BİR OSMANLI DÜĞÜNÜ ve SONRASINDAKİ ACILAR
"Bekâr çocuklarınızı evlendirin, zira bu vesile ile Allah ahlaklarını güzelleştirir rızıklarını genişletir ve haysiyetlerini/mürüvvetlerini çoğaltır." Ve daha bir çok ayet ve hadislerle emredileni yerine getirmenin mutluluğunu yaşamak için 15.11.2011 tarihinde oğlu için yaptığı düğün münasebeti ile ‘'Davete icabet sünnettir'' hadisine binaen bu mutlu gününde Sn. Süleyman Dişli ve ailesini yalnız bırakmazdım.
Saat 19.00 da başlayacağı belirtilen düğüne on dakika gecikme ile mülaki olabildim. Ama o erken saatte bile kocaman bahçe arabalarla, çelenklerle, davetli sivillerle, bürokratlarla, STK temsilcileri vs. lerle dolmuş, tabiri caiz ise iğne atsan yere düşmez bir mahiyet arz etmekte idi. Bu katılımın Süleyman bey'in belediye başkanlığından ve Sakarya milletvekili akrabası sn. Şaban Dişli' nin siyasi etkinliğinden kaynaklanmadığına eminim.
Belediye başkanlığı sıralarında eskiden olduğu gibi tevazu içinde, vatandaşın derdi ile hemdert kederleri ile müteellim, dürüstlüğünden ve yaşamından hiç taviz vermeyen biri olarak düğününe gelen misafirlerin arasındaki tarikat mensuplarının mevcut olması ve cemiyete Kur'an okunarak başlaması ve bitmesi apayrı bir güzellikti.
Sn. Dişli her ne kadar sakallarını kestirdi ise de müntesibi olduğu görüşten bu güne kadar hiç taviz vermemiştir. Bay ve bayan Dişli' nin sadece hemcinsleri ile tokalaştığı ve hanımefendinin ve ailesinin tesettürlü kıyafetleri inançlarından taviz vermediğinin kanıtı idi.
Uzun yıllardır görmeyi arzuladığımız damat bey kıyafetinin Osmanlı'dan seçilmiş olması da ayrı bir güzellik ortaya koymuştur. Ah birde gelin hanımın gelinliği de öyle olsa idi bu oluşum on numara ile değerlendirilebilirdi. Ne yalan söyleyeyim ben bunu oğlumun düğününde yapmak istedim ama muvaffak olamadım. Bu husus münasebeti ile de Sn. Süleyman bey' i ve oğlunu tebrik ediyorum. Allah c.c. kaybettiğimiz bu güzelliklerin tekrar yeşermesi için milletimizce bir anane haline gelmesi temennimdir.
Bunun sonrasında bir çok mutluluklarımızı geçtiğimiz hafta yaşadığımız menfur PKK saldırısı ile gelen ve gelmeye devam eden şehit ve Van' da meydana gelen deprem haberleri ile unuttuk. Şehitlerimize ve depremde ölenlere rahmet, geride kalanlara başsağlığı diliyorum. Bizler o ve diğer mutlulukları yaşarken PKK soysuzları da bu katliamları ile mutluluk! Yaşadıklarını zannediyorlar. Ne olduğu belirsiz hiç ve piç felsefesi savunucuları olarak hizmet ettikleri efendilerini! de mutlu! etmişlerdir herhalde. O efendilerinin! ABD emri ve AB sevdası ile idam hükmünü TCK dan kaldırarak bu günlere gelinmesinde yüzdeyüz katkısı olan zamanın başbakanı Bülent Ecevit, Yrd. cıları Mesut Yılmaz ve seçim meydanlarında hükümete seslenerek ‘'sen niye asmıyorsun ipin mi yok, al sanma ip'' diyerek ip atan Devlet Bahçeli; şehitlerin, şehit ana, baba ve kardeşlerin, gazilerin haklarını Ahiret mahkemesinde nasıl ödeyecekler bakalım. Allah'(c.c.) ımdan bu gibi acıları bir daha bizlere yaşatmaması için dua ediyorum. Saygılarımla kalınız saadetle efendim.
Yazı Tarihi : 27 Ekim 2011 Perşembe