel Seçimler, AKP, MHP, DP, CHP Belediye Başkan Adayları, Millet Partisi, Yerel Haberler, Seçimler, 2011 Seçimleri, Seçim Adayları KOXP,GB,PREMIUM,CASH,SilkRoad SILK,GOLD,iSROBOT,CabalOnline,BiteFight,WarRock,Ogame,Clan Savaşları Knight Online, SilkRoad Online, Cabal Online, Hero Online, WarRocK, World of Warcraft, Red Stone, Global Mu Online, Eve Online, Sword of New World, Metin2, Ogame, KlanSavaşları, Bitefihgt, Gladiatus, Ikariem, Joymax, K2 Network, Premium, Silk, Oyun, MMORPG, Knight Online, Knight Online premium, Knight premium, bronze premium, silver premium, gold premium, knight cash, kesn, gb, goldbar, en ucuz, indirimli knight arena, K2 Network, Premium, Silk, Oyun, MMORPG, Knight Online, Knight Online premium, Knight premium, bronze premium, silver premium, gold premium, knight cash, kesn, gb, goldbar, en ucuz, indirimli knight arena Knight Online, Gold bar, Premium Üyelik, Silkroad, Metin2, Runes of Magicgoldbar,GB, dupe, koxp, item pazarı, patch 1526, premium üyelik, knight türkiye, türkiye knight sitesi, bedava kosp, 1526, Server, Status, Server Durumu, Patos, Carnac, Logos, kosp 1526, czcombo goldbar,GB, dupe, koxp, item pazarı, patch 1526, premium üyelik, knight türkiye, türkiye knight sitesi, bedava kosp, 1526, Server, Status, Server Durumu, Patos, Carnac, Logos, kosp 1526, czcombo 1526 Knight Online, SilkRoad, SRO, Eve Online, Eve, Rakion, GunBound, Savasim, Kal Online, Cabal Online, Ogame, bitefight, metaldamage, Hükümran Senfoni, GameSultan, Joymax, K2 Network, GeForge, Premium, Silk, Oyun, MMORPG havaifişek, balon, süsleme, patlayıcı, volcano,firework,firework,havaifisek, havai fisek LCD stand, LCD Sehpa, Plazma Sehpa, Televizyon Sehpa, TV Sehpa, TV Stand, LED TV Sehpa, LEd Tv Stand, Aluminyum Sehpe, Ahşap Sehpa, Bismot LCD Stand Asansörlü Vitrin Kasa, Katlanır Kasa, Kuyumcu Vitrini, Aşağı Katlanır Kasa, Asansörlü Kuyumcu Vitrini, Aşağı Komple Kasa, Kuyumcu, Vitrin, Güvenli Kasa, Yukarı Komple Kasa Farmtech, Yazar İmalat, Anahtar Teslim Çiftlik, Çiftlik Projesi, Sağmal İnek Barınağı, Genç Hayvan Barınağı, Doğumhane-Revir Barınağı,Açık Gezinme Alanları,Buzağı Kulubesi,Hayvan Yatakları,Durak Demirleri,Suluk,Kaşıntı Fırçası,Yemlik Kilidi,Havalandırma Fanı,Sıvı Ve Kompost Gübre Sistemi,Gübre Sıyırıcı,Gübre Çukuru,Sıvı Atık Çukuru,Silaj Çukuru,Kaba Yem Deposu,Süt Sağım Binası,Süt Sağım ve Sürü Yönetim Sistemleri,Süt Soğutma Tankı,Güvenlik Çiti,İdari Bina,Yem Karma Makinesi,Kepçe ve Kazıcı Yazar İmalat, araç koltukları ve poliüretan parçalarının tasarım, prototip, kalıp fikstür ve üretimi ARAÇ KOLTUKLARI toplu taşıma araçları, traktör, forklift, iş makinası ve çeşitli araçlar için sürücü ve yolcu koltukları POLİÜRETAN PARÇALAR taşıtların ısı, ses yalıtımı, iç trim malzemeleri ve koltuklarının poliüretandan mamül sünger ve integral parçaları Parkcomfort Bank ve Çöp Kovaları Otomatik İskele,Hareketli Cephe İskelesi, Cephe iskeleleri, Motorlu İskele, lift iskele TASARIM (CAD/CAM CATIA V5), MODEL VE PROTOTİP, KALIP-FİKSTÜR TASARIMI VE İMALATI , YEM PARÇALAMA VE DAĞITMA MAKİNELERİ, SÖKÜLÜR TAKILIR KEPÇE , PALETLİ YÜRÜYÜŞ SİSTEMLERİ, SAÇ METAL PARÇA İMALATLARI, ELEKTROSTATİK VE YAŞ BOYA UYGULAMALARI Tanıtım, Çadır, Organizasyon, Balo, Event Company, Halkla ilişkiler, Fuar Organizasyon, Davet Organizasyon, Düğün Organizasyon, Yılbaşı Balosu, Aile Pikniği, Aile Günü, Kurumsal Organizasyon Diji-Art Reklam Ajansı
FG Medya Tanıtım, Organizasyon, AKM Reklam, Sinema Reklam, Led Reklam, Ledvizyon, Sinema, Açık Hava Reklam
Web Tasarım, E-Ticaret, Mobil Yazılım, Cep Telefon Yazılımı, Windows Mobile Uygulama