HASTANEYE ÖLDÜKTEN SONRA MI GİTMELİ?
HASTANEYE ÖLDÜKTEN SONRA MI GİTMELİ?
Bundan tam dört yıl önce yeğenim, abimin oğlu oldu.
Erken bir doğum oldu, yani bebek prematüre doğdu.
İstanbul Kartal Eğitim ve Araştırma hastanesine sevkettiler.
Çünkü sadece bir kg'dı, hem de akciğerleri henüz tam oluşmadığı için nefes darlığı çekiyordu.
Sevk için ambulans gerekiyordu doğal olarak.
Her şeyi,
Doğum süresince gereken her ihtiyacı olduğu gibi ambulansı da bizim ayarlamamız gerektiğini,
Hatta biraz beklememizi söylediler.
Bekledik,
Ayarladık.
Ambulans geldi.
***********
Sonra ne oldu biliyor musunuz?
Bebeği benim kucağıma verdiler ve ambulansa bindirdiler.
Minicik, minicikten de küçük bir canlı,
Burnunda ve kolunda kablolar ve hayatı tehlikede ve daha ömründe normal bebeği bile tutmamış olan halasının kollarında İstanbul'a gidecek.
Ve uyardılar.
Bu kablolara dikkat edin, sakın kolunuzu oynatmayın.
Ambulansın önüne bir şoför ve bir sağlık memuru bindi.
Arkada ben, abim ve bebek.
Yüreğimiz ağzımızda, gözümüzde yaşlar ve dilimizde dualarla hayatımızın en zor yolculuklarından birini yaptık.
Hastaneye vardığımızda, ambulans bizi hastanenin demir sürgülü bahçe kapısında bıraktı.
Bebeği yine kendimiz acil servise götürdük.
Neyse ki, çok şükür ki uzun bir hastane sürecinden sonra her şey normale döndü
Ve yeğenim bugün 4 yaşında ve çok sağlıklı bir çocuk.
***************
Ama o akşam olması gerekenler olmadığı, gösterilmesi gereken sorumluluk gösterilmediği için minik bebeğimize bir şey olsaydı bunun hesabını kim verecekti?
Tıpkı iki gün önce yaşanan olayda olduğu gibi?
Tıpkı sevk edildiği ambulansta kalbi duran ve doktor olmadığı için müdahele yapılamayan ve ölen 1 yaşında ki bebeğin başına gelenler gibi.
Düşünün ki, Düzce'den Kocaeli Tıp Fakültesi'ne boğazına cisim kaçmış ve nefes alamayan bir bebeğin sevki yapılıyor ve ambulansta doktor yok.
Ve bebeğin yolda kalbi duruyor.
Sakarya'da duruyorlar ve Toyotosa'ya getiriyorlar.
Bebeğin kalbi çalıştırılıyor ama sonra Kocaeli Üniversitesi'nde yapılan tüm müdahelelere rağmen kurtarılamıyor.
Ve 1 yaşında acı içinde hayata gözlerini yumuyor.
Neden?
Bir tarafını kaldırma zahmetinde bulunamayan, insan hayatını önemsemeyen birkaç vurdumduymazın yüzünden.
************
Şimdi gözümün önünde tek resim var.
Annenin acısı.
Annenin sızlayan ve sızısı asla geçmeyecek olan yüreği.
Ölüm acısı, evlat acısı çok zor da bir de üstüne
İhmal ve sorumsuzluk gerçeği.
İşte bu tarif edilemez bir duygu olsa gerek.
Bu ne ilk, ne de son örnek maalesef.
Bu kafalarla, bu sistemle ve değer yargıları ile acaba daha kimlerin canı yanacak?
Allah aşkına bu memlekette insan canının kıymete binmesi için,
İllaki ölü olarak mı hastaneye getirilmesi gerek?
KİM NE DEMİŞ?
Mme Jeane Roland demiş ki;
Düşüncelerle karşılaşınca zayıflar korkar, aptallar karşı gelir, akıllılar karar verir, ustalarla da yönetir.
Yazı Tarihi : 15 Ekim 2008 Çarşamba