AHMET ALTAN'IN YAZISI
Yorumunu size bırakıyorum.
Demokratikleşme yolunda geldiğimiz nokta buysa yazıklar olsun böylelerine.
Ey Atatürk; "Türk Cumhuriyetini yıkmak için, "dahilî ve haricî bedhahların olacaktır." Değinde bunun gibilerden bahsettiğin artık apaçık ortada.
Ahmet Altan'da son model Türkiyeli'lerden.
Bir karış toprağa toprak gözüyle bakanlardan.
PKK'yı aklayıp, diğerlerini kötüleyenlerden.
İşte o yazıdan bölümler.
Ateşkes ilan edildi.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Çocuklar ölmeyecek demek.
Üstelik bu ateşkes belki de gerçek ve kalıcı bir barışın kapısını açacak.
Bu toplum Türküyle, Kürdüyle huzura kavuşacak.
Bu ülkeyi ve çocukları kurtarmak isteyenler olduğu gibi, bu ülkeyi ve çocukları kendi hesapları için feda etmeyi arzulayanlar da var.
Küçücük bir örnek bile nelerle mücadele etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
Ateşkes ne zaman ilan edildi?
Öcalan'ın avukatları İmralı'ya gittikten sonra.
O avukatlar daha önce de gidebilirlerdi İmralı'ya, ateşkes daha önce de ilan edilebilirdi.
Ama birileri İmralı'ya giden kosteri bozuverdi, yolculuk iptal edildi.
O kosterin gitmesi için Başbakan'ın devreye girmesi gerekmiş duyduğumuza göre.
Bunu sağladığı için sizi bilmem ama ben Başbakan'a minnettarım.
O kosterle gelen avukatlarla konuşan Apo da bu "ateşkesin" gerçekleşmesini sağladı.
Bunun için de Apo'ya minnettarım.
Öfke, hep ölüm getirdi.
Öfkeyle hiç kimseyi yaşatmayı beceremedik.
Öfkeyle öldürdük sadece, acı çektirdik ve acı çektik.
Kendimize, ülkemize, insanlarımıza bir şans tanımanın vakti gelmedi mi?
Daha ne kadar savaşılacak, daha ne kadar insan öldürülecek, hiç kimsenin kazanamayacağı bir savaş daha ne kadar sürdürülecek?
Durmalıyız.
Durmalı, düşünmeli ve yeniden başlamalıyız.
Geleceği yaratacak gücü, kararlılığı göstermeliyiz.
Olamaz mıyız, kısacık bir süre için bile olsa "büyük birer lider" gibi düşünemez miyiz, "geleceği belirleyenlerden biri de bendim" diyemez miyiz?
Yetmiş milyon büyük "lider" olmaya küçük jestlerle de başlayabiliriz, şu son yirmi dört saatte hiç silah patlamadıysa, hiç çocuk ölmediyse bunda Öcalan'ın önemli rolü var, hiç olmazsa ona da diğer mahkumlara tanınan hakları tanıyıp, hücresinde bir televizyon seyretmesini, sabahları gazete okumasını sağlayamaz mıyız?
Bir ateşkes jestine minicik de olsa böyle bir jestle cevap veremeyecek insanlar mı Türkler?
Karşılıklı olarak öfkemizi gösterdik, cesaretimizi gösterdik, biraz da karşılıklı olarak hoşgörümüzü, büyüklüğümüzü gösteremez miyiz?
Çocuklar için bunu yapamaz mıyız?
Yaparız deyin be, yaparız deyin, kurtaralım şu çocukları, yaşatalım.
Bir de kaderin dizginini biz tutup, o kaderi mutluluğa doğru biz sürelim.
GÜZEL SÖZLER
Kurnazlık her işe yarar, ama hiçbir iş için yeterli değildir.
Amiel
GÜNÜN FIKRASI
Bir gün dağda Temel ile Cemal yürürken Temel Cemal'e derki:
-"Yahu Cemal paksana, kus ölmüş daa!"
Cemal de havaya bakarak cevap verir: -"Ula Temel hanidur daa"
Yazı Tarihi : 23 Ağustos 2010 Pazartesi