YİNE GEL BAYRAM OLUR MU? YİNE...
YİNE GEL BAYRAM OLUR MU? YİNE...
Her eve misafirle birlikte giren hüzünlü neşe,
Bugün yerini mazlum bir sessizliğe bıraktı yine.
Bayramda çocuklar kadar sevindi yaşlılar.
Çocuklar kadar önemsendi, çocuklar kadar hatırlandı.
Pencereye yaslanmış bekleyen başları tatlı bir telaşın ardından bugüne yine aynı yere yaslandı.
Yine bekleme, yine ayrılma günü geldi.
Arifeden yaşanan heyecan bugün yerini bir boşluğa bıraktı.
Buluşmalar, kavuşmalar, gülüşmeler oldu
Ve yine, yine bitti.
Bir daha yaşanır mı bilinmez? Sorusu ile bitti.
Mezarda ki dedem, anneannem yine yalnız bugün.
Bitti yine bayram.
‘'Kalabalıkların içinde ki mutluluk'', bu sabah ki yorgunluğa bıraktı yerini.
Hiç bitmeyecek sanılan ‘'o uzun, kısa tatil'' son buldu yine.
Aynı cümleyle uğurlandı misafirler, hüzünlü gözlerle,
‘'Yine gelin olur mu, yine!''
Biten tatlının tepsisini yıkadı annem bu sabah.
Şeker kâsesini dolaba kaldırdı.
Bayramlıklar da kirli sepetine.
Hiç yıkamak da gelmedi içimizden kirlenen arabamızı.
Uzun lafın kısası, işin özeti, diyeceğim odur ki;
Biz neden bitince severiz her şeyi?
Ne diye elimizden kayıp gidene duyarız ki özlemi?
Parayı, sevgiliyi, ev, barkı, okulu, bayramı ne diye yitirince ararız, severiz ki?
Keşke gelse!
Keşke dönse!
Yine olsa!
Yine yaşansa!
Lakin bitmeli her şey fikrimce,
Yerinde, vaktinde, zamanında
Bitmeli.
Tadı damakta kalarak, keşkelere ve yinelere fırsat vererek.
Verdiği boşluğa, yaşattığı hüzne rağmen bitmeli
Bitmeli ki,
Yenisine duyulan heyecan eskisinden samimi olmalı.
KİM NE DEMİŞ?
MONTAIGNE demiş ki;
İstediğiniz kadar yüksek sırıklar üzerine çıkın. Yinede kendi bacaklarınızla yürüyeceksiniz.
Yazı Tarihi : 03 Ekim 2008 Cuma