"MUSTAFA" FİLMİ ÜZERİNE
"MUSTAFA" FİLMİ ÜZERİNE (1)
Daha evvelden Gelibolu filmi şimdi ise Mustafa filmi.
Gelibolu filmini izleyenler bilir.
Filmde Anzaklar başrolü oynuyor.
Sanki Anzakları anlatıyor.
Ve Atatürk'ten tek bir kelime söz yok.
Mustafa filmini izlemedim ama gelen maillere baktığımda izleyenler hiçte memnun değil.
Her yönü ile çarpıtılmış bir film gibi.
Dün mailime gelen bir yazı.
Sizlerle paylaşmak istiyorum.
İki güne sığacak bu mailin yorumunu sizlere bırakıyorum.
Mustafa filmini izleyen psikolog Sebla Kutsal, dayanamayıp bir mail yazmış.
Yazdıklarına aynen katılıyorum, bugün bu köşe Sebla Kutsal'ın.
Çocukluğunun bir Rum çocuğuna oynatılmasından başlayarak, içinde yığınlarca ‘ihanet' barındıran bir film bu.
Can Dündar dünkü yazısında "Film, Atatürk'ün imza attığı büyük devrimi belgelemekle birlikte özel hayatına da giriyor, sofrasından, yalnızlığından dem vuruyor, dinin toplumsal hayattan tasfiye edilmesi gereğine ilişkin radikal görüşlerine yer veriyordu." diyor.
Can Dündar'ın Atatürk'ü kavramaya bazı melekelerinin yetmediği açık.
Dini toplumsal hayattan tasfiye etmek bence çok iyi fikir, ama Atatürk'ün böyle bir niyeti hiç olmadı.
"Can Dündar Nobel'i hak ediyor!
29 Ekim'de Can Dündar'ın "Mustafa" isimli filmine gitme gafletinde bulundum.
Dündar filminde büyük bir mucizeden bahsediyor…
Özetlersek, filme göre, Mustafa denen bu kişi;
Birkaç sefer özenle altı çizildiği üzere karı-kız düşkünü, bir oturuşta mutlaka bir büyük rakı içen, bugün karşılaşsanız, eline bir psikiyatrın kart vizitini tutuşturup "aman bir an evvel bu numaradan bir randevu al kendine" dedirtecek derecede vahim kişilik bozukluklarına sahip, çok zengin bir kadın için sevgilisini terk edip onun intiharına neden olan, çocukken yediği bir dayak üzerine yıllarca içinde bitmek bilmeyen bir kini biriktirip, sırf bu sebeple ülkeyi laiklikle buluşturarak, modern eğitimi başlatarak, dini eğitim veren kurumda yediği dayağın öcünü alan birisi…
Sadece bu kadar mı sandınız?
Elbette hayır! Cephedeki cesaretine bir kez olsun değinilmeyen Mustafa'nın geceleri karanlıkta uyuyamadığını öğreniyoruz…
İçinde sürekli bir korku ve tatminsizlik hissi taşıyor.
Cumhurbaşkanı olup da artık hiçbir şey yapmadan boş boş oturmaya başlayan bu adamın iç sıkıntısı daha da büyüyor.
Öyle ki tek tesellisi çalgılı, içkili sefa âlemleri.
Yapayalnız kaldığı dünyasında hasta ruhuna gitgide teslim oluyor.
Çok mutsuz, hem de çok…
Film, Mustafa'nın "dinsiz" olduğunu vurgulamak üzerine kurgulanmış.
Kurtuluş savaşını desteklerini alabilmek için dindar kesimleri ve kurumları kandırmış, sonra işi bitince de onların ipini çekmiş.
"Dinin afyon etkisi" üzerine söyledikleri filmde sık sık yer alırken, Ramazan ayında içmediği, Kur'an tercümesi yapan özel bir görevli yardımıyla dini anlamaya çalıştığı ve malum çevrelerin sıkı adamı Nevzat Yalçıntaş'ın ortaya çıkardığı üzere Hz. Muhammed'in mezarını yıkmak isteyen Suudiler'e "orduları gönderirim, ayağınızı denk alın" mealinde bir telgraf yollayarak mezarı yıkılmaktan kurtardığı, vb. birçok bilgi seyirciden özenle saklanmış.
GÜZEL SÖZLER
Eğitim, öğrencilere saygıyla başlar.
Emerson
GÜNÜN FIKRASI
Çapkın delikanlı genç kızı akşam yemeğine götürmüş, yemekten sonra da evine davet etmiş. Delikanlının niyetini anlayan genç kız itirazı basmış: -"Evlenmeden katiyen olmaz." Delikanlı cebinden kartvizitini çıkartıp vermiş: -"O zaman evlendikten sonra beni ara..."
Yazı Tarihi : 03 Kasım 2008 Pazartesi
NEDEN FİLİMİ İZLEMEDEN GELEN YORUMLAR ÜZERİNE KONUŞTUĞUNUZU VE HATTA İLERİ GİDEREK FİLİMİ AŞAĞLAYAN BİRİNİN MAİLİNE YER VERİYORSUNUZ?
REYHAN AYDOĞDU @ 04.11.2008 17:49:18