"MUSTAFA" FİLMİ ÜZERİNE (2)
"MUSTAFA" FİLMİ ÜZERİNE (2)
Kurtuluş savaşı harita üzerinden ve birkaç basit sahneyle "oldu da bitti maşallah" tadında kestirme yoldan anlatılmış.
İnsanda, tüm milli direnişin ve çarpışmaların kısacık bir sürede tamamlandığı ve memleketin kolayca kurtulduğu hissi uyanıyor.
Zaaflarla dolu zayıf karakterine ve acı dolu anılarına tutunarak sürüklediği ömrünün en sıkıntı verici son döneminde ise Mustafa "beni hatırlayın!" diyor.
Hatırlanmaya değmeyeceğinin kendisi bile farkında olmalı ki, unutulmaktan ölesiye korkuyor…
Film, sürekli not tutmak suretiyle tekrar tekrar izlenir ve derin yapısını çözmeyi amaçlayan bir gözle incelenirse, yukarıda yazdığımdan çok daha fazla Mustafa aleyhtarı unsur kolaylıkla listelenebilir.
Aktardıklarım, bir çırpınışta aklıma gelebilenlerden ibarettir.
Dündar filminde büyük bir mucizeden bahsediyor…
Çünkü Dündar'ın Mustafa'sı, bırakın çeşitli devletlerce işgâl edilmiş bir ülkeyi düşmandan temizleyip yeni bir ülke kurmayı, bir sürüye çobanlık yapmayı bile beceremeyecek bir adam.
Ancak nasıl oluyorsa Türkiye'yi kuruyor!
Yani film bir mucizeyi anlatıyor…
Oysa ki savaşlar ve şehitler kan kırmızısıdır.
Yepyeni bir devletin kuruluşu ve bir ulusun şahlanışı buz gibi gerçektir.
Mucizeler ise ancak masallarda anlatılır.
Yazdığı ve yönettiği masalla Can Dündar, görevini ifşa etmiştir.
Misyonu tamamlanmış bir görevli olarak kesinlikle eserini bir masal kitabı olarak da yayınlamalı ve hak ettiği Nobel ödülünü almalıdır!
Ancak ben Mustafa'yı tanımıyorum…
Sadece Mustafa Kemal bilirim ki kendisine Atatürk denir.
O da bizim gibi etten kemiktendir lâkin bedeni çürüyüp gitmişse de ruhu bizimledir.
İnsan olduğu için hatalar yapmıştır fakat hatalarıyla doğrularını iki ayrı kefeye koyup da hakikâti göremiyorsak, içimizdeki vicdanın terazisine yazıklar olsun!
Benim gibi düşünenlere, "Atatürk'ü putlaştırmayın, O'nu da herkes gibi doğrularıyla yanlışlarıyla tartışalım" diye saldıracak olan aydınımsılara cevabım önceden hazırdır;
"İyi niyetinize bir saniye olsun inanabilseydim, kapımı açar sizi beklerdim…"
Havai fişek sesleri İstanbul'u inletirken yazıma son veriyorum…
Değerlerimiz, bir kum saatinin incecik belinden akıp giderken, o gösterişli fişeklerin gürültüsünün çığlıklarımızı bastıramamasını, gökyüzünü kaplayan renk cümbüşünün gözlerimizi boyayamamasını temenni ediyorum…"
Sevgili okuyucularım.
Dün ve bugün okumuş olduğunuz yazıdan da anlayacağınız gibi Mustafa Filmi'nin amacının ne olduğu açığa çıkmıştır.
Toplumun her kesiminden tepki alan bu filme Turkcell'in neden sponsor olmadığı da böylece belli oldu.
Turkcell yetkilisi " Atatürk'ü yücelten, onu en iyi tanıtacak olan her filme sponsor oluruz" diyor.
Mustafa filmine ise Atatürk'ü "yanlış" tanıttığı için sponsor olmadıklarını söylüyor.
Can Dündar'ın bu filmi geri tepti.
Ve bu konuda çok büyük tepkiler aldı.
Bir tarafın beğenisini kazanırken diğer taraftan yeni bir tartışma ortamı yarattı.
Önümüzdeki günler Atatürk ile ilgili tartışmalara gebe olacaktır.
Bravo sana Can Dündar.
Bir bu gündemimiz yoktu onu da yarattın.
GÜZEL SÖZLER
Bizi, bizden başka kimse utandıramaz.
J. G. Holland
GÜNÜN FIKRASI
Bir adamın çocuğu olmazmış.Adam Allaha yalvarıyor" yarabbim bir çocuk ver 9 yaşına gelene kadar seveyim sonra canımı al."
Eşi hamile kalıyor ve bir çocukları oluyor. Çocuğun 9 dokuz yaşına girmesine bir hafta kala Allaha " canımı al" diye söz verdiği için bir telaş alıyor. Bir imama gidip derdini anlatıyor. İmamda senin derdine bektaşi bir çare bulur demiş ve adam Bektaşinin köyüne gitmiş. Bektaşi derenin kenarında şarabını içerken adam derdini anlatmış. Şaraptan bir yudum alan Bektaşi adama diyor ki:
Sen bunu Allaha söylerken yanında kimse var mıydı?
Adam "yoktu" diyor
Bektaşi de diyor ki " o zaman inkar et olsun bitsin."
Yazı Tarihi : 04 Kasım 2008 Salı